Ads

Kız Bebek İsimleri ve Anlamları A-Z

Akcan: Ak yaşam; temiz ruhlu kişi, ak tenli ve cana yakın akça pakça sevgili
Aksel: Ak renkte sel
Aksen: Sen aksın, kirlenmemişsin, temizsin
Aksu: Ak renkli su, köpüren su; Anadolu’da kimi akarsuların adı.
Akün: Iyi ve temiz ün
Ala: Alaca, karışık renkli açık kestane rengi, ela
Alanur: Alacalı ışık, ala ışık
Alçin: Al renkli küçük bir kuş
Alev: Yanan ve ışık veren şeylerin türlü biçimlerde uzanan dili, alaz, yalım
Algül: Al renkli gül kırmızı gül
Algün: Al renkli Güneş kırmızı güneş
Alım: Gözü gönlü çeken nitelik,çekicilik, gönül çelen güzellik, albeni
Alkım: Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla Oluşan yedi renkli görüntü, gökkuşağı ebemkuşağı
Almıla: Al elma
Anatolya: Türkiye’nin Asya kıt’asında bulunan topraklarına verilen ad,Anadolu.
Yunanca-Anatolia, güneşin doğduğu yön .
Anıl: “Sözü edilmek ya da düşünülmek” demek olan “anılmak” eyleminin buyurma kipinin ikinci tekil kişisi; “daima anılasın” dileğinide içerir.
Asena: Dişi kurt; güzel kız
Aslı: Kerem ile Aslı adlı halk öyküsünün kadın kahramanı
Aslıhan: Kerem’in sevgilisi Aslı’nın bir başka adı
Aslım: Soyum sopum, kökenim; benim olan Aslı
Asu: Azgın ve huysuz at
Aşkım: Sevdiğim, sevgilim
Aşkın: Benzerlerinden üstün olan, çok, fazla üstün, aşan, geçen; üzüm bağ ve asmalarında Yeni göğeren dallar, dalların ucundaki yapraksız uzantılar, filiz, ışkın.
Ateş: Odun, kömür, ot gibi özdeklerin yanmasıyla ısı ve ışığın birlikte belirlemesi; Tutuşmuş olan nesne
Ay: Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi
Aybike: Ay gibi güzel ve el değmemiş kadın.
Ayca: Ay gibi, yüzü Ay gibi güzel olan
Aycan: Ay gibi güzel insan
Ayça: Ay’ın, ilk günlerinde aldığı yay biçimi, Ay’ın ilk günlerindeki Görünüşü, yeni ay, hilal
Ayda: Gülgillerden, dere kıyılarında, çayırlarda yetişen bir bitki; şaşma üzülme, İsteklendirme, bilirir bir ünlem
Aydan: Ay gibi güzel, Ay’dan yapılmış
Aydeniz: Ay ile denizsin
Aygül: Ay ve gül gibi güzel
Aygün: Ay ile Güneş
Ayla: Ay’ın ve kimi yıldızların çevresindeki görülen ışık çemberi, aylin
Aylan: Açık alan
Aylin: Ay’ın ve kimi yıldızların çevresinde görülen ışık çemberi, ayla,
Aynur: Ay gibi ışık saçan, Ay ışığı
Ayperi: Ay ve peri gibi, çok güzel
Aysan: Ay gibi güzel san
Aysel: Ay ile selden oluşmuş
Aysın: Ay gibisin, Ay kadar güzelsin
Aysun: “Sunmak”tan “sun” buyruğu ile Ay’dan oluşmuş bir ad, Ay’ı sun
Aysuna: Ay gibi güzel yaban ördeği
Ayşan: Şanı Ay gibi parlak olan, görkemli, parlak
Ayşen: Ay gibi güzel ve şen, şen Ay
Ayşıl: Ay ışığı
Ayşın: Ay ışını
Ayten: Ay gibi güzel ten, güzel tenli
Aytolun: Ay’ın en dolgun evresindeki durumu, dolunay
Aytuna: Gökteki ay ile Tuna Irmağın’dan oluşmuş bir ad
Aytül: Ay’ın tüllü Ay ile tül, Ay tülü
Ayzıt: Türk söylencebiliminde güzellik tanrıçası, ödüllendirici tanrıça

B
Balcan: Bal gibi can, tatlı can
Baldan: Bal gibi tatlı, baldan yapılmış
Balım: “Benim balım” bal gibi tatlım
Başak: Ekinlerin, taneleri taşıyan kılçıklı başı
Bediz: Açık , belli, görünen; süs bezek, bedis
Begüm: Hanım, hanımefendi, saygıdeğer kadın
Belen: Iki dağ arasından geçen yol, geçit; tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe
Belgin: Kesin olarak belirlenmiş olan, belirgin açık
Belgün: Belli, belirli gün
Beliz: Işaret ve iz nişan ve iz
Benan: Beni an beni unutma
Benay: Ben Ay’ım Ay gibiyim
Bengi: Ölümsüz, sonsuz, sonsuza dek sürecek olan, hiç ölmeyecek olan
Bengisu: Ölümsüzlük suyu, içene ölümsüzlük vereceği söylenen söylencesel
Bensu: Ben su gibiyim, güzelim
Beren: Koyun yavrusu, kuzu; güçlü; tanınmış
Betül: Erkek eli değmemiş, erkekten uzak yaşayan, namuslu kadın
Bezen: Bezek, çok göze çarpan süs.
Bike: Evlenmemiş, çocuk doğurmamış, erden
Bilge: Çok ve sağlam bilgili, bildiğini kendisi ve başkaları için en yararlı bir biçimde kullanabilen, geniş ve derin bilgili
Bilgül: Bil ve gül, “bilirsen gülersin, mutlu olursun”
Bilgün: “Günü bil”
Binnaz: Bin türlü naz eden, bin tane naz
Bircan: Biricik ve cana yakın
Birce: Biricik, bir tanecik
Birgül: Bir tek gül
Birim: Bir niceliği ölçmek için kendi türünden seçilen örnek ve değişmez parça; birtanem, biriciğim
Biriz: Bir tekiz
Birsel: Bir sel gibisin, bir selsin
Burcu: Güzel koku, ıtır
Burcum: Güzel koku; burcu
Burçak: Taneleri hayvan yemi olarak kullanılan, mercimeğe benzeyen bir bitki
Burçin: Dişi geyik, bozçin, bürçin
Büklüm: Bükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka ya da kat kıvrım
Büyüm: Benim büyüm

C
Canal: Güzelliğinle canlar yak
Candan: Içten, yürekten
Cankat: Mutluluk getiren cana can kat
Canöz: Canın özü, yaşamın özü
Cansen: Can sensin
Cansın: Tatlısın, sevgilisin
Cansun: Güç sun, canlılık sun
Ceren: Çöllerde yaşayan, çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan
Ceylan: Çölde yaşayan, geyik türünden, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, çok hızlı koşan, ince bacaklı, çok güzel bir hayvan, ceren

Ç
Çaba: Bir işi yapmak için harcanan güç
Çağ: Belirli bir özelliği göz önünde tutularak ele alınan zaman bölümü
Çağıl: Çağ ile ilgili, çağdaş; çakıl, “çağıl çağıl” ikilimesinden biri
Çağın: Şimşek, yıldırım
Çağla: Erik, kayısı ve özellikle bademin taze yemişi, ham yemişi
Çağlayan: Akarsuyun, yüksekten çağıltılarla, köpürerek döküldüğü yer
Çığıl: Başa takılan altın
Çiçek: Bitkinin, genellikle güzel, kokulu, renkli bölümü
Çiğdem: Türlü renklerde çiçek açan bir kır bitkisi
Çiler: Güzel ötüşlü, bülbül gibi çileyen
Çimen: Doğal olarak biten çim, yeşillik
Çise: Çiseleyen yağmur damlası
Çisem: Çise

D
Dal: Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
Damla: Yağmur ya da bir sıvanın, çok küçük, yuvarlak biçimli parçası
Defne: Defnegillerden, anayurdu Anadolu olan ve özellikle Ege Bölgesin’nde bol yetişen yaprakları güzel kokulu, yaz kış yeşil kalan bir ağaç
Demet: Ekin, çiçek gibi bitkilerin birkaçının yada bir bölümünün bir arada bağlanmış biçimi
Deniz: Yeryüzünün büyük bir bölümünü örten, derin ve çok geniş tuzlu su
Derin: Dibi yüzeyinden yada ağzından uzak olan, derinliği olan; Çok içten gelen ve içe işleyen
Devrim: Kısa zaman içinde, olumlu yönde önemli niteliksel değişmelere yol açan devinim
Dicle: Kaynağı kuzeydoğu Anadolu’da bulunan, ülkelerimizden sonra Irak topraklarından
geçerek denize dökülen büyük ırmak
Dilek: Dilenilen şey, istek
Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç
Diril: “Dirilmek”ten buyruk; el dokuması bez
Dirim: Canlılık, dirilik, sağlık, yaşam
Doğa: Canlı ve cansız nesnelerden oluşan varlığın tümü; Kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç; yaratılış
Doğu: Güneş’in doğduğu yön
Dolunay: Ay’ın dolun durumu, Ay’ın bütünüyle parlak olduğu zamanki hali, Ay’ın her ayın ortalarında aldığı dolgun görünüm
Doruk: Bir dağın, bir tepenin, yüksek bir yerin, tepesi, en yüksek yeri
Duru: Bulanık olmayan, açık, temiz
Durugül: Arı duru ve gül gibi güzel
Durusu: Bulanık olmayan, dalgasız, pırıl pırıl ve dibi görünen su; temiz su
Duygu: Iyi ve güzel şeyleri sevebilme, onları duyumsayabilme yeteneği; Anımsanacak duyuş; gönülden uyanan yankı ya da tepki; duyumsama

E
Ece: Kral karısı ya da krallığı yöneten kadın, kraliçe; (mecaz olarak) türdeşleri arasında üstünlüğü, yeteneği olan kadın, güzel kadın
Ecem: Benim olan ece, kraliçem
Ekim: Toprağa tohum ekme işi, ekmek eylemi ve biçimi (Ekim ayında doğan çocuk için)
Ekin: Tahılın tarlaya atıldığı andan harman oluncaya değin aldığı durumun tümüne verilen ad; buğday
Ela: Sarıya çalan kestane rengi, ala
Elçim: Deste, demet, tutam
Enginsu: Açık deniz
Erenay: Yetişip gelen Ay
Erensu: Ermiş gibi ve su gibi aziz olan
Ergül: Erken açmış gül; erken gülesin, erken mutlu olasın
Esen: Vücutta hiçbir eksikliği olmayan, sağlıklı; sağlığı yerinde olan esmekte olan yel
Esin: Içe doğan şey, bir şeyi yaratmaya yönelten güzel duygu; tatlı tatlı esen yel, esinti
Esmen: Esici,esen
Eti: Anadolu’da milattan önce 1900-1200 yılları arasında egemen olan, büyük uygarlık kuran Orta Asyalı bir ulus, Hitit
Evrim: Kendiliğnden oluşan değişim, dönüşüm
Evşen: “Evi şenlendiren”, “evin neşesi, şenliği
Eylem: Bir değişiklik doğurabilecek etkili davranış; yapılan iş
Eylül: Yılın dokuzuncu ayı
Ezgi: Belli bir kurala göre yaratılan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi uyumlu ses; müzikli ses, şarkı, türkü
Ezgü: İyi kimse

F
Filiz: Yeni sürmüş körpe dal; dal haline gelmiş körpe tomurcuk
Funda: Çalı görünüşünde ve çok çeşidi olan bir bitki, süpürge otu

G
Gelincik: Kırmızı ve büyük çiçekli bir kır bitkisi
Gizem: Açıklanamayan ya da çözülemeyen soru, aklın çözemediği, erişemediği şey
Gonca: Henüz açılmamış, tomurcuk
Goncagül: Açılmamış gül, tomurcuk gül
Gökben: Mavi benli
Gökçe: Mavi gözlü, mavice
Gökçen: Güzel; yiğit; mavi gözlü, gökmen
Gökmen: Güzel; yiğit; mavi gözlü sarışın
Göksel: Gökle, gökyüzüyle ilgili
Göksen: Sen göksün
Göksu: Mavi su
Gökşen: Mavi gözlü ve şen

H
Hepgül : Yaşam boyu gül, yaşam boyu mutlu ol, mutluluk içinde yaşa
Hepgüler : Hiç durmadan güler, boyuna güler, her zaman güler; yaşamboyu mutlu olur

I
Ilgaz: Çankırı-Kastamonu arasında, Batı Karadeniz Bölgesi’nin en yüksek dağlar topluluğu
Ilgım: Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltısı, güneş ışınlarının eğilmesiyle ilgili, gözü yanıltan bir doğa olayı, serap
Ilgın: Beyaz ya da pembe çiçekli, çok hafif yapraklı bir ağaçcık (genellikle küçük akarsu kıyılarında bulunur)
Irmak: Akarsuların en büyüğü
Işık: Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç; nesneleri görmemize yarayan fiziksel erke; Güneş ve benzeri bir kaynağın yaydığı aydınlık
Işıl: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık
Işılay: Işıldar ışık verir, pırıldar, şavkır, ışıl ışıl yanar, ışık saçar
Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ve uzayıp giden ışık çizgisi
Işınsu: Işın saçan su, ışıklı su, ışıklı su, parıldayan su, pırıl pırıl su

İ
İçim: Bir yudumda içilecek miktar; bir şey içilirken alınan tat çok güzel çok alımlı, çok çekici demek olan bir içimsu deyimindede geçer
İldeniz: İldenizoğulları Devleti’ni kuran Türk büyüğü, ülke denizi
İlgi: İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki; bir şeye karşı duyulan bilme isteği
İlkay: Ay’ın ilk günlerindeki durumu
İlkcan: Genellikle ailenin ilk doğan çocuğuna verilen bir ad, ilk sevgili
İlke: Kendisinden vazgeçilemeyecek ana düşünce, uyulması gereken davranış kuralı
İlknur: İlk ışık
İlkyaz: Kıştan sonra gelen güzel mevsim, ilkbahar
İlter: Yurdu koruyan, yurdu savunan, yurtsever
İmge: Düş, hayal, görüntü, tasarım
İnce: İnce yapılı; kalınlığı az olan; düşünce, davranış bakımından incelik gösteren
İnci: İstiridye ve benzeri kabuklu deniz hayvanlarını içinden çıkan, süs eşyası olarak kullanılan, sedef renginde, çok değerli, yuvarlak ve sert tanecik
İpek: İpekböceğinin kozasından çıkarılan çok ince ve parlak tel; bu tel ile dokunmuş (kumaş) ince ve yumuşak
İzgi: İyi, güzel, doğru, akıllı, zeki

J
Jale: Gece olusup, sabah çiçeklerin üzerinde görülen damlacik, çiğ
Jalenur: Parlayan, ışıldayan çiy
Julide: Karışık, karmaşık – Derinlik

K
Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organları
Karaca: Geyik türünden, boynuzları, küçük ve çatallı bir av hayvanı, dağ keçisi yaban keçisi
Kıvılcım: Yanmakta olan maddeden sıçrayan küçük ateş parçası
Kutlu: Uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, kutsal
Kuzey: Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön

L
Lale: Yaprakları, uzun, çeçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte, güzel bir süs bitkisi ve onun çiçeği
Leman: Parıldayan, parıltı
Lerzan: Titreyen, titrek, parıldayan titrek ışık
Leyla: Gece, uzun ve karanlık gece

M
Maral: Dişi geyik, meral
Maviş: Ak tenli ve mavi gözlü
Meltem: Yazın karadan denize doğru esen ve tatlı bir serinlik yapan Mevsim yeli
Meral: Dişi geyik, maral
Meriç: Bulgaristan’dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra, Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi’ne dökülen ırmak
Mine: Maden eşya üzerine işlenen renkli sır tabakası, çok ince nakış
Mutlu: Bütün istek ve özlemlerine kavuşmuş olan
Müge: Çan biçiminde ak çiçekler açan bir süs bitkisi,ünçiçeği

N
Naz: Kendini sevdirme davranışı, nazlanma, cilve
Nazlan: Naz yap, cilveli ol
Nazlı: Naz yapan, cilveli, işveli
Nazlım: Naz yapanım, işvelim, cilvelim, benim nazlım
Neşe: Üzüntüsü olmamaktan doğan ve dışa vurulan sevinç
Nice: Ne kadar, ne denli, nasıl, oldukça çok
Nil: Afrika’da Viktorya Gölü’nden çıkıp Mısır’ı baştan başa geçerek Akdeniz’e dökülen büyük ırmak
Nilay: Nil ve Ay, Nil’e ışıklarını saçan Ay
Nilgün: Nil ile Güneş, Nil Güneş
Nilüfer: Durgun sularda yetişen, yaprakları yuvarlak ve geniş beyaz, sarı, mavi, pembe, çiçekli bir bitki
Nur: Aydınlık, parıltı, ışık
Nurcan: Işık ile can, ışık ile yaşam, aydınlık yaşam
Nurdan: Işıktan yapılmış
Nurperi: Işıktan yapılmış ve peri kadar güzel; güzel ışıklı peri
Nursel: Işık, ışıktan yapılmış sel
Nurseli: Işık seli
Nursen: Işık sensin, sen ışıksın
Nurşen: Işıklı ve şen, aydınlık ve yaşamından memnun; ışık ve mutluluk saçan

O
Odil: O tatlı dil
Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih
Olgaç: Olgunlaşmış, yetişmiş, bilen, bilgili
Omay: Beğenilen, sevilen
Oskay: Neşeli, şen, sevinçli
Oya: İğne, firkete, tığ, ya da mekikle yapılan, iprişimden önce dantel oya gibi güzel olan
Oylum: Derinlik, bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, kıvrım, bukle

Ö
Ödül: Iyi bir işe, bir başarıya karşılık olarak verilen şey armağan
Öğün: Güzelliğinle, herşeyinle, övün, kendini öv
Öğünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, Övünme; kıvanç, övünç, sevinç
Övgü: Övme, övmek için söylenen söz
Övgül: Övgüye değer, övülmeye değer, övülesi
Övül: Övülesin
Övünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç, övgünç,
Öykü: Ayrıntılarıyla anlatılan olay; gerçek ya da tasarlanmış olayları Anlatan, romandan kısa düzyazı türü, hikaye
Özde: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan
Özden: Yürekten, içten, candan; gerçekten; temiz soylu; özsu
Özen: Bir işi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma, özenme; istek heves
Özge: Başka, başkası, el yabancı
Özgen: Özü geniş, özgür, başkasının kölesi olmayan
Özgü: Özellikle biriyle ya da bir şeyle ilgili, belli bir şey de ya da kimsede bulunan
Özgül: Özellikle bir türle ilgili olan; özü kendisi gül gibi olan
Özgün: Bir benzeri olmayan yalnız, kendisine özgü nitelikleri taşıyan
Özgür: Hiçbir kimseye, hiçbirşeye bağlı olmayan, başıboş olan, köle olmayan
Özlem: Kavuşma isteği, bir şeye karşı duyulan istek, göreceği gelme
Özlen: Görme isteği uyandırır, kavuşma isteği ver, seni özlesinler
Öznur: Öz ışık, özü ışık
Özperi: Gerçek peri, gerçek güzel, özü peri gibi
Özselen: Öz ses, öz bilgi, gerçek sel yatağı gerçek bolluk
Özsu: Besleyici su, besisuyu, bitkilerin dokularında bulunan su

P
Papatya: Baharda çiçek açan, taç yaprakları beyaz, ortası sarı çiçekli bir kır bitkisi
Parla: Parılda, pırıl pırıl aydınlık saç
Parlar: Parıldar, pırıl pırıl eder, ışık saçar
Pelin: Yapraklarında ve öteki bölümlerinde acı, ıtırlı bir madde bulunan, birçok türleri olan bir bitki
Pelit: Meşe ağacı ve yemişi
Petek: Arıların bal depo etmek için balmumundan yaptıkları düzgün altıgen biçiminde gözeler topluluğu
Pınar: Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak
Pırıl: Parlak

R
Radife: Bir yıldızın yakınında bulunan bir başka yıldız
Rana: Iyi, güzel, yumuşak, hoş
Reyhan: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen
Rezzan: Ağırbaşlı
Ruhsar: Yanak, yüz, güzel yüz

S
Sabah: Gündüzün ilk saatleri, öğleye kadar olan vakit
Salkım: Çoğunlukla bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş; Baklagillerden bir ağaç ve bunu çiçeği; sarkan şey, hevenk
Seçen: Seçme işini yapan, bir şeyi seçen
Seçil: Güzelliğinle, varlığınla seçilesin
Seçkin: Seçilerek en iyi diye ayrılmış olan; benzerleri içinde niteliklerinin üstünlüğüyle göze çarpan, üstün
Seden: Gözü açık, uyanık
Sel: Sürekli yağmurlardan ya da eriyen karlardan oluşup önüne ne gelirse alıp götüren taşkın su
Selay: Sel ayı, sellerin çok olduğu ilkyaz ayları
Selen: Ses, gürültü, haber, bilgi, yakın yer, çevre, varlık, bolluk, duruş, tavır, sel yatağı
Selin: Öğünç, sevinç
Selvi: Kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç, servi selbi
Senem: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı
Seren: Gemi direği uzun ağaç, “sermek” eylemini yapan
Serin: Ilık ile soğuk arası, az soğuk, serinlik veren
Serpil: Geliş ve büyü, boylan, boy at; ince ince savrularak yağ
Seval: Beğen al
Sevgi: Insanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye iten duygu, sevme duygusu, tutkunluk, sevi
Sevi: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu
Sevil: “Kendini sevdir” sevgiye yaraşır ol
Sevilay: Sevilen Ay’sın
Sevim: Güzellik, hoşluk, sevimlilik, hoşa gitme hali, şirinlik, alımlılık
Sevinç: İstenen ya da hoşa giden bir şeyin olmasıyla duyulan coşku
Sezen: Açık bir kanıt olmadığı halde olmuş ya da olcak bir şeyi kestiren, duyumsayan
Sezgi: Aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya kavranması bir şeyi önceden bilme, duyumsama yeteneği, sezme yeteneği, seziş
Sezgin: Sezgisi olan
Sezin: Sezinleme işi, sezme
Sıla: Kişinin doğup büyüdüğü ve gurbette iken özlediği yer
Sibel: Henüz yere düşmemiş, havada uçuşan yağmur tanesi, buğday başağı
Simge: Bir özelliği tümüyle kendinde toplayan örnek, bir şeyin göstergesi
Sonay: Yılın son ayı
Songül: (Doğan son çocuğa konur) güllerin sonuncusu
Su: Rengi kokusu, tadı olmayan sıvı
Suna: Bir sülün türü, bir tür sülün, yaban ördeği

Ş
Şanal: Ün kazan, ünlü bir kimse ol, ünlen
Şenay: Neşeli Ay
Şener: Şen kimse, şen kişi
Şengül: Neşeli gül
Şengün: Neşeli gün
Şeniz: Hepimiz neşeliyiz, neşeli iz
Şenkal: Neşeli ve şen kal
Şenol: Neşeli, şen ol
Şensoy: Neşeli soy, şen soy
Şensu: Neşeli su, şen su
Şölen: Eğlenmek ya da bir olayı kutlamak üzere, bir çok kimsenin biraraya gelip birlikte yedikleri yemek, yemekli eğlenceli toplantı

T
Tamay: Dolunay
Tan: Güneş doğmadan önceki alaca karanlık, sabah aydınlığı
Tanay: Tan zamanı doğan Ay, çok güzel kimse
Tansel: Sabah aydınlığının seli
Tanseli: Sabah aydınlığının seli
Tansu: Insana şaşkınlık veren, akıl yoluyla açıklanamayan doğaüstü olay, tansık, mucize
Tanyel: Sabah aydınlığının yeli, sabahın çok erken saatlerinde esen yel
Tanyeri: Güneş’in doğmak üzere olduğu sırada ufukta hafifçe kızaran aydınlık yer
Tekgül: Biricik gül
Tezcan: Sabırsız, atılgan
Tolunay: Ay’ın en dolgun göründüğü zaman, ayın dördü, Ay’ın on dördü gibi, çok güzel, dolunay
Tomris: (Türkçe “temür” “demir” sözcüğünden değiştiği sanılıyor) İskit Türklerinin Kafkasya’da oturan kolu olan Massagetlerin ünlü kraliçesinin adı
Tomurcuk: Çiçek vercek olan gonca, bir bitkinin üzerinde bulunan, ilerde sap, çiçek ya da bir çok yaprak verecek olan küçük kabartı, domurcuk
Toprak: Üzerinde tüm bitkilere ve öteki canlılılara yaşam ortamı sağlayan, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla organik cisimlerden oluşan madde, arazi, tarla, kara, ülke
Tumay: Sessiz, durgun, dingin
Tuna: Karaormanlar’dan doğup Karadeniz’e dökülen ve Avrupa’nın Volga’dan sonra en uzun ırmağı
Tutkun: Gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş
Tülay: Tülden yapılmış ay
Tümay: Bütünlenmiş Ay, dolunay
Tüzün: Düzenlilik, düzgünlük, düzgün, iyi bir soydan gelen, soylu
Tüzüner: Yumuşak huylu, düzenli kimse

U
Uçay: Uçtaki ay
Uğur: Halkın kimi olgularda gördüğü iyilik muştusu, kimi nesnelerde var olduğuna İnandığı iyilik kaynağı, iyilik
Umay: (Farsça “hüma” hümay’ın Türkçeleşmiş biçimi) Hint Okyanusu adalarında bulunan, güvercin büyüklüğünde, zümrüt yeşili kanatları olan, kemikle beslenen, üzerinden geçtiği kimselere zenginlik ve mutluluk getireceğine inanılan, masal kuşu, devlet kuşu,
Umut: Ummaktan doğan iç erinci, umulan şey
Utku: Birçok emek ve çekinceli uğraşlar sonucu erişilen mutlu sonuç, yengi, zafer
Uysal: Yumuşak başlı, söz dinler, söz analar
Uzay: Bütün varlıkları her yandan kaplayan sonsuz boşluk

Ü
Üçgül: Üç küçük yapraktan oluşan, bileşik yapraklı, pembe, beyaz, kırmızı mor ve sarı renkte çiçekler açan bir ot
Ülgen: Yüce, yüksek, ulu, büyük, sağlam, iyilik tanrısı
Ülke: Bir devletin egemenliği altındaki toprakların topu
Ülker: Boğa burcunda yer alan ve yedi yıldızdan oluşan takımyıldızı
Ülkü: Insanı umut içinde yaşatan, ulaşılmaya çalışılan yüce dilek
Ülküm: “Benim olan ülkü”, “benim ülküm”, “ulaşmak istediğim yüce dilek”.
Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şey

V
Vahide: Bağışlayan
Vedia: Korunmasi için bırakılan emanet
Verda: Gül
Vildan: Yeni doğmuş çocuklar

Y
Yağan: Gökten yere dökülen
Yağmur: Havadaki su buharının yükseklerde soğuyarak yoğunlaşması sonucu yere düşen su damlacıkları
Yakut: Kuzey Sibirya’da yaşayan bir Türk boyu; bu boydan olan kimse, parlak, kırmızı renkte çok değerli bir taş
Yaprak: Bitkilerin, çeşitli biçimlerdeki düz ve yeşil kısımları
Yaşam: Canlıda, doğumdan ölüme değin geçen süre
Yeliz: Yelce, yel gibi, güzel aydınlık
Yeşim: Yeşil renkte çok değerli bir taş
Yıldız: Gökyüzünde geceleri görülen ışıklı gök cisimlerinin adı.
Yonca: Hayvan yiyeceği olarak yetiştirilen, baklagillerden, güzel bir ot
Yosun: Toprağın, kayaların, ağaçların üstünde yetişen, suların yüzünde ve dibinde bulunan çiçeksiz bir bitki
Yudum: Bir içimlik sıvı, bir içişte yutulacak miktar
Yüksel: Yukarı çık,ilerle

Z
Zeliş: Din kitaplarındaki Yusuf ile Züleyha öyküsünün kadın kahramanı
Zeren: Kavrayışlı, anlayışlı zeki
Zeynep: Güzel, süs, tombul
Zühre: Çobanyıldızı, Çolpan
Zuhal: Satürn gezegeninin adı.
Zulal: Hafif, güzel, soğuk su.
Zübeyde: Öz, asıl
Zühre: Çoban yıldızı, venüs.
Züleyha: Su perisi – Hz.Yusuf’un karısı
Zümra: Akıllı, çabuk kavrayan kadın.
Zümrüt: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları A-Z

Abay: Sezgi, anlayış, dikkat
Acun: Dünya,varlık
Adam: Allah’ın yarattığı ilk insan / Adam
Akay: Beyaz ay,dolunay
Akel: Dürüst,güvenilir
Akın: Hızlı bir biçimde düşmana yapılan saldırı
Aktaç: Beyaz taç,gelin tacı
Aktan: Aydınlık gece
Alkan: Kızıl kan
Alkın: Sevdalı,aşık
Alpay: Cesur,yiğit
Alper: Alp + Er Cesur erkek Soylu erkek anlamında
Andaç: Armağan,hediye
Anıl: Ölçülü davranan, hoşa giden kimse
Aral: Takımada,sıradağlar.
Aras: Sahip çıkılan buluntu, Doğu anadoluda bir ırmağın adı
Arcan: Saf,temiz
Arda: Halef, ardından gelen
Arel: Temiz,dürüst
Argün: Temiz gün, günlük güneşlik, yaşama sevinci veren gün
Arıkan: Temiz soy
Arın: Temiz,saf – Alın
Arkan: Temiz kandan gelen – Üstün,galip
Armağan: Hediye,ödül
Arman: Hasret,özlem – Sıkıntı
Artaç: Ar+ Taç Utanma duygusunu baş tacı eden
Asrın: Bu asıra ait, bu devire uygun
Asutay: Hırçın tay
Aşkın: Benzerlerinden daha üstün – Coşkun
Ata: Baba, ced, Ecdat, Büyükbaba, Bilge
Atacan: Hoşgörülü,babacan
Atak: Canlı,girişken-Cömert-Nişancı
Atalay: Ünlü,şöhretli
Ataman: Ata kişi,önder
Atay: Herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü
Ateş: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması
Atıl: İleri hamle yap, anlamında Atıl, atılmak
Atılgan: Engelleri aşan – Korkusu olmayan
Atınç: Atılgan / Atak
Aybar: Gösterişli,heybetli
Ayberk: Sağlam kişilik- Ayın parlaklığı
Aykan: Kanı ay gibi parlak ve temiz Ay Kanlı
Aytek: Ay gibi
Aytunç: Ay gibi güzel,tunç kadar sağlam
Ayyüce: Ay gibi aydınlık nurlu ve yüce olan er
Azer: Azerbaycan kelimesinin kökü olan Azer’den..
Baran: Yağmur mevsimi
Baransel: Güce, kuvvete ait. Güçsel.
Barın: Bütün,tüm – Güç kuvvet
Barış: Uzlaşma.
Barkan: Çölde oluşan küçük kum kitlesi
Barkın: Gezgin, Seyyah, Sürekli gezipdolaşan
Barlas: Kahraman
Bars: Kaplan benzeri yırtıcı hayvan
Başar: Başarılı ol anlamında
Başer: Başta gelen
Batı: Güneşin battığı yön
Batıhan: Batı’nın hükümdarı, hanı
Batıray: Ay gibi yiğit
Batu: Güçlü Kuvvetli
Batur: Korkusuz, yiğit.
Baycan: Zengin
Bayhan: Zengin ve güçlü
Baykal: Yaban kısrağı. Moğolistandaki büyükgöl
Baysal: Dirlik düzenlik içinde, sakin,gürültüsüz.
Bayülken: Göğün 16.katında oturan barış tanrısı
Berk: Sağlam güçlü, dayanıklı
Berkan: Parlama – Kıvırcık kuzu postu
Berkant: Sağlam Yemin . Berk + Ant.
Berkay: Sağlam yapılı ve ayışığı gibi parlak olan. Ay ışığı, Güçlü ay
Berke: Cengiz Han’ın torununun adı. Değnek, sopa, kamçı anlamında da kullanılır
Bermal: Birşeyler yapmakla ilgili, yapan, ortaya çıkaran, becerikli
Bilge: Derin bilgi sahibi
Birant: Tek yemin. Özelliği olan yemin
Bora/Boran: Ardından yağış getiren şiddetlirüzgar.
Buğra: Erkek deve
Bulut: Bildiğimiz bulut.
Burç: Kale, hisar çıkıntısı – Güneş sistemi – sarp yamaç
Burçak: Baklagillerden bir bitki
Can: İnsan ve hayvanlarda yaşamı sağlayan ve ilk korunan
Canalp: Özünde yiğitlik, güç olan
Canberk: Güçlü, sağlam
Candaş: Dost, yoldaş
Canel: Dostluk eli
Caner: İçten, sevimli
Cankat: Yaşamına can ekle, sevinçle dol
Cankut: Mutlu, talihli – Talih, şans
Cansın: Dostsun, sevgilisin
Çağan: Bayram, şenlik, mutlu gün
Çağdaş: Aynı çağda yaşayan, çağa uygun
Çağın: Yıldırım, şimşek
Çağlar: Çağıldayarak akan su, şelale
Çağman: Çağdaş insan
Çağrı: Davet
Çakın: Şimşek, parıltı
Çelen: Yakışıklı, saçak, akıllı
Çevrim: Girdap, sürekli değişim, anafor
Çığır: Çığın açtığı iz, yol – Yenilikçilik
Dalay: Deniz
Darcan: Sıkıntılı, aceleci
Deniz: Bildiğimiz masmavi sular
Derin: Yüzeyi tabanına uzak olan
Devlet: Bütün Ulus
Devrim: Önemli ve temelli değişiklik /inkilap
Dilmen: Güzel konuşan
Dinç: Güçlü, sağlıklı
Doğa: Tabiat
Doğuş: Yaradılış
Durul: Suyun durulması, aklanması
Duyal: Duygulu duyarlı çabuk duygulanan
Dünya: Yeryüzü
Efe: Ağabey – Yiğit,cesur – Kabadayı
Ege: Yüce, büyük ulu / Ülkemizin Batısındaki deniz
Ege: Bir çocuğu koruyan, ondan sorumlu olan – Bir deniz
Egemen: Bir yere hakim olan
Ejder: Bir masal yaratığı, korkulan, güçlü
Ekin: Tahılın ekiminden, harman dönemine kadarki hali / Kültür
Eldem: Sevimli, cana yakın
Elvan: Renkli, renk renk / güzel kokuların yayılması
Emre: Aşık, dost, Beylerbeyi, Büyük erkek kardeş
Ender: Seçkin, eşi benzeri az bulunan
Ener: En yiğit, en kahraman
Enginsu: Açık deniz
Eray: Ay gibi parlak erkek
Erberk: Şimşek gibi yiğit
Erçin: Erken doğan, En erken davranan
Erden: Bekaret / İnsan eli değmemiş /Erkenden
Erem: Ulaşmak, kavuşmak için çaba gösteren
Eren: Ermiş kişi Ermekten
Erenay: Ermiş olan Ay gibi nurlu
Ergin: Olgunlaşmış, güngörmüş
Erim: Sevgi, mutlu haber
Erinç: Rahat, dirlik
Ertaç: Erkekliği taç gibi taşıyan
Ertan: Tan gibi ateş renkli er
Ertem: Erdem / Fazilet
Erten: Sabah, gündoğumu anı
Esat: Çok uğurlu ve mutlu
Esen: Sağ, sağlıklı
Evgin: Telaşlı, aceleci
Evren: Kainat, yaratılmışların tümü
Evrim: Aşamalarla kendini gösteren ilerleme,değişim
Ezel: Başlangıcı olmayan
Fırat: Tatlı su – Türkiye’nin en uzun akarsuyu
Furkan: İyi ile kötüyü birbirinden ayıran kanıt / Kuran-ı Kerim
Gediz: Su birikintisi, gölcük – Ege’de bir akarsu
Gencay: Ayın bir haftalık hali, hilal
Gencer: Genç yiğit
Genco: Genç olmaktan,genç o anlamına
Giray: Uygun, eskiden Kırım hanlarına verilen ünvan
Girgin: Kolay yakınlık kuran
Gökalp: Mavi gözlü yiğit – Göklerin yiğidi
Gökay: Gök ve Ay gibi güzel olan
Gökberk: Yeşil yaprak
Gökcan: Yeşermiş, taze can, özlemle dolucan
Gökçe: Gökrengi, göğce
Gökçen: Güzel, hoş
Göker: Gökyüzü gibi er
Gökhan: Göklerin hakanı Gök gibi büyükhan
Gökmen: Gök rengi gözlü
Göksel: Gökle ilgili, göğe ait
Göktan: Mavi şafak
Göktuğ: Gök renkli Tuğ sahibi
Güçhan: Çetin, güçlü han
Günalp: Güneş gibi yiğit
Gündoğdu:
Gündüz: Gecenin karşıtı
Güneri: Günün yiğidi
Güneş: Gezegen sistemimizin enerji kaynağı
Güney: Dört yönden biri – Her zaman güneşli yer
Günhan: Oğuz’un altı oğulundan Güneşi simgeleyenin adı
Günsel: Gün ışığı, ışık seli
Günser: Işık ver, parla
Güntan: Güneşin doğuşundan az önceki zaman
Güntekin: Güneş gibi tek
Güral: Çok al, bol al
Güralp: Güçlü yiğit
Güray: Bereketli, bolluk içinde olan ay
Gürcan: Herkesi seven, özveride bulunan
Gürel: Sürekli oluşum ve dönüşüm halinde olan
Gürkan: Gürbüz, kanı bol
Gürol: Hayat boyu herşeyin bol olsun
Gürsel: Gürlükle ilgili, gür olan
Gürsoy: Güçlü, kalabalık soydan
Gürtan: Işıklı, geniş tan yeri
Güven: İtimat, emniyet
Güvenç: Güven – Sevinçli – Dayanak, yardım
Güzey: Güneş görmeyen yer, kuzey
Hasret: Özlem
Hatay: İl adı Antakya olan kentimizin adı
Hazal: Haz duy, tad al anlamında
Hazar: Barış / Bir yerde oturma hali
Hıncal: Öc al, intikam al anlamında
Hüray: Ay gibi özgür
Ildır: Parıltı, parlayış – Alacakaranlık
Ildız: Yıldız – Gündönümünden 10 gün öncesi
Ilgar: Çabuk, hızlı – Hücüm, akın – Havanın açık olması – Öfke
Ilgaz: Atın dört nala koşması – Akın, hücum – Çankırı’nın merkez ilçesi – Bir dağ
Işık: Cisimleri görmemizi sağlayan fiziksel erke
Işıkhan: Işıklı han
Işın: Bir ışık kaynağından çıkan ışık çizgisi
Işıtan: Aydınlatan, ışık veren
İlbey: Egemen olan
İlcan: Ülkede en sevilen
İlgi: İlişki – Yakınlık duyma
İlgin: Yabancı, gurbette yaşayan
İlham: İçe doğma, esin
İlhan: Bir ülkenin egemen hanı
İlkan: İran’da devlet kuran Türk hükümdarı
İlkay: Ayın ilk günlerindeki hali
İlkcan: İlk doğan erkek çocuklara verilen ad
İlke: Temel düşünce, prensip – Temel bilgi – Davranış kuralı
İlker: İlkle ilgili, ilk erkek çocuk
İlkin: Öncelikle, ilkle ilgili, ilk olan
İltekin: Tek eşsiz ülke
İlter: Yurdunu seven, koruyan
İnal: Kendisine inanılan
İnan: Dizgin – Yönetme – İman
İsmail: İbrahim peygamberin Tanrı’ya kurban adadığı oğlunun adı
İşcan: Çalışkan
Jerfi: Derinlik
Jiyan: Kızgın, hışımlı
Kaan: Hükümdar, hanların hanı
Kahraman: Savaşta yiğitlik gösteren, cesur
Karacan: Esmer – Küçük ağaçcık
Karahan: Esmer hükümdar
Karan: Kahraman, yürekli – Karanlık
Karatay: Selçuklu devlet adamı
Kartal: Yırtıcı bir tür kuş
Kartay: Yaşlı, pir
Kaya: Büyük ve sert taş kütlesi
Kerem: Cömertlik, soyluluk büyüklük
Keyhan: Dünya
Kılıç: Sivri uçlu,keskin, çelikten silah
Kırca: Dolu – Ufak taneli kar – Borayla gelen yağmur
Kırdar: Ölçülü davranış
Kırhan: Kırçıl han
Kıvanç: Sevinç, hoşlanma
Kıvılcım: Yanan mddeden sıçrayan küçük ateş parçası -Harekete geçiren
Kolçak: Yiğit, mert, koçak
Konur: Bozla sarı arası bir renk – Yanık kırmızı – Gururlu, kibirli – Kahraman,
Koral: Sınır muhafızı
Koralp: Yiğit sınır muhafızı
Koray: Kamış, kargı gibi, içi boş şeyler
Korcan: Kanı sıcak, kanı kaynayan
Korçak: Heykel
Korhan: Ateş gibi hakan
Korkut: Büyük dolu tanesi – Hayali yaratık
Kortan: Kor renkli tanyeri – Yalçın kaya – Pelikan
Köker: Köklü soydan gelen
Köksal: Kökünü derinliklere sal anlamında
Kubat: Kaba, şişman
Kuntay: Ay gibi sağlam, güçlü
Kunter: Sağlam, kuvvetli
Kurtuluş: Kötü, tehlikeli durumdan kurtulma
Kutan: Dua, yalvarma – Saka kuşu
Kutbay: Uğurlu kişi
Kuter: Kutlu, uğurlu kişi
Kuthan: Kutlu hükümdar
Kutlay: Kutlu, uğurlu ay
Laçin: Bir cins şahin – Sarp, yalçın
Levent: Eski deniz erlerine verilen ad
Manço: Manda yavrusu
Melih: Güzel, şirin
Melodi: Ezgi, müzik parçası
Mengü: Ölümsüz, ebedi
Mengüç: Güçlü ben / Men + güç
Meriç: Ülkemizin Bulgaristan sınırındaki nehir
Merih: Güneş sistemimizdeki 5. gezegen
Mert: Sözünün eri, sözünde duran
Mete: Büyük Hun imparatoru
Metin: Sağlam, dayanıklı
Murat: Arzu, istek, dilek
Mutlu: Mesud, bahtiyar
Müren: Akarsu, dere, ırmak
Nadir: Ender, az bulunur, seyrek
Nedim: Yakın dost, samimi arkadaş
Nihat: Tabiat, huy
Numan: Kan / gelincik
Nurkan: Aydınlık, temiz soydan gelen
Oflaz: Eksiksiz, tam – Gürbüz, yakışıklı – Becerikli – Eflatun
Oğuz: Doğru ve iyi adam, sağlam, güçlü
Okan: Anlama, öğrenme
Oktay: Çok hiddetli, kızgın
Onur: Şeref, haysiyet, izzet-i nefs
Orçun: Ahlak, Töre
Orkun: Or+khun (han) Kentin hanı
Ozan: Halk şairi
Ömer: Dirlik, canlılık yaşam gücü
Önder: Lider, yönetici, şef
Özgün: Orijinal, diğerlerine benzemeyen
Özgür: Serbest, hiçbir koşula bağlı olmayan
Özkan: Temiz kan, soylu kişinin kanından gelen
Öztürk: Soyu Türk olan
Pakel: Sezgi, anlayış, dikkat
Pamir: Herşeye gücü yeten
Pars: Yırtıcı bir hayvan
Paydaş: Dünya
Pekcan: Sıkı canlı, yufka yürekli olmayan
Peker: Güçlü erkek
Perker: Beyaz ay,dolunay
Polat: Sertleştirilmiş , su verilmiş demir
Poyraz: Kuzeydoğu yönünden esen rüzgar
Pozan: Candan,cana yakın
Renan: Kızıl kan
Rıdvan: Cennetin kapıcısı olan melek
Sabah: Günün başlangıcı
Sanberk:
Sancar: Kısa kama – Saplar, batırır
Saner: Ünlü, tanınmış
Sanver: Adın duyulsun, ünlen
Sargın: Candan, içten
Sarp: Dik geçilmesi ve çıkılması güç
Sarper: Sert, güçlü
Savaş: İki ya da daha çok tarafın vuruşması , kavgası
Sayhan: Adaletli hükümdar
Sazak: Kuvvetli ve soğuk rüzgar – Bataklık, sazlık – Kaynak, pınar
Seçil: Seçilmiş olan
Seçkin: Seçilmiş olan
Selcan: Coşkun, taşkın
Selçuk: Sel gibi akan
Selim: İyileşmesi kolay hastalık
Selman: Barış içinde, huzurlu
Semih: Bol, cömert gönüllü
Seralp: Baş yiğit
Sercan: Canların özü, canın başı
Sergen: Raf, bir şeylerin dizili olduğu yer
Sertaç: Baştacı
Serter: Sert + Er, sert erkek
Server: Bir topluluğun en ileri geleni, baş, şef, reis
Sezer: Sezgisi güçlü olan
Sezgin: Sezme yeteneği olan, duygulu, anlayışlı
Sinan: Süngü ve mızrak gibi şeylerin sivriucu
Soner: Son erkek , son yardımı yapan
Songur: Şahin – Ağır, hantal
Soysal: Uygar
Sökmen: Yiğitlere veilen san
Tamay: Dolunay
Tamer: Tam erkek
Tan: Şafak vakti
Tanay: Şafak ve ayın birarada olması
Taner: Aydınlık erkek
Tarık: Sabah yıldızı
Tayfun: Çok zorlu bir fırtına
Teoman: Oğuz Han’ın Babasının adı
Tolga: Bir tür savaş başlığı, kask
Tolunay: Dolunay
Uçar: Sezgi, anlayış, dikkat
Uçhan: Sert, çatık kaşlı veya Aslan
Uçkan: Allah’ın kulu
Ufuk: Yerle göğün birleşmiş gibi göründüğü sınır
Uğur: İyilik müjdesi, nesnelerde varolduğuna inanılan iyilik kaynağı
Uğuralp: Dünya,varlık
Uğurcan: Doğruluk gösteren-Adaletli davranan
Ulaç: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
Ulaş: Çok övülmüş,methedilmiş
Ulunay: Dürüst,güvenilir
Umur: Görgü, tecrübe
Umut: Ummak, beklemek, ümit etmek
Ural: Aydınlık gece
Utkan: Din uğruna çalışan
Utku: Zafer, üstünlük sağlama, yenme
Uygur: Şanı şerefi en yüksek olan
Uzay: Sonsuz boşluk
Uzel: Sevdalı,aşık
Uzer: Kahraman,cesur,savaşçı
Ülgen: Yüce, ulu – İyilik tanrısı
Ülkem: Yurdum, vatanım
Ülker: Boğa burcunda yedi yıldızdan biri
Ümit: Umut / Ummak, beklemek, ümit etmek
Ünal: Ün almakla ilgili
Ünalp: Tanınmış, ünlü yiğit
Ünay: Ay gibi tanınmış, ünlü
Üner: Tanınmış, ünlü
Ünkan: Tanınmış soydan gelen
Ünsal: Adın duyulsun, ünlen
Ünverdi: Adını duyuran, tanınan
Üstay: Ay gibi yüce, yüksek
Üster: Baş yiğit
Varol: Var olmakla ilgili / yüceltme ünlemi
Vedat: Dostluk, sevme, sevgi
Volkan: Yanardağ
Vural: Vurup almakla ilgili
Yamaç: Dağın ya da tepenin bir yanı – Karşı – Yan, yakın
Yaşar: Yaşayan, yaşamakla ilgili
Yavuz: Yaman, pek sert
Yener: Üstün gelen, kazanan
Yıldıray: Ayla ilgili / yıldır yıldır parlamak ay gibi
Yılmaz: Korkusuz, yılmayan
Yiğit: Güçlü, cesur
Yücel: Yücelmiş olan
Yüksel: Manevi anlamda yükselmek, yücelmek
Zafer: Savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç
Zirve: Doruk, tepe noktası
Zorlu: Güçlü, tuttuğunu koparan

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Toplam 18 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123...10...Son »
Sponsorlar: ZAYIFLAMA HAPI.ZAYIFLAMA.estetik.flash oyun.evden eve nakliye.evden eve nakliyat

Evden Eve Nakliyat- Chat - Mynet - Dini Sohbet - Sohbet - Masal dinle - Netcim