<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WEBONUR &#187; Türk Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://www.webonur.net/category/turk-edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.webonur.net</link>
	<description>İnternetinizin Yeni Portu..!</description>
	<lastBuildDate>Sat, 11 Feb 2012 15:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Efsane</title>
		<link>http://www.webonur.net/efsane_4784.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/efsane_4784.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 20:25:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4784</guid>
		<description><![CDATA[Efsane yada söylence, bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiatelemanlarından birinde olan bir değişikliği, olağanüstü hakikat ve akıldışı açıklamalarla anlatanhikaye. Efsanenin temeli olan olay,halkın hayalinde şekil değiştirerek ağızdan ağıza, nesilden nesile geçer. Her milletin kendi dilinde birçok efsanesi vardır. Bunlardan bazıları birçok millet tarafından benimsenmiş ve aynı efsane başka isimlerle birçok dilde yerleşmiştir. Efsan [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/efsane_4784.html' addthis:title='Efsane ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Efsane yada söylence, bir tabiat olayını, bir varlığın meydana gelişini, tabiatelemanlarından birinde olan bir değişikliği, olağanüstü hakikat ve akıldışı açıklamalarla anlatanhikaye. Efsanenin temeli olan olay,halkın hayalinde şekil değiştirerek ağızdan ağıza, nesilden nesile geçer. Her milletin kendi dilinde birçok efsanesi vardır. Bunlardan bazıları birçok millet tarafından benimsenmiş ve aynı efsane başka isimlerle birçok dilde yerleşmiştir.</p>
<p>Efsan ve fesane şekillerinde de görülen kelime aslenFarsçadır. Hikaye ve sergüzeşt manasına gelmektedir. Geçmiş halleri nakil ve anlatmak için kullanılmıştır. Zamanla hakîkatlar görünmez olmuş, halk, “mesel” muharrefi olarak “masal” şeklinde söylemiştir. Kelime; meşhur ve şayi manalarına da kullanılmıştır. Bu yönüyle dillerde destan olmuş manasına gelmiştir. Gerçekte efsane asılsız, boş mesel; kıssa ve hikaye demektir.</p>
<p>İnsanlar; yaşadığı coğrafyaya ait önemli gördükleri kişileri, nesneleri ve mekânları kutsallaştırırlar ve sırrını çözemedikleri konuları çeşitli biçimlerde yorumlarlar. Bunlara, yaşanmış bazı olayları da katıp nesilden nesile aktarırlar. Kutsallaştırma, yorumlama ve aktarmaların pek çoğu sözlü olarak yayılır. Bu, sonuçta bir sözlü kültür oluşturur. Efsaneler, insan ile insanı, insan ile coğrafyayı, insan ile diğer varlıkları, insan ile maneviyatı bir birine gönül bağı ile bağlayan unsurlardır. Efsanelerin konuları çoğunlukla çocuk, genç ve orta yaşlıların eğitimi ile ilgilidir. Güzel ahlâklı olmanın faydalarını ve nasıl güzel ahlâklı olunacağını işlemektedir. Onlar hilenin, düzenbazlığın, nankörlüğün, cimriliğin, kötülüğünü; dürüstlüğün, sağlam karakterli olmanın, cömertliğin güzelliklerini en iyi bir biçimde anlatmıştır.</p>
<p>Bu şekilde sözlü (şifahî) gelenekteki masallaraOsmanlı TürkçesindeArapça“ustûre” kelimesinin çokluk şekli olan “esatîr” denmiştir. Grekçe (Yunanca)de “mitos, mit” kelimeleri zamanla dilimize girmiş, kelime “mythe” şekliye batı dillerine de geçmiştir. Türkçede,Fransızcadan geçen “legende” kelimesinin yer yer kullanıldığı görülmüştür.</p>
<p>Başladığı tarih belli olmamakla birlikte bir efsanenin, bir masalın veya bir destanın çeşitli değişikliklere uğratılarak zamanımızda ayrı ayrı deyişlerle yaşadığı bir gerçektir. Bu söyleyiş şekillerindeki farklılığı ana mevzûu kaybetmemekle birlikte efsanelerde de görmek mümkündür. Efsaneler daha ziyade inançla ilgili hususlarda ortaya çıkmış, hemen her yer üzerine söylenmiş; kainattaki varlıkların ve hadiselerin oluş şekillerini, hakîkat olsun veya olmasın, bir sebebe bağlayarak izaha çalışan halk edebiyatı mahsulleridir.Kaynaklarını tarihe, dîne, menkıbelere dayandırmakla birlikte, masalları da beslenme sahasına alan efsanelerin, hakîkat olsun veya olmasın, inanç yönü asıl ağırlığı teşkil eder. Fakat efsanelerde verilen inançla ilgili meseleler; insanlığın asıl doğru inancı çerçevesinde olduğu gibi, mahallî ve millî inançların, hurafelerin de tesirinde kaldığı görülür.İnanma insanoğlunun yaratılışında olduğu için, aynı inançla ilgili husûslara dünyanın çeşitli yerlerinde rastlanmaktadır. Efsaneler, masallar gibi; şimdiki romanın ve çeşitli edebî türlerin halk arasında bulunmadığı zamanlara ait şifahî türdeki sözlü mahsullerdir.Anlatılan hadiseler insanoğlunu belirli bir yere bağlamakla birlikte mekanla ilgili isimlerin de verilmesine sebeb olmuştur.</p>
<p>Varlıkların yaratılışında ve hadiselerin ortaya çıkmasında efsaneler:Teogoni(çok tanrıcılık),kozmogoni(kainatın nasıl meydana geldiği),antropogoni (insanın nasıl yaratıldığı), eskatoloji (insan ve dünyanın geleceği) olmak üzere dört kolda toplanmaktadır.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/efsane_4784.html' addthis:title='Efsane ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fefsane_4784.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/efsane_4784.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mehmet Akif&#039;in Gençliğe Öğütleri</title>
		<link>http://www.webonur.net/mehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/mehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 09:23:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif ve Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif\'in Kuralları]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Akif\'in Ögütleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=2056</guid>
		<description><![CDATA[1.Müspet ilme değer vermek.Sanatı gayeli yapmak. 2.Vatanı ve milleti çok sevmek. 3.Kaba kuvvetten kaçınmak,Devleti kuvvetli tutmak,Devlete güvenmek ve kanunlarına saygı göstermek. 4.Kendine güvenmek ve bunun içinde çok çalışmak. 5.Birlik ve beraberlik içinde bulunmak. 6.Yabancılar dost görünse de sözlerinin aldatıcı olabileceğini gözden uzak tutmamak;onlara karşı daima temkinli olmak. 7.Geçmişle irtibatı dinamik tutmak;iftihar edilecek bir maziye sahip [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/mehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html' addthis:title='Mehmet Akif&#039;in Gençliğe Öğütleri ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>1.Müspet ilme değer  vermek.Sanatı gayeli yapmak.</p>
<p>2.Vatanı ve milleti çok sevmek.</p>
<p>3.Kaba kuvvetten kaçınmak,Devleti kuvvetli tutmak,Devlete güvenmek ve  kanunlarına saygı göstermek.</p>
<p>4.Kendine güvenmek ve bunun içinde çok çalışmak.</p>
<p>5.Birlik ve beraberlik içinde bulunmak.</p>
<p>6.Yabancılar dost görünse de sözlerinin aldatıcı olabileceğini gözden  uzak tutmamak;onlara karşı daima temkinli olmak.</p>
<p>7.Geçmişle irtibatı dinamik tutmak;iftihar edilecek bir maziye sahip  olduğumuzun şuurunda bulunmak.</p>
<p>8.Umumun sıkıntısını, kendi dertlerimizin üzerinde görmek.</p>
<p>9. Batı&#8217;yı sadece ilmi için kabul etmek ve onu kısa zamanda geçme  çarelerini aramak.</p>
<p>10.Eskiye ait kötü davranışları devam ettirmemek.</p>
<p>11.Daima fikir alışverişinde bulunmak,hoşgörülü olmak.</p>
<p>12.Asla ümitsizliğe düşmemek.</p>
<p>13.Marifet ve fazilet sahibi olmak.</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --></div>
<p><span><strong>Yazar &amp; Kaynak: Öğretmen dergisinden  alıntı</strong></span></p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/mehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html' addthis:title='Mehmet Akif&#039;in Gençliğe Öğütleri ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fmehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/mehmet-akifin-genclige-ogutleri_2056.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süleyman Gündüz Biyografisi</title>
		<link>http://www.webonur.net/suleyman-gunduz-biyografisi_1991.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/suleyman-gunduz-biyografisi_1991.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 03:27:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Ağıtlar ve Anıtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Mesleği]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz TBMM]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Gündüz ve Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=1991</guid>
		<description><![CDATA[  SÜLEYMAN GÜNDÜZ TBMM, 22. Dönem Sakarya Milletvekili Diş Hekimi, Fotoğraf Sanatçısı ve Yazar. (Mustafa Kemal-Vildane)-Trabzon-Yenice köyü-1961 Tüfekçi Köyü İlk Okulu, Dernekpazarı Orta Okulu, Affan Kitapçıoğlu Lisesi. Atatürk Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi-Erzurum 1982 (Lisans) Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Yüksek Lisansı-Sakarya 1999 1984-85&#8242;de Kahramanmaraş&#8217;ta askerlik görevini yedek subay olarak yaptı. 1989-91&#8242;de Mimar Sinan Üniversitesi [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/suleyman-gunduz-biyografisi_1991.html' addthis:title='Süleyman Gündüz Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>SÜLEYMAN GÜNDÜZ<br />
TBMM, 22. Dönem Sakarya Milletvekili</p>
<p>Diş Hekimi, Fotoğraf Sanatçısı ve Yazar.</p>
<p>(Mustafa Kemal-Vildane)-Trabzon-Yenice köyü-1961</p>
<p>Tüfekçi Köyü İlk Okulu, Dernekpazarı Orta Okulu, Affan Kitapçıoğlu Lisesi. Atatürk Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi-Erzurum 1982 (Lisans) Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji Yüksek Lisansı-Sakarya 1999</p>
<p>1984-85&#8242;de Kahramanmaraş&#8217;ta askerlik görevini yedek subay olarak yaptı.</p>
<p>1989-91&#8242;de Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi&#8217;nde okudu. Sinema ve Fotoğraf Sanatı ile ilgili konferanslar verdi kurslar yönetti.</p>
<p>1986&#8242;dan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde dış politika üzerine yazılar yazıyor.</p>
<p>1991&#8242;de Balkan krizi başladığından itibaren Balkanlar&#8217;la ilgilenmeye başladı.</p>
<p>4 Nisan 1992’de Bosna-Hersek trajedisinin başladığı andan itibaren Ülkemizde ilk defa Adapazarı&#8217;nda belediye-halk işbirliği ile bir yardım kampanyası organize ederek, toplanan yardımları Makedonya&#8217;daki Bosnalı mültecilere götürdü. Yardımlar Makedonya Kızılhaç’ı ve El-Hilal işbirliği ile mültecilere dağıtıldı. Makedonya’dan, Bosna-Hersek trajedisinin 34. günü gelişmeleri yerinde görmek üzere Bosna-Herek’e gitti. Dönüşünde çok kültürlü, çok dinli ve etnik yapısıyla Bosna’da barışın yeniden temin edilmesi için; bir grup arkadaşı ile birlikte İstanbul&#8217;da bir sivil inisiyatif grubu olarak “Bosna Dayanışma Grubu”nun kuruluşunda yer aldı.</p>
<p>1992&#8242;den vefatına kadar 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;a Özel Danışmanlık yaptı</p>
<p>1992&#8242;de Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;a Doğu ve Güney-Doğu sorununun çözümüne katkıda bulunması ve Orta-Doğu ülkeleri ile kalıcı dostluklar kurulması yönünde &#8220;Harran Havzası Ekonomik İşbirliği Projesi&#8221;ni (HEİP) teklif etti ve halen bu proje üzerinde ki çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>9–11 Ocak 1993&#8242;de Senegal&#8217;in başkenti Dakar&#8217;da İslam Konferansı Teşkilatı zirvesine katıldı ve Türkiye Cumhurbaşkanı&#8217;nın özel temsilcisi olarak Cenevre&#8217;den, Senegal&#8217;e, tekrar Cenevre&#8217;ye kadar Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı Sayın Alija İzetbegoviç&#8217;e refakat ederek, İKT toplantısında Bosna-Hersek konusunda alınan kararlar üzerinde etkili oldu.</p>
<p>15–21 Şubat 1993&#8242;de Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;ın Balkanlar gezisine katıldı. Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk ve Hırvatistan devlet başkanları ile yapılan görüşmelerde Cumhurbaşkanı Turgut Özal&#8217;ı sürekli bölge ile ilgili bilgilendirdi. Bu arada Bosna Dayanışma Grubunun sekreterliğini sürdürdü ve savaşın durdurulması, barışın oluşturulması için; Uluslararası karar mercilerine (BM., AGİT, AKPM, AP ve İKT) ve ABD, Fransa İngiltere, Almanya ve Rusya Federasyonu Devlet başkanları, Başbakanları ve Dışişleri bakanları nezdinde girişimlerde bulundu. Bu çerçevede bir çok mektup yazdı ve rapor hazırladı. Bosna-Hersek sorunu ile ilgili birçok raporlar hazırlayıp gerek devlet mekanizmalarını, gerekse siyasi partileri ve sivil insiyatif kurumlarını bilgilendirmeye çalıştı.</p>
<p>1993’de Aydın Menderes önderliğinde kurulan Büyük Değişim Partisi kurucuları arasında yer aldı ve Genelbaşkan danışmanlığı yaptı.<br />
1994’de Bosna Dayanışma Grubu&#8217;nun tüzel kişilik kazanmasıyla kurulan &#8220;Dayanışma Vakfı”nın kurucuları arasında yer aldı ve Genel sekreterliğini üstlendi.</p>
<p>7-10 Nisan 1994&#8242;de İstanbul&#8217;da Dayanışma Vakfı&#8217;nın Balkanlarda istikrarın sağlanması ve Bosna-Hersek’te barışın temin edilmesi için ilk uluslararası organizasyonunu olan “Uluslararası Balkan Konferansı&#8217;nı hazırladı ve konferans sekreterliği görevini üstlendi. — İstanbul Harbiye Kültür Merkezinde dört gün süren &#8216;Uluslararası Balkan Konferansı&#8217;na 28 ülkeden 108 devlet adamı, siyasetçi, bilim adamı ve gazeteci katılmış,  Açılışını Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel yapmışlardı— Konferans sonucu katılımcının kurulmasını önerdikleri “Uluslararası Balkan Konferansı İzleme Komitesi Sekreterliği”ni aktif hale getirerek, halen bu oluşumun da Genel sekreterlik görevini yürütmektedir.</p>
<p>19 Eylül 1995&#8242;de Bosna Sorunu ile ilgili Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris Yeltsin&#8217;in Balkanlar danışmanı ve Ankara Büyükelçisi Vladimir Kuznetsov ile müzakerelerde bulundu.</p>
<p>27 Eylül-15 Ekim 1995&#8242;de Bosna-Hersek&#8217;e yaptığı ziyarette Dayton zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Alija İzetbegovic, Cumhurbaşkanlığı Hırvat üyesi Stjepan Klujiç, Başbakan Hasan Muratoviç ve diğer devlet yöneticileri ile bölgede barışın sağlanması için görüşmelerde bulundu ve öneriler sundu.</p>
<p>8 Kasım 1995&#8242;de İstanbul&#8217;da 11.si toplanan İslam Konferansı Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi&#8217;ne (İSEDAK) Bosna konusunda İslam Ülkeleri&#8217;nin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmek için 20 maddelik çözüm önerisi sundu.</p>
<p>25 Eylül 1996&#8242;da Fransa&#8217;nın Strasbourg kentinde Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nde Çeçenistan soruna çözüm bulmak için toplanan &#8220;İnsan Hakları Komitesi&#8221; toplantısına gözlemci konumda katıldı.</p>
<p>3-6 Ekim 1996&#8242;da, Kafkaslarda istikrar ve barışın temini için İstanbul&#8217;da “Uluslararası Kafkas Konferansı”nı topladı. Konferansın sekreterliğini yürüttü.</p>
<p>1996-97&#8242;de Bulgaristan ve Arnavutluk&#8217;ta meydana gelen sorunlarla ilgili raporlar hazırladı. Açlıkla mücadele eden Bulgaristan&#8217;a yardım kampanyası organizasyonunda yer aldı. Arnavutluk’ta istikrarın sağlanması için birçok girişimde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti hükümet ve muhalefet yetkilileri ile görüşmelerde bulundu. İtalya’ya sığınan Arnavut mültecilere yardım yapılması için uluslararası insani yardım organizasyonlarını bilgilendirdi.</p>
<p>1997’de Kosova’da çatışmalar başlamadan Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Delegasyonuna “Kosova Raporu” hazırladı.</p>
<p>1998’de Yeni Yugoslavya’da ortaya çıkan Kosova Sorunu’na barışçıl bir çözüm bulunabilmesi için hükümet, siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarına her türlü enformatik bilginin sağlanması ve etkin görev almaları için girişimlerde bulundu. Bununla ilgili muhtelif dergi ve gazetelerde yazılar yazdı, kendisiyle yapılan söyleşiler yayınlandı ve Televizyon programlarına katıldı.</p>
<p>27 Haziran 1998’de açılışını TBMM Başkanı Hikmet Çetin’in yaptığı “Kosova Sorunu Sempozyumu”nu hazırladı ve bir bildiri sundu.</p>
<p>Ağustos 1998’de Kosova&#8217;daki çatışmaları yerinde görmek için Arnavutluk üzerinden Kosova’ya gitti.</p>
<p>1998’de Afganistan’da meydana gelen deprem felaketine Devlet Bakanlığı işbirliğiyle ilaç ve yardım malzemesi gönderilmesini sağladı.</p>
<p>24 Aralık 1995 ve 18 Nisan 1999 seçimlerinde İstanbul 1. ve 3. bölgeden milletvekili adayı oldu.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depreminde Adapazarı İnsani Yardım Komitesi&#8217;ni kurarak 1 yıl deprem mağdurlarına yardım etti.</p>
<p>22 Şubat 2000 yılında Kızılay işbirliğiyle Gürcistan&#8217;daki Çeçen mültecilerini yardım götürdü.</p>
<p>Ekim 2000&#8242;den Mayıs 2001&#8242;e kadar Balkanlar Kafkaslar ve Ortadoğu konularında araştırma yapmak üzere Londra&#8217;da (İngiltere) bulundu.</p>
<p>Haziran 2001 Makedonya&#8217;daki Arnavut sorunu&#8217;na çözüm bulmak üzere Makedon yetkililerle görüşmelerde bulundu.</p>
<p>14 Ağustos 2001&#8242;de Kurulan Ak Parti&#8217;nin kurucu üyesi oldu. Halen Akparti Kurucular Kurulu üyesi olarak görevine devam etmektedir.</p>
<p>20 Mayıs 2002&#8242;de İsrail’e giderek Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat&#8217;ı Ramallah&#8217;taki karargâhında ve Kudüs&#8217;te İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile görüşerek Ortadoğu barışı üzerinde görüşmeler yaptı.</p>
<p>15 Eylül 2004&#8242;de Sudan&#8217;ın Güney Darfur eyaletine tıbbı malzeme yardımı ve Darfur konusunda Parlamento ve hükümeti bilgilendirdi.</p>
<p>18 Ocak 2005&#8242;de Deprem ve Tusinamiden etkilenen Endonezya&#8217;nın Aceh Sumatra adasının Banda Aceh kentine tıbbı yardım götürdü. 18-28 Nisan 2005&#8242;de Yeryüzü Doktorlarıyla Sudan&#8217;ın Batı Darfur bölgesinde diş hekimi olarak çalıştı. Ocak 2006’da Pakistan’ın Muzaferabad depremine insani ve tıbbı yardımda bulundu. Temmuz 2006’da  Filistin’in Batı Şeria ve kuşatma altında bulunan Gazze bölgelerini ziyaret etti ve sağlık yardımında bulundu. Ağustos 2006’da İsrail saldırısı altında bulunan Güneydoğu Beyrut ve Güney Lübnan’a giderek insani ve tıbbı yardım götürdü. Ekim 2007’de Yeryüzü Doktorlarıyla birlikte Filistin’in El Halil kentinde “Hayata Gülümse Projesi” adıyla yürütülen Damak ve Dudak yarıkları ameliyatlarına katıldı.</p>
<p>3 Kasım 2002 Genel seçim sonucu AK Parti&#8217;den 22. dönem Sakarya Milletvekili olarak TBMM&#8217;ye girdi ve Dışişleri Komisyonu üyesi oldu. 2002–2005 tarihleri arası Avrupa Konseyi ve Batı Avrupa Birliği Parlamenterler Asamblesinde Türk delegasyonu olarak görev yaptı. 2005–2007 tarihleri arasında Avrupa Güvenlik Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi Türk delegasyonu üyesi olarak görev yaptı. Türkiye-Hırvatistan ve Türkiye-Mali Parlamenterler arası dostluk grubu başkanlığını yürüttü.</p>
<p>Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika&#8217;da birçok siyasi, entelektüel, bilim adamı, dış politika uzmanı ve gazeteci dostlukları bulunmaktadır.</p>
<p>Fotoğraf ve Sinema sanatı.</p>
<p>1986 yılında ilk kişisel “Çeşitleme” adlı fotoğraf sergisi, Adapazarı.</p>
<p>1997’de “Karma Fotoğraf Sergisi” Adapazarı.</p>
<p>1998’de Bosna-Hersek ile ilgili bir “Kişisel Fotoğraf Sergisi” Adapazarı.</p>
<p>1999’da “Bir Memleket Bosna” adlı saydam gösteri-Adapazarı.</p>
<p>1999 “Kosovalı mülteciler” ile ilgili fotoğraf sergisi-Konya.</p>
<p>11 Mayıs 2002&#8242;de Kayseri Belediye Kültür Merkezinde ve 12 Mayıs 2002&#8242;de Kadıköy Salih Zeki Kolat Kültür Merkezinde saydam gösterisi.</p>
<p>Kısa metrajlı filmler yönetti</p>
<p>&#8220;Ağıtlar ve Anıtlar&#8221; adlı fotoğraf sergisi;</p>
<p>22 Kasım–15 Aralık 2005 tarihleri arasında TBMM&#8217;de</p>
<p>15 Mart -30 Nisan 2006 tarihleri arasında İstanbul Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonun da</p>
<p>03 Kasım- 01 Aralık 2006 tarihleri arasında Dışişleri Bakanlığı Suna Çokgür Ilıcak Sanat Galerisinde</p>
<p>17 Kasım- 01 Aralık 2006 tarihleri arasında Bosna Hersek Türk Kültür Merkezinde</p>
<p>27 Aralık 2006 Çarşamba günü İzmir Devlet Resim ve Heykel Müzesin de</p>
<p>05 Nisan 2007 Sakarya AKM Sergi Salonunda,</p>
<p>13 Eylül–22 Ekim 2007 Izlojbeni Prostor Porozne Uprave Zagreb/Hırvatistan</p>
<p>29 Kasım–15 Aralık 2007 Devlet Güzel Sanatlar Galerisi Dağkapı Burcu-Diyarbakır</p>
<p>Ayrıca sergilenen fotoğraflar &#8220;Ağıtlar ve Anıtlar&#8221; başlığıyla bir kitaba dönüştürülmüştür.</p>
<p>Fotoğrafların çekildiği ülkeler;</p>
<p>Filistin, Lübnan, İsrail, Ürdün, Endonezya, Sudan, Pakistan, Küba, Amerika, Makedonya, Bosna-Hersek, Türkiye, Suudi Arabistan, Avusturya, İtalya, Fransa, Bangladeş…</p>
<p>Aylık yerel kültür dergisi Metropol’de, seyahat ve şehir yazıları yazmakta.<strong> </strong></p>
<p><strong>Yazar &amp; Kaynak: www.suleymangunduz.com</strong></p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/suleyman-gunduz-biyografisi_1991.html' addthis:title='Süleyman Gündüz Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fsuleyman-gunduz-biyografisi_1991.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/suleyman-gunduz-biyografisi_1991.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabit İnce Ozan Biyografisi</title>
		<link>http://www.webonur.net/sabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/sabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 03:20:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Doğum Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan ve Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sabit İnce Ozan Yazar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=1988</guid>
		<description><![CDATA[1954 yılında Nevşehir ili Kozaklı ilçesi Gerce köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Kozaklı&#8217;da, liseyi Kayseri Ticaret Lisesinde okudu. 1976 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu.  Özel sektörde çeşitli görevlerde, Toprak Reformu Kayseri Bölge Müdürlüğünde uzman, Toprak Mahsulleri Ofisi Kayseri Bölge Müdürlüğü ve Urfa Bölge Müdürlüğünde Uzman olarak çalıştı. 1999 yılında özel bir [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/sabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html' addthis:title='Sabit İnce Ozan Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #cc6633;"><span style="font-size: x-small;">1954 yılında Nevşehir ili Kozaklı ilçesi Gerce köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokulu Kozaklı&#8217;da, liseyi Kayseri Ticaret Lisesinde okudu. 1976 yılında İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldu. </p>
<p>Özel sektörde çeşitli görevlerde, Toprak Reformu Kayseri Bölge Müdürlüğünde uzman, Toprak Mahsulleri Ofisi Kayseri Bölge Müdürlüğü ve Urfa Bölge Müdürlüğünde Uzman olarak çalıştı. 1999 yılında özel bir kuruluşun genel müdürlüğünden emekli oldu. Vizyon dış ticaret a.ş.nin kuruluşunda görev aldı ve genel müdürlüğünü yaptı. </p>
<p>Bizim Anadolu, Tercüman, Hergün ve Türkiye Gazetelerinde yazar, muhabir, istihbarat şefi olarak çalıştı. Töre ve Devlet dergilerinde yazılar yazdı. Kayseri de yayınlanan &#8220;Kayseri Şairler antolojisi&#8221;ne ve Adana da yayınlanan &#8220;Ozanlar Güldeste Şairler&#8221; antolojisine katıldı. Kayseri de yayın yapan Erciyes, Elif, Başak televizyonlarında, mahalli radyolarda şiir ve edebiyatla ve &#8220;Bizim Aşıklarımız&#8221; adlı halk aşıkları ile ilgili programlar yaptı konuk olarak bu programlara katıldı. Kayseri de yayınlanan yeni Kayseri, kayseri olay, Kayseri Anadolu Haber, Star Haber, Kayseri Gündem ve Kayseri Hakimiyet Gazetesi İnce Zımbalar köşesinde yazı ve şiirleri yayınlanmaktadır. Gülpınar, Yesevi, Ozan, Bizim Kuşak, Kayseri Çağdaş, Sevgi Yolu, Ana, Erciyes, Çemen, Simav Anadolu, Yalaka gibi dergilerde şiirleri halen yayınlanmaktadır. </p>
<p>Ve Aynı Rüzgarla Savrulduk adlı ortak şiir kitabından sonra Aşkın Ateşi adlı ikinci şiir kitabı temmuz 1996 da yayınlandı. Sırlı Söz adlı şiir Kitabı, Anadolu hececileri-1, Anadolu Hececileri-2, Anadolu Hececileri-3, Anadolu Hececileri-4, Anadolu Hececileri-5, Anasam <br />
Şiir Antolojisi-1 , Anasam Şiir Antolojisi-2 şiir kitaplarını 2000 &#8211; 2001 yıllarında yayınladı.</p>
<p>Şiir dalında ozan dergisinden mansiyon, Bizim Kuşak dergisinden mansiyon, makale dalında üçüncülük ödülleri aldı. Türk halk müziği ile amatör olarak ilgilenmekte, aşık türünde sözlerini yazıp bestelediği 40 dan fazla türküsü vardır. Halen genel Merkezi Kayseri de bulunan Anasam Anadolu İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri meslek birliğini kurdu ve genel başkanlığını ve Nevşehirliler Derneğinin başkanlığını yapmaktadır. TBMM de Fikir ve Sanat eserleri kanununda meclis alt komisyonunda ve devlet planlama Teşkilatınca hazırlanan 8. beş yıllık plan çerçevesinde Fikri ve Sınai Haklar özel ihtisas komisyonunda üye olarak görev yaptı, Anasam Bülteni adlı bir yayın organının sahipliğini yapmakta, Anasam Yayınları tarafından yayınlanan 45 kitabın editörlüğünü de yürütmektedir. Nurcan hanımla evli, Muhammed ve Çağrı adlı iki oğlu, Nazende isimli bir kız çocuk babasıdır</span></span></p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<span><strong>Yazar &amp; Kaynak: <a rel="nofollow" href="http://www.turkuler.com/ozan/sabitince.asp" target="_blank">http://www.turkuler.com/ozan/sabitince.asp</a></strong></span></p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/sabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html' addthis:title='Sabit İnce Ozan Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fsabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/sabit-ince-ozan-biyografisi_1988.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Namık Kemal Biyografisi</title>
		<link>http://www.webonur.net/namik-kemal-biyografisi_1985.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/namik-kemal-biyografisi_1985.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jun 2010 03:17:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Akif Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Bitmemiş Bir ''Osmanlı Tarihi'']]></category>
		<category><![CDATA[Celaleddin Harzemşah]]></category>
		<category><![CDATA[Cezmi]]></category>
		<category><![CDATA[Gülnihal]]></category>
		<category><![CDATA[İntibah]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Bela]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Bilgileri]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Biyografisi]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Doğum Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal ve Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Yahut Silistre]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=1985</guid>
		<description><![CDATA[Namık Kemal ülkemiz topraklarında vatan ve millet kavramını edebiyatımıza sokan gerçek bir vatan sevdalısıdır.Namık Kemal&#8217;ın babası Mustafa Asım Bey,saray adamlarındandır. Zaten Namık Kemal&#8217;in bütün ataları devlet katında önemli roller üstlenmişlerdir. Namık Kemal 21Aralık 1840&#8242;da Tekirdağ&#8217;da doğmuşur. Asıl adı Mehmet Kemal&#8217;dir. Çocukluk ve gençlik yıllarını Anadolu ve Rumeli&#8217;nin çeşitli kasabalarında geçirdi. Eğitim hayatı çalkantılı geçti. 13 [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/namik-kemal-biyografisi_1985.html' addthis:title='Namık Kemal Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Namık Kemal ülkemiz topraklarında vatan ve millet kavramını edebiyatımıza sokan gerçek bir vatan sevdalısıdır.Namık Kemal&#8217;ın babası Mustafa Asım Bey,saray adamlarındandır. Zaten Namık Kemal&#8217;in bütün ataları devlet katında önemli roller üstlenmişlerdir. Namık Kemal 21Aralık 1840&#8242;da Tekirdağ&#8217;da doğmuşur. Asıl adı Mehmet Kemal&#8217;dir. Çocukluk ve gençlik yıllarını Anadolu ve Rumeli&#8217;nin çeşitli kasabalarında geçirdi. Eğitim hayatı çalkantılı geçti. 13 yaşında Kars&#8217; a giden ve orada 1,5 yıldan fazla kalan Namık Kemal&#8217;in bu yıllarda vatan ve millet kavramları üzerinde düşünmeye başladı. Bir dönem Sofya&#8217;da yaşayan Namık Kemal&#8217;e göre bu şehrin ilerisi için büyük önemi vardı. Bu şehirde evlendi ve edebiyatla daha ciddi ilgilenmeye başladı.</p>
<p>Şinasi ile tanışması hayatında bir dönüm noktası oldu. Bu karşılıklı dostluk Namık Kemal&#8217;in 1862 &#8216;de Tasvir&#8217;-i Efkar gazetesinde çalışmaya başlaması ile sona erdi. Tasviri Efkar Namık Kemal&#8217;in siyasi anlamda yetişmesi ve sonu sürgünde bitecek siyasal yaşamının başlangıç noktası oldu. </p>
<p> İstanbul&#8217;dan uzaklaştırmak için Erzurum&#8217;a tayin edlmişti ama o gitmedi. Bunun yerine Avrupa&#8217;ya kaçtı Orada ünlü düşünürlerle tanıştı ve bilgilerini derinleştirdi. Abdülaziz&#8217;in af ilan etmesiyle yurda döndü.</p>
<p>Avru&#8217;pa dönüşü siyasetten uzak kalmadı. Türkçe&#8217;de ilk mizah dergisi Diyojen&#8217;deki mizah yazıları ve İbret gazetesindeki makaleleriyle mücadele sınıfına atılışı bu zamandadır. Ama Diyojen&#8217;de kapatıldı. Çeşitli gazete çıkarm a denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı. İstanbul&#8217;dan uzaklaştırıldı. Vatan yahut Silistre&#8217;yi yazmaya başladı. Oyunun İstanbul&#8217;da oynanması sonucu olaylarda korkan Abdülaziz tarafında Magosa Kalesine sürüldü. Gülnihal ve Zavallı Çocuk e dönemin eserleridir.</p>
<p>5. Murat tahta çıkınca İstanbul&#8217;a döndü. 5. Myrat tahtta fazla kalmadı ve Abdülhamit padişah oldu. Bir süre sönra yeni padişah tarafından Sakız Adasına sürgün edildi.</p>
<p>ESERLERİ:</p>
<p>1. iNTİBAH <br />
2.CEZMİ<br />
3.AKİF BEY<br />
4. KARA BELA<br />
5. CELALEDDİN HARZEMŞAH<br />
6. VATAN YAHUT SİLİSTRE<br />
7. GÜLNİHAL<br />
8.Bitmemiş bir &#8221;Osmanlı Tarihi&#8221;</p>
<p><!-- BITTI: GittiGidiyor Reklam Kodu --><br />
<span><strong>Yazar &amp; Kaynak: Gülnihal Kitabı</strong></span></p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/namik-kemal-biyografisi_1985.html' addthis:title='Namık Kemal Biyografisi ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fnamik-kemal-biyografisi_1985.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/namik-kemal-biyografisi_1985.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz Sanatları (Edebi Sanatlar)</title>
		<link>http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Mar 2010 19:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ALİTERASYON]]></category>
		<category><![CDATA[CİNAS]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSN-İ TA’LİL]]></category>
		<category><![CDATA[İNTAK(KONUŞTURMA)]]></category>
		<category><![CDATA[İSTİARE(EĞRETİLEME)]]></category>
		<category><![CDATA[İSTİFHAM(SORU SORMA)]]></category>
		<category><![CDATA[KİNAYE]]></category>
		<category><![CDATA[LEFF-Ü NEŞR]]></category>
		<category><![CDATA[MECAZ-I MÜRSEL(AD AKTARMASI)]]></category>
		<category><![CDATA[MÜBALAĞA (ABARTMA)]]></category>
		<category><![CDATA[NİDA (SESLENME)]]></category>
		<category><![CDATA[SECİ]]></category>
		<category><![CDATA[TARİZ (TAŞ ATMA)]]></category>
		<category><![CDATA[TECAHÜL-İ ARİF]]></category>
		<category><![CDATA[TEDRİC]]></category>
		<category><![CDATA[TEKRİR]]></category>
		<category><![CDATA[TELMİH (HATIRLATMA)]]></category>
		<category><![CDATA[TENASÜP (UYGUNLUK)]]></category>
		<category><![CDATA[TEŞBİH(BENZETME)]]></category>
		<category><![CDATA[TEŞHİS(KİŞİLEŞTİRME)]]></category>
		<category><![CDATA[TEVRİYE (AMACI GİZLEME)]]></category>
		<category><![CDATA[TEZAT (KARŞITLIK)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar/1905</guid>
		<description><![CDATA[1) TEŞBİH(BENZETME) Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir. Benzetmede dört unsur bulunur: a)Benzenen b)Benzetilen c)Benzetme Yönü d)Benzetme Edatı Bu öğelerin kullanılıp kullanılmaması açısından da üç çeşit benzetme vardır: — Çocuk tilki gibi kurnaz biriydi. —Minik yavrucak elma gibi kıpkırmızı yanaklarıyla gülücükler saçıyordu. —Bizim de kalbimizi [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html' addthis:title='Söz Sanatları (Edebi Sanatlar) ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1) TEŞBİH(BENZETME)</strong></p>
<p>Sözü daha etkili duruma getirmek için aralarında ilgi bulunan iki unsurdan güçsüzü olanı güçlü olana benzetmektir.<br />
Benzetmede dört unsur bulunur:<br />
<strong>a)</strong>Benzenen <strong>b)</strong>Benzetilen <strong>c)</strong>Benzetme Yönü<strong> d)</strong>Benzetme Edatı</p>
<p>Bu öğelerin kullanılıp kullanılmaması açısından da üç çeşit benzetme vardır:<br />
— Çocuk tilki gibi kurnaz biriydi.<br />
—Minik yavrucak elma gibi kıpkırmızı yanaklarıyla gülücükler saçıyordu.</p>
<p>—Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden<br />
Toprağa diz vuruşu dağ gibi zeybeğin</p>
<p>—Binalar kale gibi olduğundan içeri<br />
B.tilen B.nen B.E<br />
girilemiyordu.<br />
—Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?<br />
B.tilen B.yen</p>
<p>—Karısına yıllarca cehennem hayatı yaşattı.<br />
B.tilen B.yen</p>
<p>—Muavin,yolculara: Pamuk eller cebe!<br />
B.tilen B.yen<br />
diye bağrıyordu.</p>
<p><strong>2) İSTİARE(EĞRETİLEME) </strong></p>
<p>Benzetmenin asıl unsuru olan benzeyen ve benzetilenden yalnızca biri kullanılarak yapılır.<br />
a.)Açık İstiare:Benzeyenin bulunmayıp yalnızca benzetilenle yapılan istiaredir.<br />
b.)Kapalı İstiare:Benzetilenin bulunmayıp yalnızca benzeyenle yapılan istiaredir.</p>
<p>—Bir hilal uğruna ya rab ne güneşler batıyor. (A.İ)<br />
—Ay,altın ağaçlardan yere damlıyordu.(K.İ)<br />
Açtım avucumu altına tuttum.<br />
—Ülkemizde üniversiteden mezun olmuş pek çok fidan artık iş de bulamıyor.(A.İ)<br />
—Bahar gelince bir ağızdan şarkılar söyler kuşlar.(K.İ)<br />
—Bugün gökten inciler yağıyordu.(A.İ)<br />
—Galatasaray,Fenerbahçe kalesine gol yağdırdı.(K.İ)<br />
—Genç adamın sözleri,kızın yüreğini yakıyordu.(K.İ)<br />
—Sanat,hür bir ortamda boy atar.(K.İ)<br />
—Kurban olam,kurban olam,<br />
Beşikte yatan kuzuya.(A.İ)<br />
<strong>3) KİNAYE</strong></p>
<p>Bir sözü hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanmaktır.<br />
Uyarı:Kinayede daha çok mecaz anlam kastedilir.<br />
—Mum dibine ışık vermez.<br />
—Hamama giren terler.<br />
—Taşıma su ile değirmen dönmez.<br />
—Yuvarlanan taş yosun tutmaz.<br />
—Ateş düştüğü yeri yakar.<br />
—Yaptığı hatayı anlayınca yüzü kızardı.</p>
<p><strong>4) MECAZ-I MÜRSEL(AD AKTARMASI)</strong></p>
<p>Benzetme amaç güdülmeden bir sözün ilgili olduğu başka bir söz yerine kullanılmasıdır.<br />
—İşe alınman için dün şirketle görüştüm.(İnsan)<br />
—Yarın sınıfı 9/H sınıfı yapacak.(Öğrenci)<br />
—Toplantıya Milliyet gazetesinin güçlü kalemleri de geldi.(Yazar)<br />
—Nihatın golüyle tüm stat ayağa kalktı.(Seyirci)<br />
—O evine çok bağlı bir insandır.(Ailesi)<br />
—Bu olay üzerine bütün köy ayaklandı.(Halk)<br />
—İstanbul’dan kalkan uçak az önce Adana’ya indi.(Havaalanı)</p>
<p><strong>5)TEŞHİS(KİŞİLEŞTİRME)</strong></p>
<p>İnsan dışındaki canlı cansız varlıklara insan özelliği kazandırmaktır.<br />
Her teşhiste aynı zamanda kapalı istiare vardır.<br />
—Güzel gitti diye pınar ağladı.<br />
—Menekşeler külahını kaldırır.<br />
—Bir sarmaşık uyanıyordu uykusunda<br />
Geriniyordu bir eski duvarın sıvasında.<br />
—Toros dağlarının üstüne,<br />
Ay un eledi bütün gece.<br />
—O çay ağır akar,yorgun mu bilmem,<br />
Mehtabı hasta mı,solgun mu bilmem.<br />
—Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın,<br />
Eskici dükkanında asma saat,<br />
Çelik bir şal atmış omuzlarına.<br />
—Yalnızlığın okşadığı kalbime,yağmurlar küskün,<br />
En güzel türküyü bir kurşun söyler.<br />
—Bu akşam sonbahar ne kadar serin,<br />
Geceyi hasretle zaman.</p>
<p><strong>6)İNTAK(KONUŞTURMA)</strong></p>
<p>İnsan dışındaki varlıkları konuşturmaktır.Her intak sanatında teşhis sanatı vardır;ancak her teşhiste intak sanatı yoktur.<br />
—Deniz ve Mehtap sordular seni: Neredesin?<br />
—Maymun şunu anlatmak istemişti fikrince:<br />
Boşa gitmez kötüye bir ceza verilince.<br />
—Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:<br />
İçimde kanayan yara gibisin.<br />
—Ey benim sarı tamburam!<br />
Sen ne için inilersin?<br />
İçim oyuk,derdim büyük<br />
Ben onunçün inilerim<br />
—Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,<br />
Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı.<br />
—Adam elini uzattı,tam onu koparacağı sırada menekşe: Bana dokunma!diye bağırdı.</p>
<p><strong>7)TECAHÜL-İ ARİF</strong></p>
<p>Anlam inceliği oluşturmak için herkesçe bilinen bir gerçeği bilmiyormuş gibi aktarmalıdır.<br />
—Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?<br />
Benim mi Allahım bu çizgili yüz.<br />
—Sular mı yandı,neden tunca benziyor mermer?<br />
Geç fark ettim taşın sert olduğunu.<br />
—Gökyüzünün başka rengi de varmış,<br />
Su insanı boğar,ateş yakarmış.<br />
—Şu karşıma göğüs geren,<br />
Taş bağırlı dağlar mısın?<br />
—Saçların dalgalı,boya mı sürdün?<br />
Gelmiyorsun artık,bana mı küstün?<br />
—İçimde kar donar,buzlar tutuşur,<br />
Yağan ateş midir,kar mıdır bilmem.</p>
<p><strong>8)HÜSN-İ TA’LİL</strong></p>
<p>Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini,gerçek sebebinin dışında başka,güzel bir nedene bağlamadır.<br />
—Gül bahçesi sevgiliden haber geldiği için<br />
Süslendi ve güzel kokular süründü.<br />
—Yoksun diye bahçemde çiçekler açmıyor bak.<br />
—Senin o gül yüzünü görmek için<br />
Sana güneş bakmak için doğuyor.<br />
—Benim kaderime ve yalnızlığıma<br />
Irmaklar bile ağladı.<br />
—Rüzgar gökte bir gezinti,<br />
Üşürüz her akşam vakti,<br />
Ne sıcak vücutlar gitti,<br />
Toprağı ısıtmak için.<br />
—Güller kızarır utancından o gonca gül gülünce<br />
Sümbül bükülür kıskancından kakül bükülünce.<br />
—Bir an önce görülsün diye Akdeniz,<br />
Toroslarda ağaçlar hep çocuk kalır.<br />
—Toros dağlarının üstüne<br />
Ay, un eledi bütün gece.</p>
<p><strong>9) MÜBALAĞA (ABARTMA)</strong></p>
<p>Sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi olduğundan daha çok ya da olduğundan daha az göstermektir.<br />
—Manda yuva yapmış söğüt dalına,<br />
Yavrusunu sinek kapmış.<br />
—Alem sele gitti gözüm yaşından.<br />
—Bir ah çeksem dağı taşı eritir,<br />
Gözüm yaşı değirmeni yürütür.<br />
—Bir gün gökyüzüne otursam,<br />
Evlerin tavanlarını birer birer açsam.<br />
—Sıladan ayrıyım,gözümde yaşlar,<br />
Sel olup taşacak bir gün derinden.<br />
—Sana olan aşkım dağı taşı eritir,<br />
Gözümdeki yaşlardan bir deniz olur.<br />
—Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim,<br />
Minicik gövdeme yüklü Kaf dağı.<br />
—Sekizimiz odun çeker,<br />
Dokuzumuz ateş yakar<br />
Kaz kaldırmış başın bakar<br />
Kırk gün oldu ,kaynatırım kaynamaz.<br />
—Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?<br />
Gömelim gel seni tarihe desem,sığmazsın.<br />
—Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır.</p>
<p><strong>10) TEZAT (KARŞITLIK)</strong></p>
<p>Aralarında ilgiden dolayı,birbirine zıt kavramları bir arada kullanmaktır.</p>
<p>—Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz.<br />
—Neden böyle düşman görünürsünüz,<br />
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?<br />
—İçimde kar donar,buzlar tutuşur,<br />
Yağan ateş midir,kar mıdır bilmem.<br />
—Sana çirkin dediler,düşmanı oldum güzelin.<br />
—Yükseğinde büyük namlı karın var,<br />
Alçağında mor sümbüllü bağın var.<br />
—Gülmek ol,goncaya münasiptir,<br />
Ağlamak bu,dil-i hazine gerek.<br />
—Karlar etrafı bembeyaz bir karanlığa gömdü.</p>
<p><strong>11) TEVRİYE (AMACI GİZLEME)</strong></p>
<p>İki değişik anlamı olan bir sözcüğün bir dize ya da beyitte iki anlamının da kullanılmasıdır.<br />
—Tahir Efendi bize kelp demiz (Tahir:özel ad.)<br />
İltifatı bu sözde zahirdir<br />
Maliki mezhebim benim zira<br />
İtikadımca kelp Tahirdir.</p>
<p>—Bu kadar letafet çünkü sende var,<br />
Beyaz gerdanında bir de ben gerek.</p>
<p>—O güzel yüzün benli de,<br />
Göğsün niye bensiz?<br />
—Bak kalan bu kubbede hoş bir sada imiş,<br />
Ben yarime gül demem,yarim bana gülmedi.</p>
<p>—Beyefendi ailenin güneşi,sen de ayısın.</p>
<p>—Sen gittin yaslara büründü cihan,<br />
Soluyor dallarda gül dertli dertli.</p>
<p>—Şu köpek leşi de şurda fuzuli,<br />
O kadar içerlediysen tut kıçından<br />
Vur yere de çıksın içindeki ruhi.</p>
<p><strong>12) TELMİH (HATIRLATMA)</strong></p>
<p>Söz arasında herkesin bildiği bir olaya ya da kişiye işaret etme sanatı.<br />
—Vefasız Aslıya yol gösteren bu,<br />
Keremin sazına cevap veren bu.<br />
—Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor teshidi,<br />
Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi.<br />
—Ekmek Leyla oldu bire dostlarım,<br />
Mecnun olup ardı sıra giderim.<br />
—Şu Boğaz harbı nedir? Var mı ki dünyada eşi?<br />
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.<br />
—Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım.<br />
—Gökyüzünde İsa ile,<br />
Tur dağında Musa ile ,<br />
Elindeki asa ile,Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir<br />
Çağırayım Mevlam seni.</p>
<p><strong>13) TARİZ (TAŞ ATMA)</strong></p>
<p>Bir kişiyi iğneleme,bir konuyla alay etme veya sözün tam tersini kastetmedir.<br />
—Müftü Efendi bize kafir demiş.<br />
—Tutalım ben ona diyem müselman.<br />
—Lakin varıldıktan ruz-ı mahşere,<br />
İkimiz çıkarız orda yalan.<br />
—Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden.<br />
—Tahir Efendi bize kelp demiş,<br />
İltifatı bu sözde zehirdir,<br />
Maliki mezhebim benim zira,<br />
İtikadımca kelp Tahirdir.<br />
—Bir nasihatım var zamana uygun,<br />
Tut sözümü yattıkça yat uyuma,<br />
Meşhur bir kelamdır sen kazan sen ye,<br />
El için yok yere yanma.<br />
—O kadar zeki ki bütün sınıfları çift dikiş gidiyor.</p>
<p><strong>14) TEKRİR</strong></p>
<p>Anlatımı güçlendirmek için bir sözü sık sık tekrar etmektir.<br />
—Beni bende demen,ben değilim,<br />
Bir ben vardır,bende benden öte.</p>
<p>—Söz ola kese savaşı,<br />
Söz ola kestire başı,<br />
Söz ola oğlu aşı,</p>
<p>Yağ ile bal ede bir söz.</p>
<p>—Ben güzele güzel demem,<br />
Güzel benim olmayınca.</p>
<p>—Seni tanımadan önce ben,ben değildim,<br />
Seni tanıdıktan sonra aslında bensizliğin sensizliğin olduğunu anladım.</p>
<p>—Gece midir insanı hüzünlendiren,<br />
Yoksa insan mıdır hüzünlenmek için,<br />
Geceyi bekleyen?<br />
Yoksa ben miyim seni düşünmek için,<br />
Geceyi bekleyen?<br />
Gece midir seni bana düşündüren?</p>
<p>  <strong><br />
<strong>15) TENASÜP (UYGUNLUK)</strong></strong></p>
<p>Anlam yönünden birbiriyle ilgili sözcükleri bir arada kullanmaktır.<br />
—Deli eder insanı bu dünya,<br />
Bu gece,bu yıldızlar,bu koku,<br />
Bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.</p>
<p>—Artık demir almak günü gelmişse zamandan,<br />
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.</p>
<p>—Arım,balım,peteğim,<br />
Gülüm,dalım,çiçeğim,<br />
Bilsem ki öleceğim,<br />
Yine seni seveceğim,</p>
<p>—Güller kızarır o gonca gül gülünce,<br />
Sümbül bükülür kıskancından kalül bükülünce</p>
<p>—Bu akşam ışık olduk,renk olduk,ses olduk,<br />
Yeniden kışla olduk,asker olduk,tüfek olduk.</p>
<p><strong>16) LEFF-Ü NEŞR</strong></p>
<p>Bir dizede iki ya da daha fazla kavramdan bahsettikten sonra diğer dizede onlarla ilgili açıklama yapmaktır.<br />
—Bakışların fırtına,<br />
Duruşun durgun su,<br />
Biri alabora eder,<br />
Biri boğar.</p>
<p>—Gönlümde ateştin,gözümde yaştın,<br />
Ne diye tutuştun,ne diye taştın.</p>
<p>—Ben bir sedefim,sen nisan bulutu,<br />
Ver damlaları,al yuvarlak inciyi.</p>
<p><strong>17) İSTİFHAM(SORU SORMA)</strong></p>
<p>Anlatımı daha etkili hale getirmek için cevap alma amacı gütmeden soru sormaktır.<br />
—Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?<br />
—Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?<br />
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?<br />
—Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?<br />
—Şu karşıma göğüs geren<br />
Taş bağırlı dağlar mısın?<br />
—Hangi çılgın bana zincir vuracakmış?Şaşarım!<br />
—Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?<br />
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?</p>
<p><strong>18) TEDRİC</strong></p>
<p>Birbiriyle ilgili kavramların bir derece gözetilerek sıralanmasıdır.<br />
—İki asker,mızrak mızrağa,kılıç kılıca,hançer hançere vuruşmaya başladı.<br />
—Makbar,makber değil;bir türbe,türbe değil;bir mabet,mabet değil;bir küre,küre değil;bir sonsuz uzay.</p>
<p><strong>19) NİDA (SESLENME)</strong></p>
<p>Şiddetli duyguları,heyecanları coşkun bir seslenişle anlatmadır.Daha çok ay,ey,hay,ah ünlemleriyle yapılır.<br />
—Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü!<br />
—Ey benim sarı tamburam!<br />
Sen ne için inilersin?<br />
—Çatma kurban olayım ey nazlı hilal!</p>
<p><strong>20) CİNAS</strong></p>
<p>Yazılışları aynı,anlamları farklı sözcüklerin bir arada kullanılmasıdır.<br />
—Niçin kondun a bülbül kapımdaki asmaya<br />
Ben yarimden ayrılmam götürseler asmaya.</p>
<p>—Göl kıyısındaki sazların arasında bir saz sesi geliyordu.</p>
<p>— Kara gözler,<br />
Sürmeli kara gözler,<br />
Gemim deryada kaldı,<br />
Gözlerim kara gözler.</p>
<p>—Kalem böyle çalınmıştır yazıma,<br />
Yazım kışıma uymaz,kışım yazıma.</p>
<p>—Böyle bağlar,<br />
Yar başın böyle bağlar,<br />
Gül açmaz,bülbül ötmez,<br />
Yıkılsın böyle bağlar.</p>
<p><strong>21) ALİTERASYON</strong></p>
<p>Dize ya da mısrada ahenk oluşturacak şekilde,aynı sesin veya hecenin tekrarlanmasıdır.<br />
—Eylülde melül oldu gönül soldu lale<br />
Bir kaküle meyletti gönül geldi bu hale.<br />
—Seherde seyre koyuldum semayı deryayı.<br />
—Kara toprak içinde kara karıncayı karanlık gecede görür.<br />
—Beyaz gerdanında bir de ben gerek.</p>
<p><strong>22) SECİ</strong></p>
<p>Düz yazıda cümle içinde yapılan uyağa denir.<br />
—İlahi,kabul senden,ret senden;şifa senden,dert senden İlahi,iman verdin,daim eyle;ihsan verdin,kaim eyle.<br />
—Ten cübbesi çak gerek,gönül evi pak gerek.<br />
—Ey gönlümün nuru,gönüllerin süruru!<br />
—De gül idim ben sana mail sen ettin aklımı zail.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html' addthis:title='Söz Sanatları (Edebi Sanatlar) ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fsoz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/soz-sanatlari-edebi-sanatlar_1905.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uskumru Dolması Nasıl Yapılır ?</title>
		<link>http://www.webonur.net/uskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/uskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 15:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nasil Yapilir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek Tarifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması Malzemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması Nasıl Yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması Tarifi]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması Yapılışı]]></category>
		<category><![CDATA[Uskumru Dolması Yemek Tarifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1718</guid>
		<description><![CDATA[MALZEMELER 1.5 kg soğan6 adet yumurta3 kilo uskumru2 su bardağı un100 gr kus üzümü200 gr ceviz içi750 gr zeytinyag1 paket yenibahar100 gr beyaz fiştik2 su bardağı galeta unuKarabiberTuz YAPILIŞ TARİFİ Balıkların içlerini temizleyip, bol suda iyice yıkayın, kuyruk ve enselerindenKılçıklarını kirin. Etlerini yumuşatarak kılçık ile beraber çıkarın. EtleriniKıyın, doğranmış soğan, beyaz fiştik ve. zeytinyagı ile [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html' addthis:title='Uskumru Dolması Nasıl Yapılır ? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong style="padding: 0px; margin: 0px;">MALZEMELER</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">1.5 kg soğan<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />6 adet yumurta<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />3 kilo uskumru<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />2 su bardağı un<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />100 gr kus üzümü<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />200 gr ceviz içi<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />750 gr zeytinyag<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />1 paket yenibahar<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />100 gr beyaz fiştik<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />2 su bardağı galeta unu<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Karabiber<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Tuz<br style="padding: 0px; margin: 0px;" /></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;"><strong style="padding: 0px; margin: 0px;">YAPILIŞ TARİFİ</strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; padding: 0px;">Balıkların içlerini temizleyip, bol suda iyice yıkayın, kuyruk ve enselerinden<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Kılçıklarını kirin. Etlerini yumuşatarak kılçık ile beraber çıkarın. Etlerini<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Kıyın, doğranmış soğan, beyaz fiştik ve. zeytinyagı ile kavurun. Kıyılmış<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />etleri çekilmiş ceviz içi, kus üzümü, tuz biber, yenibahar ilave edip tekrar<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />15 dakika daha kavurup ateşten alin, soğumaya bırakın. Bir adet limonun<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />suyunu ilave edin. Hazırladığınız malzeme ile balıkları doldurun, önce una<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />sonra yumurtaya ardından da galeta ununa bulayıp, kızgın yağda kızartın.<br style="padding: 0px; margin: 0px;" />Soğuduktan sonra servis yapın.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html' addthis:title='Uskumru Dolması Nasıl Yapılır ? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fuskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/uskumru-dolmasi-nasil-yapilir_1718.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aruz Ölçüsü</title>
		<link>http://www.webonur.net/aruz-olcusu_1625.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/aruz-olcusu_1625.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:21:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[açik ve kisa heceler]]></category>
		<category><![CDATA[Alfabelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatım Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[aruz]]></category>
		<category><![CDATA[aruz kaliplari Örnek]]></category>
		<category><![CDATA[aruz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü alistirmalar]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü bulma]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü kaliplari]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü nasil bulunur]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsü uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Ölçüsünün Özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[aruz Örnekleri]]></category>
		<category><![CDATA[aruz vezni]]></category>
		<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bulmacalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[Cümlenin Öğeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatimizda aruz Ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[kapalı heceler]]></category>
		<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[mefailün]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Abideleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özlü Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçenin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[uzun heceler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazım ve Noktalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1625</guid>
		<description><![CDATA[Aruz, Arapça bir kelimedir ve “Çadırın ortasına dikilen direk” anlamına gelir. Bir edebiyat terimi olarak “hecelerin uzunluk ve kısalıkları temeline dayanan nazım ölçüsü” demektir. 1. Aruz ölçüsü ilk olarak Arap edebiyatında kullanılmıştır. Daha sonra İran Edebiyatı’na geçen bu ölçü, XI yüzyıldan itibaren Türk şairlerince de uygulanmaya başlanmıştır. 2. Rahat kullanılabilmesi için bol miktarda uzun heceye [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/aruz-olcusu_1625.html' addthis:title='Aruz Ölçüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p align="justify"><strong>Aruz</strong>, Arapça bir kelimedir ve “Çadırın ortasına dikilen direk” anlamına gelir. Bir edebiyat terimi olarak “hecelerin uzunluk ve kısalıkları temeline dayanan nazım ölçüsü” demektir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>1. </strong>Aruz ölçüsü ilk olarak Arap edebiyatında kullanılmıştır. Daha sonra İran Edebiyatı’na geçen bu ölçü, XI yüzyıldan itibaren Türk şairlerince de uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>2.</strong> Rahat kullanılabilmesi için bol miktarda uzun heceye ihtiyacı olan bu ölçü, aslında Türkçe’nin kelime yapısına uygun değildir. Bu yüzden Aruzu ilk defa kullanan Karahanlılar Türkçe’nin kelimelerini bozarak kısa heceleri uzun okuma yoluna gitmişlerdir. Zamanla bu da yeterli olmamış; şairler, Arapça ve Farsça kelimeleri sık sık kullanmaya başlamışlardır. Bu durum, Türk dilinin kelime hazinesinin giderek yabancı kelimelerle dolmasına yol açmış, böylece şairlerin güzel kullanışlarından mahrum kalan Türkçe, anlam ve kavram bakımından yoksullaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Diğer yandan Türkçe, aldığı bu yabancı kelime ve kavramları Türkçeleştirdiği zaman güçlü bir dil olmuştur. Aruzla birlikte, halk arasında yaşamaya devam eden milli şiir ölçümüz hece, bu yoksullaşmayı bir ölçüde durdurmuş ve Türkçe kendi geleneği içinde varlığını sürdürmüştür.</p>
<p><strong>3.</strong>1908’den sonra şairler arasında başlayan aruz hece tartışması, hecenin zaferi ile sonuçlanmış; ancak Divan Edebiyatı nazım ölçüsü olan aruzun da artık bir Türk şiir ölçüsü olduğu kabul edilmiştir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>4.</strong> Aruz ölçüsü daha çok Divan Edebiyatında kullanılır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>5.</strong> Aruzla yazılan ilk Türk eseri Yusuf Has Hacib’in yazdığı Kutadgu  Bilig’dir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>6. </strong>Aruz XI. asırdan beri heceyle beraber kullandığımız ölçüdür. Bu ölçü zamanla Türkçe’ye en iyi şekilde uygulanmış. Mehmet Âkif, Yahya Kemâl, Faruk Nafiz gibi şairlerimizin elinde ustalıkla kullanılmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>Not:</strong> Aruz ölçüsünün temeli, hecelerin uzun ve kısa olmaları özelliğine dayanır. Ölçünün doğru bulunması için önce mısradaki hecelerin değerinin tespit edilmesi gerekir. Aruz vezninde heceler iki şekilde değerlendirilir.Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Açık / kısa heceler ( . ) ( v ) | Kapalı / uzun heceler ( – )</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>1.Açık / kısa heceler :<br />
</strong><br />
<strong>1.</strong> Ünlülerle biten hecelerdir.<br />
<strong>2. </strong>Bu heceler aruz incelemesinde ( . ) ve ( v ) işaretleriyle gösterilir.<br />
<strong>3.</strong> Açık – kısa hecelerin ses değerleri “yarım” kabul edilir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>2. Kapalı / uzun heceler:</strong> Tam ses değeri taşıyan hecelerdir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>1.</strong> Ünsüzlerle ve  dilimize Arapça ve Farsça’dan geçmiş uzun ünlüler (â, î, û )’le biten  hecelerdir.<br />
<strong>2.</strong> Bu heceler aruz incelemesinde (-) işaretiyle gösterilir.<br />
<strong>3. </strong>Kapalı- uzun hecelerin ses değeri “tam”dır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p><script type="text/javascript"></script> <script type="text/javascript">// <![CDATA[
google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
// ]]&gt;
// ]]&gt;</script><ins><ins></ins></ins><br />
<strong>Not 1:</strong> Arapça ve gelme Farsça’dan gelme uzun ünlülerle kurulan ( âb, ûl…) gibi iki sesli hecelerle; ( rûy, rûy, cûy…) gibi üç sesliler yerine göre, aruzda bir buçuk hece değerinde tutulur ve (- . ) işaretiyle gösterilir. Yine bu dillerden gelen iki ünsüz bitişik düzende olan (aşk, ahd…) gibi heceler de, yerine göre bir buçuk hece değerinde kabul edilir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>Not 2:</strong> dize sonundaki bütün heceler uzun – kapalı ( – ) hece kabul edilir. Yani dize sonundaki ses ister uzun ister kısa olsun, mutlaka uzundur.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>1-</strong> Aruz ölçüsünde heceler açık (kısa), kapalı (uzun) ve medli hece olmak  üzere üçe ayrılır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>2-</strong> Başlıca tef‘ileler şunlardır: Fa‘ (-), Fe ul (. -),Fa‘ lün (- -), Fe i lün (. . -),Fâ i lün (- . -), Fe û lün (. – -), Mef û lü (- – .), Fe i lâ tün (. . – -), Fâ i lâ tün (- . – -), Fâ i lâ tü (- . – .), Me fâ i lün (. – . -), Me fâ î lün (. – &#8211; -), Me fâ î lü (. – &#8211; .), Müf te i lün (- . . -), Müs tef i lün (- – . -), Mü te fâ i lün (. . – . -)… Burada tef‘ilelerle parantez içindeki hecelerinin değerlerinin aynı olduğuna dikkat ediniz.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>3-</strong> Aruz vezninde tef‘ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi  okuyuşta tef‘ilelerde durgu yapılmaz.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>4-</strong> Aruz vezninde hecelerin kısalığı ve uzunluğu esas olduğu için bazı Türkçe kelimeler kısa olduğu halde vezin gereği uzun okunur; buna imale denir. İmale kısa heceyi uzun yapar. Arapça ve Farsça kelimelerdeki bazı uzun seslerin vezin gereği kısa okunmasına da zihaf denir. Zihaf ise imalenin tersine uzun heceyi kısa yapmayı sağlar. Hece ölçüsünde böyle bir mesele yoktur. Türk edebiyatında imale çok sayıda bulunmakla beraber zihaf kusuru hoş karşılanmadığı için çok az yapılmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>5-</strong> Farsça tamlama eki olan “-i” ile “ve” anlamındaki “ü, vü” bağlacı  vezin gereği uzun da kısa da olabilir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>6-</strong> Medli heceler hafif bir “i, ı” sesi varmış gibi okunur. Bahâr kelimesi bahâr[ı], eşkden kelimesi ise eşk[i]den şeklinde söylenmelidir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>7-</strong> Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün kalıbıyla yazılan şiirlerde ilk tef‘ile bazı mısralarda Fâilâtün, son tef‘ile ise Fa‘lün olabilir. Bu sadece bu kalıba özgü bir durumdur. Bu kalıpla yazılan şiirlerde başta imale yapmaya gerek yoktur. Farklı tef‘ile parantez içinde hemen altında gösterilir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>8-</strong> Türkçe kelimelerle aruz veznindeki başarı Muallim Naci ile başlamış olup Türk aruzu Tevfik Fikret, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Âkif Ersoy tarafından gerçekleştirilmiştir. Hatta Mehmet Âkif o kadar başarılı olmuştur ki bir çok kişi İstiklâl Marşı’nın hece ölçüsüyle yazıldığını zanneder. Oysa bu marş aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lâ tün /Fe i lün” kalıbıyla yazılmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>9-</strong> Aruzla yazılan bir şiirin hece sayısı bazan eşit olabilir. Mısralardaki açık kapalı dizilişinin aynı olması o şiirin aruzla yazıldığın gösterir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Cânı cânânı bütün vârımı alsın da Hüdâ 15 hece</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ 15 hece</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>10-</strong> Sessiz bir harfle biten kelime vezin gereği açık olması gerekirse, kendinden sonra sesli ile başlayan bir hece varsa birinci kelimenin sonundaki harf, ikinci kelimenin ilk hecesine ulanır. Buna ulama denir. Ulama kapalı heceyi açık yapar. Ulama genellikle yapılır; fakat her zaman yapılmak mecburiyetinde değildir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>11-</strong> Servet-i Fünun edebiyatçıları bir şiirde değişik aruz kalıpları kullanmak suretiyle serbest vezne zemin hazırlamışlardır. Cenap Şahabetin’in “Elhân-ı Şita” adlı şiiri bu şekilde yazılmıştır. Bu şiirdeki bazı mısralar Feilâtün / Mefâilün / Feilün, bazı mısralar ise Mef‘ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün kalıbıyla yazılmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>12-</strong> Bir şiirin vezni en az iki mısradan hareket ederek bulunabilir. Tek  mısraa bakarak vezin bulunmaz.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>13-</strong> Bu kitaptaki Divan edebiyatına ait şiirlerin imale ve zihaf kusuru  olan heceleri altı çizilerek belirtilmiştir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>14- </strong>Bir şiirin vezni bulunurken şu işlemler yapılır:</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>a)</strong> Veznini bulacağımız mısraların hecelerindeki uzun seslilere dikkat  ederek yazmalıyız.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>b)</strong> Önce mısralardaki hecelerin açık mı kapalı mı oldukları tesbit edilir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>c)</strong> Medli hece olup olmayacağı özellikle kontrol edilmelidir. Bu ihmal edilirse bir mısradaki hece değeri eksik çıkar. Mısralardaki heceler sayılarak medli hece olup olmadığı konusunda bir ipucu yakalayabiliriz.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>d)</strong> Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en sonra o ihtimal düşünülür.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>e)</strong> Hecelerin karşılaştırılması yapıldıktan sonra açık kapalı değerleri çizgi ve nokta şeklinde ayrı bir yere geçilir. Mısra sayısına göre tef‘ile sayısı tahmin edilmeye başlanır. İlk tef‘ile en az heceden oluşur. Genelde az heceli Fa’, Fe i lün, Fâ i lün gibi tef‘ileler sonda bulunur.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>f)</strong> Yazılan aruz kalıbı ile işaretler arasında uyum olmasına dikkat  etmelidir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>ARUZ KALIPLARIYLA İLGİLİ UYGULAMALAR<br />
1. </strong><em>Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Saçma ey gö/z eşk[i]den gön / lümdeki od / lare su</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Kim bu denlü / tutuşan od / lare kılmaz / çâre su</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ _ / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Fuzûlî</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>2.</strong> <em>Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Dinle neyden / kim hikâyet / etmede</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Ayrılıklar / dan şikâyet / etmede</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / _ . _ _ / _ . _ Nahifî</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>3.</strong> <em>Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün<br />
</em><br />
(Fâilâtün) (Fa’lün)</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Hani ol gül / gülerek gel / diği demler / şimdi</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Ağlarım hâ / tıra geldik / çe gülüştük / lerimiz</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / . . _ _ / . . _ _ / . . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Mâhir</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>4.</strong> <em>Feilâtün / Feilâtün / Feilün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">(Fâilâtün) (Fa’lün)</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Ne Süleymân / ne Selîm’in / kuluyuz</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. . _ _ / . . _ _ / . . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Hazret-i Rab / b-i rahîmin / kuluyuz</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ . _ _ / . . _ _ / . . _<br />
Esrar Dede</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>5.</strong> <em>Mefâîlün /  Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Anı hoş tut / garîbindir / efendi iş / te biz gittik</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Gönül derler / ser-i kûyun / da bir dîvâ / nemiz kaldı</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _ / . _ _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Hayâlî</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>6. </strong><em>Mefâîlün /  Mefâîlün / Feûlün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Geçer firkat / zamânı böy / le kalmaz</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Sağ olsun sev / diğim Mevlâ / kerimdir</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ _ _ / . _ _ _ / . _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Nâilî</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>7. </strong><em>Mefâilün / Feilâtün / Mefâilün / Feilün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Cihânda â / şık-ı mehcû / r[ı) sanma râ / hat olur</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ . _ / . . _ _ / . _ _ _ / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Neler çeker / bu gönül söy / lesem şikâ / yet olur</p>
<p align="justify">
<p align="justify">. _ . _ / . . _ _ / . _ . _ / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Şeyhülislâm Yahya</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>8.</strong> <em>Mef'ûlü /  Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün<br />
</em><br />
Ağlatma / yacaktın yo / la baktırma / yacaktın</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Ol va'de / -i tekrâr[ı] / -be-tekrârı / unutma</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ _ . / . _ _ . / . _ _ . / . _ _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Esrar Dede</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>9.</strong> <em>Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün</em></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Gül hasre / tinle yolla / ra tutsun ku / lağını</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ _ . / _ . _ . / . _ _ . / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Nergis gi / bi kıyâme / te dek çeksi / n intizar</p>
<p align="justify">
<p align="justify">_ _ . /. _ _ . / . _ _ . / _ . _</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Bâkî</p>
<p align="justify">
<hr />
<p align="justify">
<p align="justify"><strong> …İkinci Kaynak…</strong></p>
<p align="justify">Aruz, Arap Edebiyatı’nda manzum sözlerdeki ahenk ölçülerini öğreten ilmin adıdır. Hecelerin uzunluk ve kısalıklarına göre düzenlenmiş bir vezindir. Bu vezin Arap’lardan İran’lılara, onlardan da bize geçmiştir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">İranlılar İslâmiyet’i kabul edince, Arap kültürünün de büyük tesiri altında kaldılar. Şiirde, Arap’ların kullandığı nazım ölçüsü olan aruz’u kullanmaya başladılar. Ancak Arap’ların kullandıkları aruz ölçüsünü olduğu gibi kabul etmediler. Kendilerine göre bir ayıklamaya tabi tutarak kulaklarına hoş, tabiatlarına uygun gelenleri seçtiler ve kullandılar. Aruz vezni, 5-11 inci yüzyıllarda Hakaniye Türkçesi’ne, 7-13 üncü yüzyıllarda Anadolu Türkçesi’ne, 8-14 üncü yüzyıllarda Çağatay ve Azeri Türkçesi’ne girmiş ve zamanımıza kadar bir çok şiirler yazılmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">11-17 inci yüzyıllar arası ve sonrası bu vezinde edebiyatımızın (Anadolu Türkçesi dönemi) bazı aruz şairleri ile bazı halk şairleri birbirlerinden karşılıklı olarak etkilendiler. Bir kısım divan şairleri hece vezniyle, bir kısım saz şairleri de aruz vezniyle şiirler söylediler. Milli Edebiyat döneminde ve zamanımızda ise şairler aruz veznini bırakarak hece veznine ve serbest tarza yöneldiler.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Aruzda heceler uzun ve kısa olarak ikiye ayrılır. Uzun heceler çizgi (-), kısa heceler nokta (.) ile gösterilir. Uzun ve kısa heceler çeşitli biçimlerde yan yana gelerek kalıpları oluşturur. Bu kalıplar yan yana geliş biçimlerine göre, failatün, failün, mefailün ve benzeri değişik adlarla anılır. Aruz ölçüsüyle şiir yazmak için sözcükleri bu kalıplara uydurmak gerekir. Aruzda sözcükleri ses özelliklerini bozmadan kullanmak her zaman olanaklı değildir. Bu yüzden heceleri kimi zaman uzun, kimi zaman da kısa okumak gerekir. Sık rastlanan bu iki duruma imale (uzun okuma) ve zihaf (kısa okuma) denir. Zihaf, aruzda kusur sayılır.<br />
Aruz ölçüsünde hece ölçüsündeki duraklar yoktur. Dizelerdeki hece sayıları eşit olmayabilir. Dize sonlarındaki heceler kısa da olsa uzun kabul edilir. Aruzda bir sözcük sessiz biter, ondan sonra gelen sözcük sesli harfle başlarsa, bu sesli harf birinci sözcüğün sonundaki sessiz harfi kendisine çeker. Böylece birinci sözcüğün sonundaki sesiz harfle biten uzun hece kısa hece durumuna gelir. Bu duruma da vasl (ulama) denir.</p>
<p style="text-align: center;"><span lang="tr"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></span></p>
</div>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/aruz-olcusu_1625.html' addthis:title='Aruz Ölçüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Faruz-olcusu_1625.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/aruz-olcusu_1625.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hece Ölçüsü</title>
		<link>http://www.webonur.net/hece-olcusu_1623.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/hece-olcusu_1623.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Alfabelerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatım Bozuklukları]]></category>
		<category><![CDATA[Astroloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bulmacalar]]></category>
		<category><![CDATA[Bunları Biliyor musunuz?]]></category>
		<category><![CDATA[Cümlenin Öğeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Destanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Sanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatimizda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[halk edebiyatinda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[hece Ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[hece vezni]]></category>
		<category><![CDATA[kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[Masallar]]></category>
		<category><![CDATA[Ölçü ve uyak]]></category>
		<category><![CDATA[Orhun Abideleri]]></category>
		<category><![CDATA[Özlü Sözler]]></category>
		<category><![CDATA[Roman Özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sınav Soruları]]></category>
		<category><![CDATA[türk edebiyatinda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçenin Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji Makaleleri]]></category>
		<category><![CDATA[uyak]]></category>
		<category><![CDATA[vezin ve kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yazım ve Noktalama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1623</guid>
		<description><![CDATA[1. Şiirde mısralar arası hece sayısı eşitliğine dayanır. 2. Türkçe kelimelerde hemen hemen bütün heceler eş değerde söylenir. Hecelerde kalınlık, incelik, uzunluk, kısalık farkı gözetilmez. Bu bakımdan hece ölçüsü Türk dilinin yapısına da en uygun ölçüdür. 3. Milli ölçümüzdür. 4. Hece ölçüsüne parmak hesabı da denilir. 5. Hece ölçüsü, Türk edebiyatının başlangıcından bu yana kullanılmıştır. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hece-olcusu_1623.html' addthis:title='Hece Ölçüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>1.</strong> Şiirde mısralar arası hece sayısı eşitliğine dayanır.</p>
<p><strong>2.</strong> Türkçe kelimelerde hemen hemen bütün heceler eş değerde söylenir. Hecelerde kalınlık, incelik, uzunluk, kısalık farkı gözetilmez. Bu bakımdan hece ölçüsü Türk dilinin yapısına da en uygun ölçüdür.</p>
<p><strong>3.</strong> Milli ölçümüzdür.</p>
<p><strong>4.</strong> Hece ölçüsüne parmak hesabı da denilir.</p>
<p><strong>5.</strong> Hece ölçüsü, Türk edebiyatının başlangıcından bu yana kullanılmıştır. İslamiyetten sonra Divan edebiyatında aruz ölçüsü kullanılırken, Halk edebiyatında hece ölçüsü kullanılmaya devam etmiştir. .</p>
<p><strong>6.</strong> Hece ölçüsünün <strong>“hece sayısı” </strong>ve<strong> “duraklar”</strong> olmak üzere iki temel özelliği vardır.</p>
<p><strong>a. Hece Sayısı:</strong> Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirin bütün mısralarında eşit sayıda bulunur. Hece sayısı aynı zamanda o şiirin kalıbı demektir.</p>
<p>Bu va tan top ra ğın ka ra bağ rın da<br />
Sı ra dağ lar gi bi du ran la rın dır<br />
Bir ta rih bo yun ca o nun uğ run da<br />
Ken di ni ta ri he ve ren le rin dir</p>
<p>Bu dörtlükteki bütün dizeler 11 heceden oluşmaktadır. Dolayısıyla bu şiir Hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla yazılmıştır.</p>
<p>Bu da ğı a şam de dim<br />
A şam do la şam de dim<br />
Bir ha yır sız yâr i çin<br />
Her ke se pa şam de dim<br />
Bu dörtlük 7’li hece kalıbıyla yazılmıştır.</p>
<p>Baş ka sa nat bil me yiz, kar şı mız da du rur ken<br />
Söy len me miş bir ma sal gi bi A na do lu’muz<br />
Bu şiir Hece Ölçüsünün 14’lü kalıbıyla yazılmıştır.</p>
<p><strong>b. Durak:</strong> Hece ölçüsüyle yazılan şiirlerde, ahengi artırmak amacıyla mısralar belli yerlerinden ayrılır. Bu ayrım yerlerine durak (durgunlanma) denir.</p>
<p><strong>1.</strong> Durak, ahenk sağlayan bir çeşit ses kesimidir.</p>
<p><strong>2.</strong> Sözün gidişi zorlanmadan şiir okuyucusuna bir nefes payı bırakılmıştır.</p>
<p><strong>3. </strong>Duraklarda kelimelerden ortalarından bölünemez. İyi bir durakta kelime mutlaka bitmiştir.</p>
<p><strong>Not: </strong>Bir şiirde, bütün dizelerin durakları aynı olabileceği gibi, belli dizelerde farklı duraklar da kullanılabilir. Bir şiirin her dizesinde farklı duraklar kullanılmışsa, o şiir duraksız kabul edilir.</p>
<p><strong>4.</strong> Hece ölçüsünde ikili, üçlü, dörtlü, beşli, altılı duraklar kullanılmıştır.</p>
<p><strong>Kalıplar:</strong><br />
<strong>1.</strong> Hece ölçüsüyle yazılmış bir şiirde, bir mısradaki hece sayısı o şiirin kalıbıdır.</p>
<p><strong>2.</strong> Hece ölçüsünde “ikili” den “yirmili” ye kadar kalıp vardır.</p>
<p><strong>3.</strong> Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplar yedili, sekizli, onbirli, ondörtlü kalıplardır.</p>
<p><strong>Yedili kalıp: </strong><br />
Giderim-/yolum yaya 3+4=7’li hece ölçüsü<br />
Cemâlin-/benzer aya<br />
Eridim-/hayal oldum<br />
Günleri-/saya saya</p>
<p><strong>Sekizli kalıp:</strong><br />
Gel dilberim-/kan eyleme 4+4=8’li hece ölçüsü<br />
Seni kandan-/ sakınırım<br />
Doğan aydan / esen yelden<br />
Seni gülden / sakınırım<br />
Âşık Ömer</p>
<p><strong>Hece ölçüsünün on birli kalıbı:</strong><br />
İptida Bağdad’a / sefer olanda 6+5=11’li hece ölçüsü<br />
Atladı hendeği / geçti Genç Osman<br />
Vuruldu sancaktar / kaptı sancağı<br />
İletti, bedene / dikti Genç Osman<br />
Kayıkçı Kul Mustafa</p>
<p>Başka sanat bilmeyiz / karşımızda dururken<br />
Söylenmemiş bir masal / gibi Anadolu’muz 7+7=14’lü hece ölçüsü.<br />
Arkadaş, biz bu yolda/ türküler tuttururken<br />
Sana uğurlar olsun / ayrılıyor yolumuz<br />
Faruk Nafiz Çamlıbel</p>
<p><strong>Duraksız şiir: (Hece ölçüsünün on birli kalıbı):</strong><br />
Bir düşünsen, yarıyı geçti ömrüm 11<br />
Gençlik böyledir işte, gelir gider; 11<br />
Ve kırılır sonra kolun kanadın; 11<br />
Koşarsın pencereden pencereye 11</p>
<p><em>Cahit Sıtkı Tarancı</em></p>
<p>Yukarıdaki dörtlüğü oluşturan bütün dizelerdeki hece sayısı 11’dir. Fakat bütün dizelerde duraklar aynı yerde değildir. Kelimeler ortadan bölünemeyeceğine göre bu dörtlüğü duraksız kâbul etmek zorundayız. Bu durumda yukarıdaki şiir hece ölçüsünün 11’li kalıbıyla ve duraksız olarak yazılmıştır diyebiliriz. Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleri</p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[</p>
<p>// ]]&gt;
// ]]&gt;</script><script type="text/javascript">// <![CDATA[
google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
// ]]&gt;
// ]]&gt;</script></p>
<hr size="2" />
<p align="center"><strong>…İkinci Kaynak…</strong></p>
<p>Şiirde mısralardaki hece sayısının eşit olmasına dayanan ölçüye hece ölçüsü denir. Türkçenin yapısına uygundur. Hecelerin sayısı parmakla sayıldığı için “parmak ölçüsü” adıyla da bilinir. Türkçe”de heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkân verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Yazıtları’nda şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmud’un Divanü Lugati’t Türk eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyet”i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açtı.</p>
<p>Hece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı “11”li hece ölçüsü” olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına “durgulanma”, bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de “durak” denir. Kalıplar 2”liden başlayarak 20”lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2”liden 6”lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.</p>
<p>Hece ölçüsünde durakların önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7”li, 8”li, 11”li ve 14”lü olanlardır. 7”li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8”li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11”li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14”lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.</p>
<hr size="2" />
<p align="center"><strong>…Üçüncü Kaynak…</strong></p>
<p>Türkçede heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkan verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Yazıtları’nda şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugati’t Türk eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açtı.</p>
<p>Hece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı “11’li hece ölçüsü” olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına “durgulanma”, bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de “durak” denir. Kalıplar 2’liden başlayarak 20’lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2’liden 6’lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır? Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.</p>
<p>Hece ölçüsünde durağın önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7’li, 8’li, 11’li ve 14’lü olanlardır. 7’li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8’li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11’li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve tekke debiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14’lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.</p>
<p style="text-align: center;"><span lang="tr"><span style="font-family: 'Maiandra GD';"><strong><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir… </span></strong></span></span></p>
</div>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hece-olcusu_1623.html' addthis:title='Hece Ölçüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fhece-olcusu_1623.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/hece-olcusu_1623.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyak (Kafiye) Örgüsü</title>
		<link>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-orgusu_1621.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-orgusu_1621.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:19:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[cinasli kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatimizda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[halk edebiyatinda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[hece Ölçüsü]]></category>
		<category><![CDATA[hece vezni]]></category>
		<category><![CDATA[kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[kafiye Örgüsü]]></category>
		<category><![CDATA[kafiye semasi]]></category>
		<category><![CDATA[Ölçü ve uyak]]></category>
		<category><![CDATA[tam kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[tunç kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[türk edebiyatinda Ölçü]]></category>
		<category><![CDATA[uyak]]></category>
		<category><![CDATA[uyak kafiye nedir]]></category>
		<category><![CDATA[uyak Örgüsü]]></category>
		<category><![CDATA[uyak semasi]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[zengin kafiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1621</guid>
		<description><![CDATA[İlk olarak dizelerin son seslerine bakılarak bir dörtlüğün kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzenlerinin, mısraların son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır. 1- Düz Kafiye: Birinci mısra ile ikinci mısraın; üçüncü mısra ile dördüncü mısraın birbiriyle kafiyeli olmasıdır aaaa, aabb, aaab. Mesnevi tarzı kafiye de denilir. a- İftardan önce gittim Atik-Vâlde semtine, a- Kaç defa geçtiğim bu [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uyak-kafiye-orgusu_1621.html' addthis:title='Uyak (Kafiye) Örgüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak dizelerin son seslerine bakılarak bir dörtlüğün kafiye düzeni çıkarılır. Kafiye düzenlerinin, mısraların son seslerindeki düzene göre çeşitleri vardır.</p>
<p>1- Düz Kafiye: Birinci mısra ile ikinci mısraın; üçüncü mısra ile dördüncü mısraın birbiriyle kafiyeli olmasıdır aaaa, aabb, aaab. Mesnevi tarzı kafiye de denilir.</p>
<p>a- İftardan önce gittim Atik-Vâlde semtine,</p>
<p>a- Kaç defa geçtiğim bu sokaklar, bugün yine</p>
<p>b- Sessizdiler. Fakat Ramazan maneviyyeti</p>
<p>b- Bir tatlı intizara çevirmiş sükûneti</p>
<p>a- Gökyüzünde tüten olsam</p>
<p>a- Yeryüzünde biten olsam</p>
<p>b- Al benekli keten olsam</p>
<p>b- Yar boynuna sarsa beni</p>
<p>2- Çapraz Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile üçüncü mısraın, ikinci mısra ile de dördüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abab şeklinde gösterilir.Türkçenin Tarihi, Orhun Abideleri, Anlatım Bozuklukları, Cümlenin Öğeleri, Yazım ve Noktalama, Türkoloji Makaleleri, Edebiyat Nedir?, Alfabelerimiz, Atasözleri, Bulmacalar, Edebi Sanatlar, Sınav Soruları, Kpss, Oks, Öss, Bunları Biliyor musunuz?, Özlü Sözler, Güzel Sözler, Türkçe, Edebiyat, Masallar, Destanlar, Astroloji, Roman Özetleria- Hayran olarak bakarsınız da</p>
<p>b- Hûlyanızı fetheder bu hâli</p>
<p>a- Beş yüz sene sonra karşınızda</p>
<p>b- İstanbul Fethi’nin hayâlia- Bir hayalet gibi dünya güzeli</p>
<p>b- Girdiğinden beri rüyâlarına,</p>
<p>a- Hepsi meshûr, o muamma güzeli</p>
<p>b- Gittiler görmeye Kaf dağlarına</p>
<p>3- Sarma (l) Kafiye: Bir dörtlükte; birinci mısra ile dördüncü mısraın ve ikinci mısra ile de üçüncü mısraın kafiyeli olmasıdır. abba şeklinde gösterilir.</p>
<p>a- İhtiyar elini bağrına soktu,</p>
<p>b- Dedi ki, “İstanbul Muhasarası</p>
<p>b- Başlarken aldığım gaza yarası</p>
<p>a- İçinden çektiğim bu oktu!”</p>
<p>b- Bir sonbahar akşamı… sahillerdeyim a Gamlı bir heykel gibi kayalarla ben</p>
<p>b- Dağınık saçlarımdan pervasız esen</p>
<p>a- Rüzgârların elinde bir kırık neyim</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uyak-kafiye-orgusu_1621.html' addthis:title='Uyak (Kafiye) Örgüsü ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fuyak-kafiye-orgusu_1621.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-orgusu_1621.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyak (Kafiye) Türleri</title>
		<link>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-turleri_1619.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-turleri_1619.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:18:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Cinaslı Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Cinaslı Kafiye Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafiye (Uyak)]]></category>
		<category><![CDATA[Redif Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Redif Kafiye Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Tam Kafiye Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Kafiye Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Kafiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Yarım Kafiye Tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Zengin Kafiye Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Zengin Kafiye Tanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1619</guid>
		<description><![CDATA[Uyak (Kafiye), mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine denir. 1- Yarım Kafiye: - Tek ses benzeşmesine dayanan kafiyeye yarım kafiye denir. - Genellikle Halk Edebiyatında kullanılır. Benim çektiğimi kim çeker Gözlerinden kanlı yaş döker Bulanık bulanık akar Dağların seliyim şimdi (”-er“: Redif &#124; “-k“: Yarım Kafiye) 2- Tam [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uyak-kafiye-turleri_1619.html' addthis:title='Uyak (Kafiye) Türleri ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p align="center"><strong>Uyak (Kafiye)</strong>, mısra  sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri farklı  kelimelerin, eklerin benzerliğine denir.</p>
<p><strong>1- Yarım Kafiye:</strong><br />
<strong>- </strong>Tek ses benzeşmesine dayanan kafiyeye yarım kafiye denir.<br />
<strong>-</strong> Genellikle Halk Edebiyatında kullanılır.</p>
<p>Benim çektiğimi kim çe<span style="text-decoration: underline;">k</span><strong>er</strong><br />
Gözlerinden kanlı yaş dö<span style="text-decoration: underline;">k</span><strong>er </strong><br />
Bulanık bulanık a<span style="text-decoration: underline;">k</span><strong>ar</strong><br />
Dağların seliyim şimdi</p>
<p>(”<strong>-er</strong>“: Redif | “<strong>-k</strong>“: Yarım Kafiye)</p>
<p><strong>2- Tam Kafiye:</strong><br />
- İki ses benzeşmesine dayanan kafiyeye tam kafiye denilir.</p>
<p>Orhan zamanından kalma bir duv<strong>ar</strong><br />
Onunla bir yaşta ihtiyar çın<strong>ar </strong></p>
<p>(”<strong>-ar</strong>“: Tam Kafiye)</p>
<p>Zamanla nasıl değişiyor ins<strong>an</strong><br />
Hangi resmime baks<strong>am</strong> <span style="text-decoration: underline;">ben değilim </span><br />
Nerde o günler, o şevk, o heyec<strong>an </strong><br />
Bu güler yüzlü ad<strong>am</strong> <span style="text-decoration: underline;">ben değilim</span><br />
Yalandır kaygısız olduğum, yal<strong>an</strong></p>
<p>(”<strong>-an</strong>“: Tam Kafiye | “<strong>-ben değilim</strong>“: Redif | “<strong>-am</strong>“: Tam  Kafiye)</p>
<p><strong>Not: </strong>Dilimize yabancı dillerden geçmiş “â, î, û” gibi uzun sesler iki ses değerine sahiptirler. Dizeler arasında sadece bu seslerden oluşan bir benzeşme varsa bu tam kafiyedir.</p>
<p><strong>3- Zengin Kafiye:</strong><br />
<strong>-</strong> İkiden fazla sesin benzeşmesiyle oluşan kafiyeye denir.<br />
<strong>-</strong> Daha çok Divan şiirinde kullanılır.Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok s<strong>ene</strong><br />
Biz sende olamazsak bile sen bizdesin g<strong>ene</strong>(”<strong>-ene</strong>“: Zengin Kafiye)Bin bahçeli beldemizi yâd ellere bırak<strong>tık </strong><br />
Gölgesinde barınacak tek ağacım yok ar<strong>tık</strong>(”<strong>-tık</strong>“: Zengin  Kafiye)</p>
<p><strong>4- Tunç Kafiye</strong><br />
- Kafiyedeki kelimelerden birinin, diğerini içinde aynen bulunması yani tekrar  edilmesiyle oluşan kafiyeler tunç kafiye denir.</p>
<p>Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, <strong>aşarım</strong><br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, t<strong>aşarım</strong></p>
<p>(”<strong>-aşarım</strong>“: Tunç Kafiye)</p>
<p>Bursa’da bir eski cami avlu<strong>su</strong><br />
Mermer şadırvanda şakırdayan <strong>su</strong></p>
<p>(”<strong>-su</strong>“: Tunç Kafiye)</p>
<p>Bir eşek var idi zâif u ni<strong>zâr</strong><br />
Yük elinden katı şikeste vü <strong>zâr</strong></p>
<p>(”<strong>-zâr</strong>“: Tunç Kafiye)</p>
<p><strong>5- Cinaslı Kafiye</strong><br />
<strong>- </strong>Yazılışları ve okunuşları aynı anlamı farklı olan kelimelerle yapılan  kafiyeye cinaslı kafiye denir.<br />
<strong>-</strong> Cinaslı kelimeler daha çok manilerde kafiye olarak kullanılır.</p>
<p>Niçin kondun a bülbül<br />
Kapımdaki <strong>asmaya </strong><br />
Ben yârimden vazgeçmem<br />
Götürseler <strong>asmaya </strong></p>
<p>(”<strong>-asmaya</strong>“: Cinaslı Kafiye)</p>
<p>Kararmış <strong>kara gözler </strong><br />
Dermanım <strong>kara gözler</strong><br />
Gemim deryada kaldı<br />
Yelkenim <strong>kara gözler </strong></p>
<p>(”<strong>-kara gözler</strong>“: Cinaslı Kafiye</p>
<p>Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç<br />
Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç</p>
<p>(”<strong>-geç</strong>“: Cinaslı Kafiye)</p>
<p><strong>Redif:</strong><br />
- Şiirde kafiyeden sonra gelen yapı ve anlam bakımından benzerlik taşıyan  eklere, kelimelere veya kelime gruplarına <strong>redif</strong> denir.<br />
- Halk şiirimizde redife kafiyeden daha çok önem verilmiştir.<br />
- Redif kelimesinin sözlük anlamı “arkadan gelen”dir.</p>
<p>Aşk bir şem-i ilahîdir benim pervânesi -si: Redif<br />
Şevk bir zincirdir gönlüm ânın divânesi -vâne: Zengin kafiye</p>
<p>Efendimsin cihânda itibârım varsa sendendir – ım varsa sendendir: Redif<br />
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir -âr(aar olduğundan): Zengin Kafiye  Şeyh Galib</p>
<p>Bizim elde bahar olur, yaz olur – olur : Redif<br />
Göller dolu ördek olur, kaz olur – az: Tam Kafiye<br />
Sevgi arasında yüz bin naz olur<br />
Suçumu bağışla, ben sana kurban</p>
<hr /><strong>…</strong><strong>İkinci  Kaynak…</strong><strong>KAFİYE (UYAK): </strong>Mısra sonlarındaki yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları ve görevleri  farklı kelimelerin, eklerin benzerliğine <strong>kafiye</strong> denir.</p>
<p>Yanıp tutuşmadan aylarca yummadım gözümü,<br />
Nücuma sor ki, bu kirpikler uyku görmüş mü?<br />
<strong>1) YARIM KAFİYE:</strong> Tek ses benzerliğine  dayanan kafiyedir.</p>
<p><strong>Örnek-1</strong><br />
Ben çektiğim kimler çeker<br />
Gözlerim kanlı yaş döker<br />
Bulanık bulanık akar<br />
Dağlarım seliyim şimdi</p>
<p><strong>Örnek-2</strong><br />
İstedim kendimi bu göle atam<br />
Elimi uzatıp yavruyu tutam<br />
<strong>Örnek-3</strong><br />
Üstümüzden gelen boran kış gibi<br />
Şahin pençesinde yavru kuş gibi<br />
Seher sabahında rüya düş gibi<br />
Çağıta bağırta aldı dert beni</p>
<p><strong>2) TAM KAFİYE:</strong> İki ses benzerliğine dayanan  kafiye türüdür.</p>
<p><strong>Örnek-1</strong><br />
Yollarda kalan gözlerimin nurunu yordum,<br />
Kimdir o, nasıldır diye rüzgarlara sordum,<br />
Hulyamı tutan bir büyü var onda diyordum</p>
<p><strong>Örnek-2</strong><br />
Sen miydin o afet ki dedim, bezm-i ezelde<br />
Bir kanlı gül ağzında ve mey kasesi elde,<br />
Bir sofrada içtik, ikimiz aynı emelde,<br />
Karşımda uyanmış gibi bir baktı sarardı.</p>
<p><strong>Örnek-3</strong><br />
On atlıya karar verdim yaşını<br />
Yenice sevdaya salmış başını<br />
El yanında yakar gider kaşını<br />
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim.</p>
<p><strong>3) ZENGİN KAFİYE: </strong>Üç ya da daha çok ses  benzerliğine dayanan kafiye türüdür.</p>
<p><strong>Örnek-1</strong><br />
Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk,<br />
Soğuk bir mart sabahı.. Buz tutuyor her soluk</p>
<p><strong>Örnek-2</strong><br />
Baygın bir ihtizaz ile bi-huş akar dere,<br />
Sahillerinde çocuklar uzanmış çemenlere…</p>
<p><strong>Örnek-3</strong><br />
Miskin Yunus biçareyim<br />
Baştan ayağa yareyim<br />
Dost ilinden avareyim<br />
Gel gör beni aşk neyledi</p>
<p><strong>4) CİNASLI KAFİYE: </strong>Anlamları ayrı, fakat  yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda  tekrarı ile oluşan kafiyedir.</p>
<p><strong>Örnek-1</strong><br />
Niçin kondun a bülbül<br />
Kapımdaki asmaya<br />
Ben yarimden vazgeçmem<br />
Götürseler asmaya<br />
<strong>Örnek-2</strong><br />
Bilmem ki yaz mı gelmiş<br />
Niçin açmış gül erken<br />
Aklımı kayıp ettim<br />
Nazlı yarim gülerken<br />
<strong>Örnek-3</strong><br />
Kendin çöz kendin tara Bağ bana<br />
Değmesin el başına Bahçe sana bağ bana<br />
Ben yarime kavuştum Değme zincir kar etmez<br />
Darısı el başına Zülfün teli bağ bana</p>
<p><strong>REDİF:</strong> Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynı olan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine “redif” denir.</p>
<p><strong>Örnek-1</strong><br />
Bizim elde bahar olur, yaz olur.<br />
Göller dolu ördek olur, kaz olur.<br />
Sevgi arasında yüz bin naz olur.<br />
Suçumu bağışla, ben sana kurban.<br />
<strong>Örnek-2</strong><br />
Bu ıslıkla uzayan, dönen, kıvrılan yollar,<br />
Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar<br />
Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu.<br />
Gökler bulutlanıyor, rüzgar serinliyordu.</p>
<p align="center"><span lang="tr"><strong> <span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #ff0000;">Not:</span><span style="font-size: 10pt; font-family: 'Maiandra GD'; color: #808080;"> İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</span></strong></span></p>
</div>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/uyak-kafiye-turleri_1619.html' addthis:title='Uyak (Kafiye) Türleri ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fuyak-kafiye-turleri_1619.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/uyak-kafiye-turleri_1619.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edebiyatın Tanımı ?</title>
		<link>http://www.webonur.net/edebiyatin-tanimi_1617.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/edebiyatin-tanimi_1617.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Dec 2009 16:17:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türk Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[edebi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyatın tanımı]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[tanim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://webonur.net/?p=1617</guid>
		<description><![CDATA[Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/edebiyatin-tanimi_1617.html' addthis:title='Edebiyatın Tanımı ? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p align="justify">Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.</p>
<p align="justify">Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır. Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir. Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.</p>
<p align="center"><strong> Not:  İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…</strong></p>
</div>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/edebiyatin-tanimi_1617.html' addthis:title='Edebiyatın Tanımı ? ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fedebiyatin-tanimi_1617.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/edebiyatin-tanimi_1617.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

