<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>WEBONUR &#187; Tarih</title>
	<atom:link href="http://www.webonur.net/category/tarih/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.webonur.net</link>
	<description>İnternetinizin Yeni Portu..!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 10 Feb 2012 22:50:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Lydia Uygarlığı</title>
		<link>http://www.webonur.net/lydia-uygarligi_4996.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/lydia-uygarligi_4996.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 10 Feb 2012 19:44:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4996</guid>
		<description><![CDATA[Batı Anadolu&#8217;da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile akraba olduklarını söylerler. Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan Lydialıların Batı Anadolu&#8217;da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren varoldukları kabul edilmektedir. En ileri dönemlerindeki kralları aşağıda verilmektedir : Gyges [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/lydia-uygarligi_4996.html' addthis:title='Lydia Uygarlığı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batı Anadolu&#8217;da Gediz ve Küçük Menderes yörelerinde oturan bu halkın nereden geldiği kesin olarak belirlenememiştir. Antik dönem yazarları onların güneydeki Karyalılar ile kuzeydeki Mysialılar ve Frigler ile akraba olduklarını söylerler.</p>
<p>Hint-Avrupa karakterli bir dilleri olan Lydialıların Batı Anadolu&#8217;da M.Ö. 2. binyılın ikinci yarısından itibaren varoldukları kabul edilmektedir. En ileri dönemlerindeki kralları aşağıda verilmektedir :<br />
Gyges M.Ö. 680-652</p>
<p>Ardys M.Ö. 652-625</p>
<p>Sadyattes M.Ö. 625-610</p>
<p>Alyattes M.Ö. 610-575</p>
<p>Kroisos M.Ö. 575-546</p>
<p>Lydia&#8217;nın parlamasının nedeni bölgede bulunan altın madenleriydi. Bu madenin M.Ö. 7. yüzyılın başından beri Sardes&#8217;te işletilmeye başlaması Lydia&#8217;lıları zenginleştirmiş ve güçlendirmişti. Lydia&#8217;nın Anadolu&#8217;daki uygarlığa katkısı daha çok ekonomi dalında olmuştur. Altın sikkeler basarak ticaretteki değiş-tokuş usulünü değer ekonomisine çevirmişlerdir.</p>
<p>Lydia tarihinin bazı dönemlerinde Frigleri de yıkan Kimmerlerin saldırısına uğradı ve Sardes kenti Kimmerlerle birlikte yine göçebe bir topluluk olan Trerler tarafından da yağmalandı. Ayrıca Medler ve Perslerle de çeşitli kez savaşlar yapmışlardır. M.Ö. 28 Mayıs 585 günü Medlerle yapılan savaş sırasında güneş tutulması meydana gelmiş ve savaş böylece sona ermiştir. Lydia devletine son veren Pers kralı Kyros olmuştur.</p>
<p>Lydia soyluları ölülerini, Friglerdeki gibi tümülüslere gömüyorlardı. Bu tümülüsler Sardes&#8217;in kuzeyinde Marmara Gölü kıyısında yer alırlar. Bunlardan 355 m. çapında ve 61 m. yüksekliğindeki tümülüs Anadolu&#8217;daki en yüksek yığma mezar örneğidir.</p>
<p>Çok zengin olan Anadolu mozayiğinde sözü edilmesi gereken ve bugün de izlerine rastladığımız başka uygarlıklarda vardır. Demir Çağında incelenmesi gerekenler arasında Karia ve Lykia uygarlıklarını sayabiliriz. Hint-Avrupa ailesinden olan dilleri Hitit öncesi ögeler taşımaktadır. Karialıların daha önceleri Batı Anadolu&#8217;da yerleşmiş oldukları bilinen Leleglerden, Lykia&#8217;lıların ise Luvilerden geldikleri sanılmaktadır. Lykia uygarlığının en özgün örnekleri arasında kayalara oyulmuş anıtlar yer almaktadır</p>
<p>Lydia devletinin M.Ö. 546 yılında son bulmasıyla İranlılar Ege Denizi kıyılarına kadar tüm Anadolu&#8217;yu ellerine geçirdiler. Pers egemenliği M.Ö. 333 yılına değin sürdü. Bu dönemden sonra yerli kültür gelişiminin yerini Batıdan gelen yeni etkiler ve bunun sonucunda ortaya çıkan bir kültür almaya başladı.</p>
<p><strong>LİDYA TARİHİ</strong></p>
<p>Kökenleri konusunda kesin birşey söylenilemeyen Lidyalılar&#8217;ın oturdukları yerlere MÖ 2. Bin yıldan önce geldikleri bilim adamlarının ortak görüşüdür. Dilleri nedeniyle Hint-Avrupa kökenli oldukları düşünülmektedir. Sonraları Lidce konuşan bu halk kütlesinin MÖ 2000 ya da daha erken bir tarihte Hititler&#8217;den ayrıldığı sanılır. Buna karşılık Lidya&#8217;da hiç olmazsa Kalkolitik çağdan başlayarak yerli bir halk kitlesinin oturduğu kesindir. Lidyalı&#8217;lar yerli halkla kaynaşmış gibidir. Herodotos&#8217;tan öğreniyoruz ki “Yunanlıların Lydia diye bildikleri ülkede eskiden ,Maionlar adında, Lidlerden farklı, ama onlara tümüyle yabancı olmayan başka bir halk yaşardı. Lidler, Maionları yenip topraklarını alınca onlar da ya denizi geçip batıya kaçtılar ya da kalıp yenenlere boyun eğdiler”.</p>
<p>MÖ 7.yy&#8217;ın ilk yarısı içinde birdenbire parlayan Lidya krallığı, Önasya dünyasının en ilginç kültürlerinden biridir. Bu krallık ne tam anlamıyla doğulu, ne de tam anlamıyla batılı devletlere benzer; her iki bloğun siyasal ve kültürel etkilerinden oluşmuş yeni bir Anadolu Krallığıdır.</p>
<p>Kaynaklara göre Lidya&#8217;da üç ayrı sülale hüküm sürmüştür: Atyadlar, Heraklidler(Tylonidler) ve Mermnadlar.</p>
<p>Herodotos&#8217;a göre Atyadlar sülalesi Atys&#8217;in oğlu Lydos ile başlar fakat Lydos&#8217;tan sonra kralların sıraları ve hatta adları bile kesin değildir. Bu da 2.bin yılın ikinci yarısı içinde yaşanmış olması gereken Atyad sülalesi krallarının gerçekte var olmadığı, tüm eski çağ toplumlarındaki gibi, Lidyalılar&#8217;ın çok eski bir geçmişe sahip olma istedikleri sonucunda ortaya çıktığı fikrinin oluşmasına neden olmuştur. Ama bu hanedana ait bir kral adı ‘Meles&#8217; Hitit kayıtlarında geçmektedir.</p>
<p>Sardes&#8217;te yapılan kazılar Son Tunç Çağı&#8217;nda (MÖ 1400-1200) Lidyalılar&#8217;ın, Yunanistan&#8217;dan gelip Batı Anadolu&#8217;ya yerleşen Mikenlerle ticaret yaptıklarını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca Hitit arşivlerine göre Hitit İmparatoru Tudhaliya IV (MÖ 1250-1220) “Assuwa Konfederasyonu” adıyla birleşerek kendine karşı gelen bir takım devletlere sefer yapmış, bu ülkeleri yıkıma uğratmıştır. Nitekim arkeolojik kazılar 2.bin yılın sonlarında bir düşman güç tarafından yakılıp yıkıldığını göstermiştir.</p>
<p>Atyadlar&#8217;ı izleyen Heraklidler sülalesi Lidya&#8217;da 505 yıl egemen olmuştur. Başlangıcı MÖ 1192 yıllarına uzanır. Bu tarih yeni Hint-Avrupa kabilelerinin Boğazlar yoluyla Anadolu&#8217;ya göç ettikleri ve Büyük Hitit İmpartorluğu&#8217;nun ortadan kalktığı yıllardır. Bu sülaleye Grekler&#8217;ce tanrı Herakles&#8217;le ilişkiye getirelerek “Heraklidler”, Lidyalılarca kahramanları Tylos ya da Tylon&#8217;un adından “Tylonidler” adı verilmiştir. Tylon&#8217;un Batı Anadolu&#8217;ya yeni gelen Hint-Avrupa&#8217;lı Thraklar&#8217;ın bir boyunca getirilmiş olması olasıdır. Heraklidlerin daha önce bahsettiğimiz Maionlar&#8217;a eşitliği ve Demir Çağı&#8217;nın başlarında Sardes&#8217;e “Hyde”, ülkeye de “Maionia” adını verdikleri öne sürülmüştür. Çünkü son Heraklid kralı Kandavles&#8217;in adının Maionca olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca MÖ 1000 yıllarında Maionia denilen Lidya&#8217; da çanak-çömlekçilikte yeni bir boyalı geometrik biçim meydana gelmiştir ve bu Demir Çağ Lidyasında yüksek bir kültür ve artistik faaliyet olduğunun kanıtıdır.</p>
<p>Daha sonra Mermnadlar denen hanedanın ilk kralı Gyges&#8217;in MÖ 685 yılında Lidya tahtına çıkışıyla ilgili oldukça heyecanlı asıl öykü başlar. Karısının güzelliğine hayranlığını kanıtlama derdindeki Kandavles&#8217;in kuşkulu dostu Gyges&#8217;e yatmaya hazırlanan karısını gizlice seyrettirmesi ve çok kızan Kraliçe&#8217;nin kocasını öldürsün diye Gyges&#8217;ı gizliden gizliye zorlamasıyla Gyges Kandavles&#8217;i öldürür ve kraliçeyle evlenerek tahta geçer. Böylece 141 yıl sürecek olan Mermnad egemenliği başlar. Lidyalılar eski Önasya&#8217; da birinci derecede önem kazandılar ve özgün eserler yarattılar. (MÖ 587-546) sırayla Gyges, Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos Lidya devletini yönettiler. Bu dönemde Lidya&#8217;nın zenginleşmesi ve güçlenmesi de altın madeninin bulunması, işlenmesi ve ticaretin yapılması çok önemli bir faktördür. Bu saydığımız kralların ilk adımda, güç politikasının silahı olarak ekonomik kaynakları kullandıkları sanılır. Ilk sikkelerin ortaya çıkışının asker ücretlerinin ödenmesiyyle ilgili olduğu bile düşünebilir.</p>
<p>Gyges tarihe geçince Yunan kentlerine karşı askeri girişimlerde bulundu ve kuzeyden gelen Kimmer tehlikesiyle uğraştı. Ve onları yenilgiye uğrattı. Fakat ikinci Kimmer saldırısına dayanamayacak Sardes&#8217;in yııkımıyla sonuçlanan savaşta öldü. Bu dönemde Yunanistan&#8217;la ticaret ilişkileri çok gelişmiştir.</p>
<p>Gyges&#8217;ten sonra gelen krallar döneminde de Kimmer akınları devam etti. Fakat bunlara karşı Lidya devleti çok iyi direndi ve bu da ekonomisinin ne denli güçlü olduğunu gösterir. Yine Gyges&#8217;ten sonra gelen krallar Yunan kent devletlerine saldırılar düzenlediler. Alyattes Lidya tarihinin en büyük kişisi ve Mermnad hanedanının en etkin kralıdır. Batı And kıyılarını ele geçirdi ve Batı And&#8217;ın kuzey kuzey kısmını elinde bulunduran Kimmerleri Kızılırmak&#8217;ın ötesine sürdü ve bu sayede LidyaKrallığı&#8217;nın gücü yeni boyutlara ulaştı.Kuzeyli barbarlardan zara görüp zayıflayan Phrygia Lidya&#8217;ya bağlandı.Bu dönemin önemli olaylarından biri de nedeni pek bilinmeyen Lidya-Med savaşıdır. Sonuçta Kızılırmak her iki devlet arasına sınır kabul edildi. Alyattes Lidyalılar&#8217;la Grekler arasındaki ilişkilere çok değer verdi; Miletos&#8217;ta iki tapınak inşa ettirdi; Delphi&#8217;deki kehanet merkezine armağanlar yolladı; Korint tiranı Periandros ile dostluk ilişkileri kurdu. Bu kraldan itibaren Grek etkisi açık bir şekilde görülmeye başlar, Hellenleşme bunu izleyen döemlerde büyük bir hıız gösterir.</p>
<p>MÖ 560 yılında oğlu Kroisos başa geçti ve babasından devraldığı güçlü ve zengin devlet sayesinde ününü tüm eski çağ dünyasına duyurdu. İçerdeki taht kavgasını sona erdirdikten sonra Ephesos&#8217; a yöneldi ve tüm Grek kentlerine egemen oldu. Ephesos ‘taki Artemis tapınağını tekrardan inşa ettirdi. Kroisos döneminde Lİdya devleti zenginliğinin ve kültürel gelişiminin doruğuna ulaştı. Dillere destan zenginliği kaynağını bağlı bölgelerden alınan haraçlar, ticari gelirler ve ülkenin doğal zenginliklerinden alıyordu.</p>
<p>MÖ 6.yy&#8217;ın ortalarında beliren Pers tehlikesini gören ve önlemler alan Kroisos Sardes yakınlarına gelen Pers ordusuyla karşılaştı ve yenildi. Sonuçta İranlılar tüm Anadolu&#8217;ya hakim oldular ve Lidya devleti tarih sahnesinden silindi.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/lydia-uygarligi_4996.html' addthis:title='Lydia Uygarlığı ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Flydia-uygarligi_4996.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/lydia-uygarligi_4996.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arjantin</title>
		<link>http://www.webonur.net/arjantin_4943.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/arjantin_4943.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:13:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4943</guid>
		<description><![CDATA[Amerika kıtası keşfedildikten sonra Avrupa devletleri hızla bu kıtada koloniler kurmaya başladılar. 1536&#8242;da Arjantin&#8217;e gelen İspanyollar bugün Buenos Aires olarak bilinen yerde ilk koloniyi kurdular. Fakat şehre yerleşme ancak on sekizinci yüzyılda oldu. Arjantin 1776&#8242;ya kadar İspanya&#8217;ya bağlı Peru Genel Valiliğince idare edildi. Bu seneden sonra La Plata Genel Valiliği kuruldu ve Buenos Aires genel [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/arjantin_4943.html' addthis:title='Arjantin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika kıtası keşfedildikten sonra Avrupa devletleri hızla bu kıtada koloniler kurmaya başladılar. 1536&#8242;da Arjantin&#8217;e gelen İspanyollar bugün Buenos Aires olarak bilinen yerde ilk koloniyi kurdular. Fakat şehre yerleşme ancak on sekizinci yüzyılda oldu. Arjantin 1776&#8242;ya kadar İspanya&#8217;ya bağlı Peru Genel Valiliğince idare edildi. Bu seneden sonra La Plata Genel Valiliği kuruldu ve Buenos Aires genel valiliğin başkenti oldu.</p>
<p>1806&#8242;da Buenos Aires&#8217;in İngilizler tarafından kısa bir müddet işgal edilmesi, Arjantin&#8217;in istiklal mücadelesi için bir başlangıç olmuştur. 1808&#8242;de Napoleon&#8217;un İspanya&#8217;ya girmesi bağımsızlık mücadelesini hızlandırdı. Ülke 1812&#8242;ye doğru istiklalini kazandıysa da, 1816 yılına kadar müstakil bir devlet olduğu resmen ilan edilmedi. İstiklal hareketinin baş lideri ve kahramanı, Şili&#8217;nin de kurtarılması için öncelikle sorumlu bir kimse olan General Jose de San Martin&#8217;dir.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı esnasında Arjantin hükumetlerinin gizli ve kamufle edilmiş Nazi tarafdarı tutumları, Amerika Birleşik Devletleri ve batı yarım küresinin diğer ülkeleri ile münasebetlerinin gerginleşmesine ve Arjantin&#8217;in Pan-Amerikan Konseyinden çıkarılmasına sebep oldu. Resmiyette bütün harp esnasında tarafsız kalan Arjantin, 1945 ilkbaharında müttefikler tarafına girdi. Geniş ölçüde ABD&#8217;nin desteği sebepiyle o sene sonuna doğru Birleşmiş Milletler üyesi oldu ve teşkilatın mes&#8217;elelerinde önemli bir rol oynadı.</p>
<p>Harpten sonra general olan Juan Domingo Peron kendine kuvvetli bir pozisyon hazırlamayı başarmış ve 1946 Şubatında Arjantin Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Eşi Eva Duvarte de Peron&#8217;un yardımıyla enerjik ve sert bir idare kurmayı başararak, zamanında, siyasi desteğini silahlı kuvvetlerden almaya çalışan sınıflara sözünü geçirmesini bilmiştir. Basını bir devlet organı haline getirmiş ve totaliter bir rejimin başkanı olarak kendisine daha büyük yetki vermesi için anayasayı değiştirmiştir.</p>
<p>İşçi sınıfları arasında çok sevilmiş ve hatta kahraman olarak tanınmıştır. Fakat askeri bir darbe ile 1955&#8242;te devrilmiş, uzun seneler sürgünde yaşamış ve bilahare dönerek 1973&#8242;te devlet başkanı olmuştur. Bir yıl sonra ölmesi üzerine İsabel Peron olarak tanınan üçüncü karısı devlet başkanı oldu. Ülkenin birlik ve beraberliğini sağlıyamayınca 1976&#8242;da ordu tarafından devrildi.</p>
<p>Arjantin&#8217;in eski devlet başkanlarından General Galtier İngiltere&#8217;ye ait, fakat kendilerine çok yakın olan Falkland adalarını Nisan 1982&#8242;de işgal etti. İngiltere ile olan savaşı Arjantin kaybetti ve adaları İngilizler tekrar geri aldılar. Gerek yapılan savaş ve gerekse bu durumda bazı devletlerin uyguladıkları ekonomik ambargo, Arjantin&#8217;in iktisadi durumunu çok sarstı. Bu durumda askeri idare 1983 yılı sonlarında seçime giderek idareyi sivillere teslim etti. Böylece yedi sene süren askeri idareden sonra normal idare tekrar tesis edildi.</p>
<p>1930&#8242;dan bu yana Arjantin&#8217;de hiçbir sivil idare 6 seneden fazla iktidarda kalamamıştır. 1819 yılından bu yana 46 devlet başkanından sadece ikisi, askeri darbesiz seçimle görevini devir-teslim etmiştir. 1989&#8242;da Raul Ricardo Alfonsin&#8217;in yerine Carlos Menem (El Turco) seçilmiştir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/arjantin_4943.html' addthis:title='Arjantin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Farjantin_4943.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/arjantin_4943.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arnavutluk</title>
		<link>http://www.webonur.net/arnavutluk_4941.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/arnavutluk_4941.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:12:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4941</guid>
		<description><![CDATA[Türkçe&#8217;deki Arnavut kelimesi bir güney Arnavut (Toska) aşireti olan &#8216;Arvanit&#8217;lerin Türkçeleştirilmiş şeklidir. Arnavutlar ülkelerine kartallar ülkesi anlamında Shqiperia (okunuşu Şipria veya Şiptar) derler. Diger dünya dillerinde ise &#8216;Albania&#8217; kelimesi kullanılır. Arnavutlar, Avrupa&#8217;nın en eski halklarından oldukları ve ayrıca milli kimliğini (aidiyetini) dinsel farka dayandırmayan tek Balkan milleti oldukları konusunu özellikle vurgularlar. Arnavutça dili (Arn. Shqip, [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/arnavutluk_4941.html' addthis:title='Arnavutluk ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe&#8217;deki Arnavut kelimesi bir güney Arnavut (Toska) aşireti olan &#8216;Arvanit&#8217;lerin Türkçeleştirilmiş şeklidir. Arnavutlar ülkelerine kartallar ülkesi anlamında Shqiperia (okunuşu Şipria veya Şiptar) derler. Diger dünya dillerinde ise &#8216;Albania&#8217; kelimesi kullanılır.</p>
<p>Arnavutlar, Avrupa&#8217;nın en eski halklarından oldukları ve ayrıca milli kimliğini (aidiyetini) dinsel farka dayandırmayan tek Balkan milleti oldukları konusunu özellikle vurgularlar.</p>
<p>Arnavutça dili (Arn. Shqip, Shqipja, gjuha shqipe, gjuha shqiptare) Hint-Avrupa dil ailesinin özgün bir koludur. Arnavutçada, uzun süre komşu olmaktan ve 1000 yıllık Bizans idaresinden dolayı Yunanca ve Sırpça, 437 yıllık Osmanlı idaresinden dolayı da Türkçe ve Arapça kelimeler mevcuttur. Latin ve Germen dilleriyle de, bilhassa Italyanca, Fransizca ve Almanca ile benzer yanları çoktur. Yine de Arnavutça kelime haznesi olarak saf bir dildir.</p>
<p>Arnavutlar tarihçilerce eski İlliryalıların devamı olarak görürlürler. Antik İllirya bugünkü Dalmaçya sahil bölgesidir (bugünkü Hırvatistan ve Karadağ) ve pek çok Roma imparatoru bu bölgeden çıkmıştır.</p>
<p>Arnavutların kökeni olarak Pelasglar da görülür. Pelasglar Avrupa&#8217;nın en eski kavimi olarak bilinir. Yunanlılar da köklerini Pelasglara dayandırır.</p>
<p>Roma İmparatorlarınn pek çoğu İllirya&#8217;lıydı (Konstantin, Jüstinyen, Flavius vb.). İllirya bölgesi, 5. yüzyılda Roma&#8217;nın Germen, Hun ve Slavlar tarafından saldırıya uğraması ve yıkılması sonucunda 7.-8. yüzyıllardan sonra giderek Slavların eline geçmiş ve bölge Orta Çağ&#8217;dan sonra Hırvatistan ve Karadağ olarak anılmaya başlanmıştır. 20. yüzyılda da bu bölgede &#8216;Güney Slavları&#8217; anlamında &#8216;Yugoslav&#8217; devleti kurulmuştur. Ancak Arnavutlar bu bölgede her zaman hak iddia etmişlerdir.</p>
<p>Ortaçağda bölgenin tam Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları&#8217;nın sınırında bulunması nedeniyle Arnavutlar 6.yüzyıldan sonra Slavlaşma tehlikesine karşı, batının en güçlü şehri olan Venedik&#8217;in himayesine girerek Katolikliği tercih etmişler ama daha doğuda kalan Kosova ve bugünkü Sırbistan bölgeleri hızla Slav asimilasyonuna ve Ortodokslaşmaya girmiştir.</p>
<p>Doğu Roma&#8217;nın 13. yüzyıldan sonra yıkılma sürecine girmesi sonucu doğudan gelen Osmanlılar 15.yüzyılda bölgeyi ele geçirmişler, Arnavutların ulusal kahramanları Gjergj Kastrioti&#8217;nin (İskender Bey) önderliğinde 40 yıldan fazla süren direnişini kırıp bölgeyi 1478&#8242;de ele geçirmişlerdir. Bu gelişmeler yüzbinlerce Arnavut&#8217;un İtalya&#8217;ya ve özellikle Sicilya ve Kalabriya bölgelerine göç etmesine yol açmıştır. İtalya Arnavutları &#8216;Arbereş&#8217; adıyla anılmaktadır.</p>
<p>Arnavutlar, Osmanlılar döneminde ulusal kimliklerini kaybetmemek için en çok direnen millet olarak bilinirlerdi (Arnavut inadı). Diğer Balkan milletleri gibi Arnavutlar da bu dönemde Müslümanlaşmış ve Osmanlı idaresinde sadrazamlık gibi pek çok önemli mevkiye gelmişler ve bu sayede ezeli rakipleri olan Slav milletlerine karşı bölgede kendilerine büyük avantajlar sağlamışlardır.</p>
<p>Osmanlılar&#8217;dan Italya&#8217;ya kaçmak zorunda kalan Arnavutlar, günümüzde katolikleşmisse de eski bizans-ortodoks adetlerine de sadık kalmışlardır.</p>
<p>17.yüzyıldan sonra müslümanlaşmaya başlayan Arnavutlar, buna rağmen Rumlar veya Ermeniler gibi müslümanlaşınca türkleşmemişlerdir.</p>
<p>Arnavutlar 7.yüzyıldan sonra karşılaştıkları Slav istilasına karşı azınlıkta kalmalarından dolayı, kendilerini destekleyen ve avantaj sağlayabilecekleri her yabancı güçten faydalnmaya çalışmışlardır. Bunun diğer bir örneği de 1. ve 2. Dünya Savaşlarında Almanya, Avusturya ve İtalya&#8217;nın destekleriyle Balkanlar&#8217;daki Sırp üstünlüğüne karşın tekrardan bölgenin hakimi olmaları gösterilebilir.</p>
<p>Arnavutlar her zaman için ulusal kimliklerini ve aidiyetliklerini öne çıkarmış, aralarındaki din farklılıklarını hiçbir zaman önemsememişlerdir. Bu olgu kendilerinin &#8216;Arnavut Dini&#8217;ne mensup oldukları esprisine yol açmıştır. Şu anki halk 1944-1990 arasıdaki komünist rejimin etkisi ile genellikle ateist eğilimlidir. Ancak Osmanlı dönemi öncesi ait oldukları Katolikliğe ilgi de giderek büyümektedir ve bu Avrupa Birliği Hristiyan Demokratlarınca desteklemektedir. Yarı-bağımsız bir Arnavut Katolik Kilisesi mevcuttur.</p>
<p>Osmanlı Devleti 1478&#8242;de Arnavutluk&#8217;u ele geçirerek Arnavut sancağını kurdu. Arnavutluk&#8217;ta Osmanlı idaresine karşı çeşitli isyanlar çıktı. Bu isyanlar ve bazı dış müdahaleler dolayısıyla Arnavutluk&#8217;un bir kısmı Osmanlıların elinden çıktı. 1463 Osmanlı-Venedik savaşlarından sonra Osmanlı, Arnavutluk&#8217;un elinden çıkan bölgelerini geri almaya başladı ve 1501&#8242;de büyük bir kısmını ele geçirdi.</p>
<p>Osmanlı Devleti, Arnavutluğu hiç bir zaman tam kontrol altına alamamış, Arnavut yöneticiler Osmanlı idaresine devamlı isyan çıkartmış ve İstanbul&#8217;dan bağımsız olmaya gayret etmişlerdir. 1822&#8242;de Yanya valisi Tepelena Ali Paşa ayrılıkçı olduğu iddiası ile idam edilmiştir. Osmanlı yönetimi Kosova&#8217;nın önemli yollar kavşağında olmasından dolayı bu bölgede islamlaşmayı zor koşturmuştur.</p>
<p>1913&#8242;te Osmanlı&#8217;dan ayrılan Arnavutluk ilk önceleri Sırp milliyetçiliği ile karşılaşmış, ama Avusturya-Macaristan&#8217;ın desteği ile varlığını kabul ettirmiştir.</p>
<p>I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı, Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluklarının askeri ilgi alanları arasında kalan Arnavut bölgesi, Avusturya&#8217;nın desteğiyle bağımsızlığını kazanmış ancak kuzeyden Rus ve Sırp, güneyden ise Yunan ordularının taaruzlaruna maruz kalmış, Arnavut devleti fiilen ancak 1930&#8242;lardan sonra Kral Zogu yönetimi altında ortaya çıkmıştır.</p>
<p>2. Dünya Savasinda Alman Ordusu&#8217;nun destegiyle Arnavut Skandarbeg birlikleri kurulmus, Arnavutlar tekrar Sırp ve Kosova bölgesinin hakimi olmuslar, ancak 1. ve 2.Dünya Savaşlarının Almanya ve İtalya&#8217;nın yenilgisiyle sonuçlanması, Arnavutları tekrar Sırp hakimiyeti altına sokmuştur. Ayrıca İtalya 1939&#8242;da Arnavut ordusu ile birlikte Yunanistan&#8217;a da girmiştir.</p>
<p>Komünist Arnavutluk ilk zamanlar Rusya&#8217;ya yanaştı ve o sıralar Stalin&#8217;in yönettiği Rusya&#8217;dan destek gördü. Ancak altmışlı yıllardan sonra daha çok Çin&#8217;e yöneldi. Yetmişli yılların başından itibaren Çin&#8217;le de bağlantısını keserek, kendine özel, içine kapanık bir ülke halini aldı. Arnavutluk&#8217;taki komünist rejim başından İtalyan yanlılarına karşı çizgiyi izledi. İkinci dünya savaşı sırasında işgaline uğradığı batı kapitalizminden gelebilecek ideolojik girdilere karşı sert bir set örüldü. Daha komünist diktatörlüğün kurulduğu ilk yıllarda binlerce insan İtalya&#8217;yla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle idam edildi. Sonraki yıllarda da İtalya merkezli karşı devrimci örgütlenmeler çok iyi organize edilmiş bir istihbarat örgütü aracılığıyla izlendi.</p>
<p>Enver Hoca, 11 Nisan 1985&#8242;te ölünceye kadar yönetimde kaldı. Ondan sonra cumhurbaşkanlığına Ramiz Alia seçildi.</p>
<p>Sovyetler Birliği&#8217;nde başlayan değişim rüzgârlarından en son etkilenen Doğu Avrupa ülkesi Arnavutluk olmuştur. Bunda ülkenin başından beri uyguladığı kendi kendine yeterliliğe dayanan bağımsızlıkçı yöneliminin büyük etkisi olmuştur Temmuz 1990&#8242;ın başlarında Tiran&#8217;da bazı kişilerin yabancı büyükelçiliklere sığınması olaylarına kadar görünürde ciddi bir olay yaşanmamıştı.</p>
<p>Arnavutluk cumhurbaşkanı Ramiz Aliya 25 Ocak 1990&#8242;da yaptığı konuşmasında, Doğu blokundaki gelişmeleri sosyalist çizgiden sapma ve bir felaket olarak niteledi ve Arnavutluk&#8217;un bu duruma asla düşmeyeceğini ileri sürdü. Ama çok geçmeden Temmuz 1990&#8242;da meydana gelen olaylar halkın rejimden rahatsız olduğunu ortaya çıkardı ve ülke çok hızlı bir değişim sürecine girdi. Ramiz Alia, bu hızlı değişim süreci içinde koltuğunu koruyabilmek için birden radikal bir reformcu kesildi. Halkın tepkisini yatıştırmak için çok partili sisteme geçme kararı aldı. Ardından, iktidardaki komünist Emek Partisi&#8217;nin yanısıra Demokrat Parti&#8217;nin kuruluşu da resmen kabul edildi. Bunu basın alanında da bazı özgürlükler sağlanarak Demokrat Parti&#8217;nin Demokrasinin Doğuşu adlı bir gazete çıkarmasına izin verilmesi izledi.</p>
<p>Ramiz Alia&#8217;nın ülkede pazar sistemine dayalı bir ekonomik modele geçileceğini açıklaması üzerine ekonomik reformlar da uygulamaya konmaya başladı. Bütün bu reformların süreklilik kazanması için yürürlüğe konan yeni anayasa da kısmen din hürriyeti, özel mülkiyet edinme hakkı, seyahat hürriyeti ve yabancı sermayenin ülke içinde iş yapması imkânı getiriyordu.</p>
<p>10 Şubat 1991&#8242;de 250 kişilik Halk Meclisi üyelerinin belirlenmesi için seçimler yapıldı. Seçimlerin böyle aceleye getirilmesindeki amaç muhalefet partilerinin teşkilatlanmalarını tamamlamadan, halka kendilerini tanıtamadan ve seçim hilelerinin yapılabileceği ortam mevcutken Emek Partisi&#8217;nin devamı olan Sosyalist Parti&#8217;nin bir dönem daha iktidarda kalmasını sağlamaktı. Öyle de oldu ve Sosyalist Parti seçimlerde parlamentoda 169 üyelik kazandı. Ancak halk bu sonuçtan memnun kalmadı ve tepki gösterdi. Bunun üzerine 22 Mart 1992&#8242;de tekrar seçim yapıldı ve bu seçimlerde Demokrat Parti 92 milletvekilliği kazanarak birinci parti oldu. Bunun üzerine Ramiz Aliya istifa etmek zorunda kaldı ve cumhurbaşkanlığına Demokrat Parti lideri Sali Berişa seçildi. Sosyalist Parti iktidarına da son verilerek Demokrat Parti liderliğinde bir hükümet kuruldu.</p>
<p>Arnavutluk&#8217;ta Eylül 2005 seçimlerini Demokrat Parti büyük farkla kazanmış, Fatos Nano başbakanlığındaki Sosyalist Parti hükümeti yerini S.Berisha hükümetine bırakmıştır.</p>
<p>Arnavutluk&#8217;un Avrupa Birliği ve Nato üyelik görüşmeleri sürmektedir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/arnavutluk_4941.html' addthis:title='Arnavutluk ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Farnavutluk_4941.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/arnavutluk_4941.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Azerbaycan</title>
		<link>http://www.webonur.net/azerbaycan_4939.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/azerbaycan_4939.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:11:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4939</guid>
		<description><![CDATA[Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates&#8217;in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir. Atropetes Krallığından [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/azerbaycan_4939.html' addthis:title='Azerbaycan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan, tarih sahnesinde M.Ö. 6. asırdan itibaren görülmeye başlar. Jeopolitik durumu itibariyle, devamlı istilalara uğramış ve çeşitli devletlerin hakimiyeti altında kalmıştır. Bu bölgede kurulan ilk devlet, Ahameni Komutanı Sahrap Atropates&#8217;in temellerini attığı krallıktır. Atropates Krallığının ismi zamanla değişikliklere uğramış, Sasanilerce Azurbeycan, Süryanilerce Azerbaigan olarak isimlendirilmiştir. Türkler ve İranlılar ise bölgeye Azerbaycan ismi vermişlerdir.</p>
<p>Atropetes Krallığından sonra bölgeye sırasıyla Selevkoslular, Ermeniler, Romalılar ve Sasaniler hakim olmuşlardır. Türklerin buraya esaslı yerleşmeleri M.S. 4. ve 5. asırlarda olmuştur. Daha sonra Sasani Hükümdarı Nuşirevan bölgeye İranlıları yerleştirme politikasını takip etmiştir. Yedinci asırdan itibaren büyümeye başlayan İslam devleti Azerbaycan&#8217;ı fethe başladı. Bu fetih hareketi, 643&#8242;te bölge tamamen Müslümanların hakimiyeti altına geçmesiyle tamamlandı.</p>
<p>Daha sonra Abbasiler burayı Türk emirler vasıtasıyla idare ettiler. Abbasi Devletinin yıkılmasıyla, bu topraklarda birtakım yerli hanedanlar beylik kurdular. Yedinci asırdan itibaren Selçuklu Akıncıları Azerbaycan&#8217;a girdiler. Fakat burada kesin bir hakimiyet tesis edemediler.</p>
<p>1015-1016&#8242;dan sonra buraya Oğuz boyları yerleşmeye başladı. 1043 senesinde Tuğrul Bey, amcası ve amcaoğlunu buraya fethe gönderdiyse de, Bizanslılarla uzun süren çarpışmalardan bir netice alınamadı. Azerbaycan&#8217;ın kesin Selçuklu hakimiyeti altına girmesi Sultan Alparslan devrinde olmuştur.</p>
<p>Azerbaycan, 12. ve 13. asırlar arasında Atabegler ve Harezmşahların hakimiyeti altına girdi. Daha sonra Moğollar, bölgeye 1320&#8242;de girmeye başladı. Cengiz&#8217;in burada hakimiyeti kısa sürdü, Cengiz&#8217;in ölümünden sonra Azerbaycan Cuci milletinin istilasına uğradı. Onlardan sonra İranlıların hakimiyetine giren Azerbaycan, bir süre sonra da Altınordu Devletinin hakimiyetine girdi.</p>
<p>On altıncı asrın ilk yarısına kadar bu istilalar devam etti. Azerbaycan&#8217;a ilk Osmanlı seferi ise 16. asırdan itibaren başladı. Yavuz Sultan Selim Han Safevilerle olan savaşları esnasında, 1514&#8242;te Tebriz&#8217;i aldıysa da, şehir tekrar Safevilerin eline geçti. 1534&#8242;te Kanuni Sultan Süleyman Han Tebriz&#8217;i aldı ve ertesi sene bütün Azerbaycan&#8217;ı fethetti. 1555&#8242;te çıkan karışıklık sonucu Azerbaycan tekrar Safevilere bağlandı. Sultan Üçüncü Murad Han devrinde tekrar Osmanlıların eline geçti.</p>
<p>1539&#8242;dan sonra Azerbaycan&#8217;da muhtelif hanlıklar kuruldu. Bunlarda kargaşalık; 19. asra kadar devam etti. Bu asırda bazı kalkınma hareketleri başladıysa da, sonuçları ancak 20. asrın başlarında görüldü. Nihayet, 28 Nisan 1920&#8242;de kızılordunun istilası ile Sovyet rejimi ilan edildi. Azerbaycan bugünkü statüye gelene kadar, Gürcüler-Ermeniler ile birlikte Kafkasya federasyonu şeklinde idare edildi.</p>
<p>5 Aralık 1936&#8242;da topraklarının bir kısmı Ermenilere bir kısmı da Gürcülere verildi. Böylece Kafkasya&#8217;da kalan Azerbaycan toprakları üzerinde Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan olmak üzere Rusya&#8217;ya bağlı üç cumhuriyet kuruldu.</p>
<p>Komünistlerin istilası sırasında, milletin arasına bozuk fikirler yerleşmeye başladı. Bu arada İslamiyeti bozucu, reformist fikirler de gelişti. Millet, bu reformistler ile komünistler arasında şaşırdı ve komünizme karşı yapılan başkaldırmalar başladı. Ancak bunlar her defasında çok kanlı olarak kızılordu tarafından bastırıldı. Komünistlere karşı 56 şiddetli isyan olmuştur.</p>
<p>1989&#8242;da Rusya&#8217;da başlayan Glasnost ve Prestroika politikası ile Kuzey Azerbaycan&#8217;da maddi ve manevi değerlere dönüş başladı. Ermenilere verilen bölgeleri geri almak için ayaklanmalar oldu. 1990&#8242;da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyetine giren Kızılordu, ülkeyi baştan başa kana buladı.</p>
<p>Sovyetler Birliği, bir süre bağımsızlığını ilan etmeye çalışan cumhuriyetlerine karşı baskısını sürdürdü ise de, Ağustos 1991&#8242;de Azerbaycan, Letonya, Estonya ve Litvanya bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunları diğer Türk devletleri takip etti. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Karabağ yüzünden çıkan savaş devam etmektedir. 1992 ortalarında yapılan seçimleri kazanan Halk Cephesi lideri Ebulfeyz Elçibey devlet başkanı oldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/azerbaycan_4939.html' addthis:title='Azerbaycan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fazerbaycan_4939.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/azerbaycan_4939.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belçika</title>
		<link>http://www.webonur.net/belcika_4936.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/belcika_4936.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4936</guid>
		<description><![CDATA[Belçika&#8217;ya ilk yerleşenler Belgealar olup, 5. asra kadar Roma İmparatorluğunun idaresi altındaydılar. Beşinci asırda ise Frankların istilasına maruz kaldılar. Daha sonra ülke Charles (Şarlken)in Batı imparatorluğuna dahil oldu. 1477&#8242;den sonra, Şarlken&#8217;in yeğeni Maximilian&#8217;ın eline geçti. Bundan sonra 300 sene kadar Belçika yabancılar tarafından idare edildi. 1713&#8242;te Avusturya İmparatorluğunun eline geçti ve &#8220;Avusturya Hollandası&#8221; diye anıldı. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/belcika_4936.html' addthis:title='Belçika ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belçika&#8217;ya ilk yerleşenler Belgealar olup, 5. asra kadar Roma İmparatorluğunun idaresi altındaydılar. Beşinci asırda ise Frankların istilasına maruz kaldılar. Daha sonra ülke Charles (Şarlken)in Batı imparatorluğuna dahil oldu. 1477&#8242;den sonra, Şarlken&#8217;in yeğeni Maximilian&#8217;ın eline geçti. Bundan sonra 300 sene kadar Belçika yabancılar tarafından idare edildi.</p>
<p>1713&#8242;te Avusturya İmparatorluğunun eline geçti ve &#8220;Avusturya Hollandası&#8221; diye anıldı. Fransa 1813&#8242;te Belçika&#8217;yı işgal etti. 1815&#8242;te Napolyon yenilince, Belçika Hollandalıların idaresine girdi. 1830&#8242;da Belçikalılar birleşerek Fransa ve İngiltere&#8217;nin garantisi altında bağımsız bir devlet kurdular. 4 Haziran 1831 tarihinde bir krallık haline gelen Belçika, Afrika&#8217;da sömürgecilik hareketlerinde de bulundu.</p>
<p>Sömürgelerinden en son Kongo, 3 Haziran 1960&#8242;da bağımsızlığını kazandı. Belçika, Birinci ve İkinci Dünya Savaşına iştirak etmiş olup her iki savaşta da Almanya tarafından işgal edilmiş, Almanya&#8217;nın yenik düşmesi üzerine işgalden kurtulmuştur. Birleşmiş Milletler ve NATO üyesidir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/belcika_4936.html' addthis:title='Belçika ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fbelcika_4936.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/belcika_4936.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bosna-Hersek</title>
		<link>http://www.webonur.net/bosna-hersek_4934.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/bosna-hersek_4934.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:10:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4934</guid>
		<description><![CDATA[Bosna-Hersek&#8217;in bilinen tarihi, Hint-Avrupa menşeli İlliryalılarla başlar. Bölge Romalılar tarafından ele geçirilince, Panoonia eyaletinin İllyricum bölümüne bağlandı. Slavlar bölgeye M.S. 7. asırda gelmeye başladılar. 961&#8242;den sonra Bosna, Sırbistan&#8217;ın diğer bölümlerinden ayrıldı. Bağımsız siyasi ve coğrafi bir birim olarak kabul edildi. Bölgeye ilk Türk akınları 1386 senesinde başladı. Bu sırada Bosna tahtında Beşinci Tvartko bulunuyordu. Kosova [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/bosna-hersek_4934.html' addthis:title='Bosna-Hersek ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bosna-Hersek&#8217;in bilinen tarihi, Hint-Avrupa menşeli İlliryalılarla başlar. Bölge Romalılar tarafından ele geçirilince, Panoonia eyaletinin İllyricum bölümüne bağlandı. Slavlar bölgeye M.S. 7. asırda gelmeye başladılar. 961&#8242;den sonra Bosna, Sırbistan&#8217;ın diğer bölümlerinden ayrıldı. Bağımsız siyasi ve coğrafi bir birim olarak kabul edildi.</p>
<p>Bölgeye ilk Türk akınları 1386 senesinde başladı. Bu sırada Bosna tahtında Beşinci Tvartko bulunuyordu. Kosova Savaşında Sırpların mağlubiyeti ve ardından Üsküp&#8217;ün fethi Bosna&#8217;nın durumunda önemli değişikliklere sebep oldu. Son kral Stefan Tomeseviç Bosna&#8217;da yaşayan kalabalık Bogomil mezhebine bağlı olanlara Papanın isteği doğrultusunda adil davranmayınca, Fatih Sultan Mehmed Han bölgeyi rahatlıkla Osmanlı topraklarına dahil etti.</p>
<p>Slav, Hırvat ve Avar karışımı olan Boşnaklar 10. asırda Bogomil mezhebine bağlıydılar. Teslisi ve Hazret-i İsa&#8217;nın tanrının oğlu olduğunu kabul etmeyen inançları yüzünden uzun süre çevredeki diğer Hıristiyanların baskısı altında kaldılar. İnançları yüzünden, bölge Osmanlılar tarafından fethedilince, kolayca İslamiyeti seçerek Müslüman oldular. Anadolu&#8217;dan gelen dervişler yoluyla İslamiyet bölgede hızla yayıldı.</p>
<p>Bosna, Osmanlı yönetimine geçince bir sancak haline getirildi. Kanuni Sultan SüleymanHan zamanında Macaristan&#8217;da kalan kuzey toprakları da fethedilince eyalet statüsüne alındı. Bosna eyaletine atanan ilk beylerbeyi Gazi Ferhad Paşa oldu. 19. asırdaki gelişmeler ve Osmanlı İmparatorluğunun batıda aldığı yenilgiler, Bosna eyaletini önemli ölçüde etkiledi.</p>
<p>1827&#8242;de ilk ıslahatı gerçekleştiren ve gönüllü Yeniçeri Ocağını kaldıran Beylerbeyi Abdurrahman Paşa, güçlü bir askeri örgüt kurdu. Eğitim ve öğretim işlerini yürütmekle vazifeli maarif müdürlüğü kuruldu. Bu aynı zamanda Osmanlı Devletinde ilk maarif müdürlüğüydü. 1976&#8242;da Hersek ayrılarak önce mutasarrıflık, daha sonra da iki sancaklı küçük vilayet oldu. 1878&#8242;de yapılan Berlin Antlaşması ile Bosna&#8217;nın Avusturya-Macaristan&#8217;ın denetimine bırakılmasıyla büyük bir bunalım patlak verdi.</p>
<p>Resmen Osmanlı Devletine bağlı kalmasına rağmen, Berlin Antlaşmasına dayanarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek&#8217;i işgal etti ve eyaletin yönetim hakkını ele geçirdi. İkinci Meşrutiyetin ilanından faydalanan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bölgeyi 7 Ekim 1908 tarihli bir kararname ile kendi topraklarına ilhak etti. İlhak kararı Rusya, Sırbistan, Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında çok yönlü bunalıma sebep oldu.</p>
<p>Avusturya-Macaristan yönetiminde, yeni anayasayla seçmenler üç seçim grubuna ayrıldı. Her grupta Ortodoks, Katolik ve Müslümanlar için sabit oranda sandalye belirlendi. Bu durum Sırp milliyetçiliğinin tepkisine sebep oldu ve gerginlik 28 Haziran 1914&#8242;te Avusturya Arşidükü (veliaht) Franz Ferdinand&#8217;ın Saraybosna&#8217;da Bosnalı bir Sırp öğrenci tarafından öldürülmesine kadar vardı. Bu olay da Birinci Dünya Savaşınin başlangıcıdır.</p>
<p>Bosna-Hersek 26 Ekim 1918&#8242;de Sırp, Hırvat ve Sloven krallığının bir parçası olarak Sırbistanla birleştirildi. İkinci Dünya Savaşına kadar bu krallığın parçası olan Bosna-Hersek, 1946&#8242;da Yugoslavya&#8217;yı meydana getiren altı halk cumhuriyetinden biri oldu. Nüfusun çoğunluğunu meydana getiren Müslümanlar kökenlerine rağmen Sırp ve Hırvat milliyetinden olarak anılmayı kabul etmediler. 1971&#8242;de Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, Müslümanlara ulus statüsü tanıdı ve Bosna-Hersek&#8217;te büyük &#8220;M&#8221; ile yazılan Müslüman kelimesi sadece din değil, bir milliyetin de adı oldu.</p>
<p>Yugoslavya&#8217;da 1980 senesinde Tito&#8217;nun ölümüne kadar durulmuş olan etnik ve dini çatışmalar yeniden alevlendi. Sovyetler Birliği ve doğu bloku ülkelerinde başgösteren reform süreci, Yugoslavya&#8217;da da büyük değişikliklere sebep oldu. 1991&#8242;de Anayasanın öngördüğü şekilde devlet başkanlığının, federasyon meydana getiren Hırvatistan&#8217;a geçmesi lazımken, Sırbistan, eski Yugoslavya&#8217;nın mirasçısı olarak tek başına sahip çıkması ülkede tam bir iç savaşa girmesine sebep oldu. Hırvatistan ve Slovenya&#8217;nın bağımsızlık kararı, Sırbistan yönetimi tarafından kabul edilmedi. Kanlı çarpışmalar AT ve Almanya&#8217;nın yoğun baskıları neticesinde sona erdirildi.</p>
<p>Bosna-Hersek&#8217;te 1990 senesi sonlarında yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanlığına gelen Aliya İzzet Begoviç, Mart 1992&#8242;de bir referandumla bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Bosna-Hersek Sırplı milislerin yoğun saldırısına maruz kaldı. Bölgeye insani yardım ulaştırmak için bulunan Birleşmiş Milletler askerleri birçok katliama göz yummaktadır. Bosna-Hersek Başbakanı Hakkı Turayliç, Birleşmiş Milletlere ait arabadan indirilerek Sırplar tarafından öldürülmesi, büyük tepkilere sebep oldu. Bu Bosna-Hersek ve Sırbistan arasında 1992 ve 1995 yılları arasında devam eden bu savaş 21 Kasım 1995 yılında Dayton Antlaşmasıyla bitmiştir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/bosna-hersek_4934.html' addthis:title='Bosna-Hersek ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fbosna-hersek_4934.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/bosna-hersek_4934.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Brezilya</title>
		<link>http://www.webonur.net/brezilya_4932.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/brezilya_4932.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4932</guid>
		<description><![CDATA[21 Nisan 1500 yılında Portekizli bir gemici olan Pedro Alveras Cabrol, Hindistan&#8217;a gidiyorum zannıyla Güney Amerika&#8217;ya ayak bastı ve ülkeyi Portekiz kralı adına zaptettiğini ilan etti. 1530 yıllarında Martin Alfonso de Sousa liderliğindeki bir keşif gezisi esnasında, stratejik noktalar olan yerlere, Rio de Janerio ile bir yıl sonra da bugünkü Santos şehrinin banliyosü olan Sao [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/brezilya_4932.html' addthis:title='Brezilya ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>21 Nisan 1500 yılında Portekizli bir gemici olan Pedro Alveras Cabrol, Hindistan&#8217;a gidiyorum zannıyla Güney Amerika&#8217;ya ayak bastı ve ülkeyi Portekiz kralı adına zaptettiğini ilan etti. 1530 yıllarında Martin Alfonso de Sousa liderliğindeki bir keşif gezisi esnasında, stratejik noktalar olan yerlere, Rio de Janerio ile bir yıl sonra da bugünkü Santos şehrinin banliyosü olan Sao Vicente şehirlerini kurdular.</p>
<p>Piratiningo şehri de, 1532 yılında Sao Vicente yakınlarında yüksek bir bögede kuruldu. Portekizlerin İspanya hakimiyetine girdiği 1580&#8242;den 1640 tarihine kadar Brezilya bir İspanya sömürgesi oldu. 1640&#8242;ta Portekizliler Brezilya&#8217;yı tekrar ele geçirdiler. Hükumet merkezi 1763&#8242;te Salvador&#8217;dan Rio de Janerio&#8217;ya taşındı. Zira burası coğrafi ve stratejik bakımdan merkez olmaya daha uygundu.</p>
<p>1698 yılında Sao Paulo&#8217;da bol miktarda altın bulundu. Daha sonra iç kesimlere Amazon havzasına yapılan keşif gezileri sonucu altından başka madenler de bulundu. Bölgede çeşitli feodal gruplar ortaya çıktıysa da fazla yaşamayıp yeniden birlik sağlandı.</p>
<p>1572 yılında Brezilya&#8217;yı yönetim bakımından Salvador ve Rio de Janerio&#8217;dan ibaret olmak üzere ikiye ayıran sistem, 17. yüzyıl çeyreğine kadar devam etti. On altı ile on yedinci yüzyılda İspanyollar, İngilizler, Fransızlar ve Almanlar zaman zaman bu bölgeyi ele geçirmek istedilerse de muvaffak olamadılar. 1807&#8242;de Portekiz&#8217;in Napolyon Bonapart tarafından işgal edilmesi üzerine kral ailesi ve devletin bazı ileri gelenleri Brezilya&#8217;ya kaçtılar ve ertesi sene hükumet merkezini Rio de Janerio&#8217;da kurdular.</p>
<p>Bu esnada Brezilya&#8217;nın nüfusu 2.500.000 olup, bunun 400.000&#8242;i beyaz 1.300.000 zenci ve 800.000&#8242;ini yerli halk teşkil ediyordu. Zenciler büyük şekerkamışı çiftliklerinde ve madenlerde çalıştırılmak üzere 1538 yılında Afrika&#8217;dan köle olarak getirilmişlerdi. 1819&#8242;da Napolyon&#8217;un Avrupa devletlerine yenilmesi üzerine Portekiz kralı, yeğeni Don Pedro&#8217;yu, Brezilya Genel Valisi bırakarak Portekiz&#8217;e geri döndü.</p>
<p>1822&#8242;de Portekiz parlamentosu ilk koloni statüsüne geri dönmek isteyince, Brezilyalılar, Don Pedro Jose Boni Facia deAndrada Silvan&#8217;ın liderliğinde bağımsızlık hareketlerini başlattılar ve 7 Eylül 1822&#8242;de bağımsızlıklarını ilan edip, 1824&#8242;te liberal bir anayasa kabul ettiler. Düzensiz savaşlardan sonra Portekizliler Brezilya&#8217;nın bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldılar. Brezilya 1889 yılına kadar krallıkla idare edildi.</p>
<p>Latin Amerika&#8217;da en uzun süre krallıkla idare edilen tek ülke Brezilya idi. 1831 yılında Don Pedro, oğlu İkinci Don Pedro&#8217;ya tahtı terk etmek zorunda bırakıldı. İkinci Don Pedro zamanında modern Brezilya&#8217;nın temelleri atıldı. 1888&#8242;de 800.000 köylüye hürriyet verildi. 1889&#8242;da kansız bir darbe ile krallık idaresi yıkılarak cumhuriyet idaresi kuruldu. 1914&#8242;te siyasi birliği temin eden Brezilya, bütün dünya ülkeleri tarafından tanındı. İstikrarsız bir ülke olup, sık sık anayasa değişiklikleri ve ihtilaller olmaktadır.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/brezilya_4932.html' addthis:title='Brezilya ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fbrezilya_4932.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/brezilya_4932.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bulgaristan</title>
		<link>http://www.webonur.net/bulgaristan_4930.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/bulgaristan_4930.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:07:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4930</guid>
		<description><![CDATA[Bugünkü Bulgaristan topraklarına, M.Ö. 30&#8242;larda Traklar denilen bir kavim, bir süre sonra da Romalılar hakim olmuştur. Altıncı yüzyılda İslavlar her tarafı yakıp yıkarak hakimiyeti ele geçirmişlerdir. M.S. 680 yıllarında Karadeniz&#8217;in kuzeyinden Bulgar Türklerinin gelmesi ile Bulgar tarihi başlamıştır. On-Oğuz grubundan olduğu bilinen bu Türklerin aynı zamanda Yukarı Tuna kıyıları ile birlikte Volga ve Kama vadilerini [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/bulgaristan_4930.html' addthis:title='Bulgaristan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugünkü Bulgaristan topraklarına, M.Ö. 30&#8242;larda Traklar denilen bir kavim, bir süre sonra da Romalılar hakim olmuştur. Altıncı yüzyılda İslavlar her tarafı yakıp yıkarak hakimiyeti ele geçirmişlerdir. M.S. 680 yıllarında Karadeniz&#8217;in kuzeyinden Bulgar Türklerinin gelmesi ile Bulgar tarihi başlamıştır.</p>
<p>On-Oğuz grubundan olduğu bilinen bu Türklerin aynı zamanda Yukarı Tuna kıyıları ile birlikte Volga ve Kama vadilerini de idaresi altına alarak Büyük Bulgaristan adıyla 14. yüzyıla kadar varlığını devam ettirmiştir. Bu arada 11. yüzyıla kadar devam eden Birinci Bulgar Krallığı yıkılarak Peçenek, Guz ve Kumanlar (Kıpçak)vasıtasıyla İkinci Bulgar Krallığı kurulmuş, 1241 senesinde Moğol istilasına uğramıştı.</p>
<p>Miladi 1331-1371 yıllarında Kral İvan Aleksandr zamanında Sırpların Balkanlarda üstünlük kurmasıyla zayıflamış, Osmanlı Hükümdarı Birinci Murad Han zamanında (1326-1389) Bulgaristan toprakları zaptedilmiştir. İvan Aleksandr&#8217;dan sonra Vidin ve Dobruca beylikleri ile Tırnova Krallığı Osmanlılara karşı çıkması üzerine 1393&#8242;te Tırnova, 1396&#8242;da Niğbolu Zaferlerinden sonra, Vidin ve 1400&#8242;de Dobruca zaptolunarak Bulgar Krallığı tamamen ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p>On altıncı yüzyılda Bulgaristan üzerinde Sırplar ve Macarlar üstünlük kurmak istemişlerse de güneyden gelen Osmanlı Devleti Bulgaristan&#8217;a hakim olarak düzenli bir idare getirdi. Bulgaristan&#8217;ı 500 yıl Osmanlılar idare etti. Bu dönemde idare, Sofya&#8217;da oturan Rumeli Beylerbeyi tarafından sağlanıyordu. Osmanlı İmparatorluk merkezine yakın olması ve sefer yolu üzerinde bulunması sebepiyle ticareti oldukça gelişme gösterdi. Bulgar tüccarlara geniş imtiyazlar tanındı.</p>
<p>Osmanlılar, diğer tebaalarında olduğu gibi Bulgarlara da dini yönden baskı siyaseti gütmediler. Bulgarlar genellikle reaya adını taşıyan, vergiye tabi çiftçi sınıfları halinde kaldılar. Âdil idare ve imtiyazlı tüccar sınıfının bulunması ve benzeri müsbet Osmanlı siyasetine rağmen, 17. yüzyıl ortalarında Bulgaristan&#8217;da haydut denilen çeteler türeyerek isyan etmeye başladılar ve her fırsatta düşman ordularıyla Osmanlılara karşı birleşmekten geri kalmadılar.</p>
<p>Devam eden bu isyanlar karşısında Osmanlı hükumeti &#8220;Çorbacı Nizamnamesi&#8221; gibi bazı kanuni tedbirler alarak, Bulgaristan&#8217;da asayişi korumaya çalıştı. Tuna vilayetinin başına bu maksatlarla getirilen ve geniş yetkilere sahip bulunan Midhat Paşa, Bulgaristan&#8217;a birçok hizmetler götürdü. Hatta Midhat Paşa, Hıristiyanlara yaranmak için ayyıldızlı Türk bayrağına bir de haç ilave etti. Bulgar ihtilal merkez komitesinin 20 Nisan 1875&#8242;te Koprivştitsa ve Panagyuviste&#8217;de başlattıkları büyük isyan da bastırıldı.</p>
<p>1876 yılı Aralık ayında İstanbul&#8217;da toplanan büyük devletler, Bulgaristan&#8217;da iki muhtar bölge teşkilini teklif ettiler. Rusya bunu kabul etmedi. Midhat Paşa ısrarla Rusya&#8217;ya savaş açmamız için direndi. Neticede Rusya&#8217;ya savaş açıldı (20 Nisan 1877). Bulgarlar Rus ordusuna katıldıkları gibi, Türklere karşı tedhiş hareketlerine de giriştiler.</p>
<p>Osmanlı-Rus savaşınin sonunda Ayastefanos Antlaşması imzalandı (3 Mart 1878). Muhtar bir Bulgaristan idaresi kurulması kabul edilmişse de diğer büyük devletlerin baskısı ile Balkanlar ile Tuna arasında küçük bir Bulgar Prensliğinin kurulması şeklinde değiştirildi. Diğer bölgeler Romanya ve Sırbistan devletlerine bırakıldı. Bir süre sonra Rusya&#8217;nın mevcut Bulgar Prensliğinin idari ve içişlerine doğrudan karışması, Osmanlı hükumeti ile Avusturya ve İngiltere hükumetleri, Prensliği Rusya&#8217;nın tahakkümüne bırakmak istememelerinden bu hususta büyük devletlerin nüfuz mücadeleleri başladı.</p>
<p>Bir süre sonra Bulgaristan Prensliğinde Prens Aleksandr idareyi ele alarak Bulgaristan birliğinin sağlanmasını temin etti ve tamamen Rusya&#8217;ya yaklaştı. Daha sonraki gelen idarecilerde iç ve dış ilişkilerin düzene sokulması gibi gelişmelerden sonra, 1904&#8242;te Türkiye aleyhine Sırbistan&#8217;la bir antlaşma imzaladı. 1908 İkinci Meşrutiyetin ilanından sonra, 3 Ekim 1908&#8242;de tam bağımsızlığını ilan etti.</p>
<p>8 Eylül 1944 ihtilalinden sonra Bulgaristan Komünist rejimi kabul ederek Varşova Paktına girdi. Rusya&#8217;da olan batıya açılma hareketleri, Bulgaristan&#8217;da büyük hızla yayıldı. Bir süre sonra, 35 senedir başta bulunan Cumhurbaşkanı Jivkov 10 Kasım 1989&#8242;da istifa etmek mecburiyetinde kaldı.</p>
<p>29 Aralık 1989&#8242;da ülkede bulunan Türklere yeniden kendi adlarını kullanma ve serbestçe ibadet etme hürriyeti tanındı. 10-17 Haziran 1990&#8242;da iki kademeli ve 1932&#8242;den bu yana ilk defa yapılan çok partili seçimde 1943-1990 arasında Bulgaristan&#8217;ı idare eden Komünist Partisi (yeni ismi Bulgaristan Sosyalist Partisi) iktidar oldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/bulgaristan_4930.html' addthis:title='Bulgaristan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fbulgaristan_4930.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/bulgaristan_4930.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cezayir</title>
		<link>http://www.webonur.net/cezayir_4927.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/cezayir_4927.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4927</guid>
		<description><![CDATA[Cezayir çok eski tarihlerde bir yerleşim merkeziydi. Bilinen en eski halk Berberilerdir. Cezayir kıyılarına önce Fenikeliler gelmiştir. M.Ö. 814-813 yıllarında Kartacalıların eline geçen ülke, gelişerek bilhassa kıyı ticaretinin önemli bir merkezi olmuştur. Daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş olan Cezayir&#8217;de halk, bu zamanlarda Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. İslamiyeti yaymak için dünyanın her tarafına dağılan [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/cezayir_4927.html' addthis:title='Cezayir ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cezayir çok eski tarihlerde bir yerleşim merkeziydi. Bilinen en eski halk Berberilerdir. Cezayir kıyılarına önce Fenikeliler gelmiştir. M.Ö. 814-813 yıllarında Kartacalıların eline geçen ülke, gelişerek bilhassa kıyı ticaretinin önemli bir merkezi olmuştur. Daha sonra Romalılar ve Bizanslılar tarafından işgal edilmiş olan Cezayir&#8217;de halk, bu zamanlarda Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir.</p>
<p>İslamiyeti yaymak için dünyanın her tarafına dağılan Müslümanlar 7. asırda buralara gelmişlerdir. Abdullah bin Ebu Serh tarafından burası fethedilmiştir. Cezayir halkı İslamiyeti kabul etmiş, İslam devletinin hakim olduğu zamanlarda İslamiyet&#8217;in sayesinde ilerlemiş, benimsedikleri İslam kültür, medeniyet ve adetlerini ve Arapça lisanını günümüze kadar muhafaza etmişlerdir.</p>
<p>On altıncı asırda Oruç ve Hızır (Barbaros Hayreddin Paşa) reisler tarafından fethedilen Cezayir, Akdeniz&#8217;i yağma, talan ve barbarlıklarıyla kan gölü haline getiren Avrupalı korsanlara karşı mücadele eden Müslüman leventlerin üssü haline gelmiştir. Barbaros Hayreddin Paşa daha sonra burayı Osmanlı Devletinin bir beylerbeyliği haline getirmiştir. Üç asır Osmanlı idaresinde kalan Cezayir&#8217;de o devre ait eserler ve gelenekler canlılığını hala korumaktadır.</p>
<p>1830 senesinde Fransızlar, çok büyük deniz ve kara kuvvetleri ile uzun savaşlardan sonra ülkeyi ele geçirdiler. Bir sömürge idaresi kuran Fransızları halk hiçbir zaman kabul etmedi, devamlı ayaklanma teşebbüsleri içerisinde bulundu. Fransa İkinci Dünya Savaşında (1942) Cezayir&#8217;i mukavemet merkezi olarak kullandı. Savaş bittikten sonra Cezayirliler gösterdikleri fedakarlığa karşılık bağımsızlık veya Fransızlarla aynı haklara sahib olmak istediler. Bu istek Fransızlar tarafından büyük bir tepki ile karşılandı ve halk katledilmeye başlandı.</p>
<p>1789 Fransız İhtilali ile her türlü hürriyetlerin yayıldığı ülke olduğu yıllarca söylenen Fransa, Cezayir&#8217;deki insanlara bu hürriyeti tanımıyordu. İçindeki Haçlı ruhunu Cezayirde&#8217;de göstermiş, kitle katliamı yapmıştır. Günümüzde, o zamandan kalma toplu mezarlar çıkmaktadır. 1948&#8242;de Fransa buranın sömürge değil, Fransa toprakları olduğunu ilan etti. Dış dünyaya karşı yapılan bu ilana rağmen burayı bir sömürge olarak idare etmeye çalışmışlar ve asla Cezayir halkına Fransızlarla eşit haklar tanımamışlardır.</p>
<p>1950 senesinden sonra Fransa&#8217;ya karşı mücadelede teşkilatlanmaya başlayan halk, muntazam bir ordu kurmayı başardı. 1954 senesinde bilfiil başlayan silahlı mücadele, 1956 senesinde bağımsızlığa kavuşan Fas ve Tunus&#8217;un da desteğini sağladı. Mücadele 1962&#8242;de “Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti” adıyla bağımsızlığını ilan etmesiyle neticelendi.</p>
<p>Fransa&#8217;nın itirazlarına ramen 10 devlet tarafından bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından tanınan Cezayir, 1963 senesinde ilk anayasasını halk oyu ile kabul etmiştir. Bu anayasaya göre beş yıl için halk tarafından seçilen meclis yine beş yıl için Cumhurbaşkanını seçiyordu. Yürütme organı, Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu tarafından meydana gelmektedir. Bu ilk anayasa mucibince seçilen ilk Cumhurbaşkanı Ahmed bin Bella 16 Haziran 1965&#8242;te Albay Huari Bumedyen tarafından bir darbe ile devrildi.</p>
<p>Kurulan ihtilal konseyi tarafından 1978&#8242;e kadar idare edilen ülke aynı sene kabul edilen yeni bir anayasa ile idare edilmeye başlamıştır. 7 Şubat 1979&#8242;da Şadli bin Cedid devlet başkanı oldu. 1989&#8242;da Sosyalizme ilişkin bütün ifadelerden temizlenen, siyasal çoğunluk ilkesini kabul eden ve grev hakkı tanıyan yeni anayasa halk oylamasıyla kabul edildi. 26 Aralık 1991&#8242;de yapılan seçimlerin ilk turunda oyların %85&#8242;ini alan İslami Selamet Cephesi 288 milletvekili kazandı. Bunun üzerine seçimler iptal edildi.</p>
<p>16 Ocak 1992&#8242;de sürgünden dönen Budiyaf, Yüksek Devlet Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı oldu. 9 Şubat 1992&#8242;de 12 ay süreli sıkıyönetim ilan edildi. 4 Mart 1992&#8242;de İslami Selamet Cephesi yasa dışı ilan edildi. Siyasi faaliyetleri yasaklayan ve birçok kişiyi idam ettiren Budiyaf 29 Haziran 1992&#8242;de bir suikast neticesinde öldürüldü.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/cezayir_4927.html' addthis:title='Cezayir ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fcezayir_4927.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/cezayir_4927.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin</title>
		<link>http://www.webonur.net/cin_4925.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/cin_4925.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4925</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir. M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/cin_4925.html' addthis:title='Çin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski devirlere ait yapılan araştırmalar Çin hakkında devamlı yeni bilgiler vermektedir. Ülkeyi yöneten ilk hanedan olarak Hya ve Şang sülaleleri bilinmektedir. Hya sülalesi hakkında bilinen tek bilgi hükümdarların isimleridir. Şang sülalesinin, yapılan araştırmalar neticesinde yaklaşık olarak M.Ö. 1450-1050 seneleri arasında Çin ovalarına hakim oldukları bilinmektedir.</p>
<p>M.Ö. 1050-220 yılları arasında değişik çeşitli uygulamalarla Çov Sülalesi yönetmiştir. Şang Sülalesini yıkarak başa geçen Çov Sülalesi, M.Ö. 1050-771 seneleri arasında feodal bir idare kurdular. Ülkede, feodal devletler bağımsız devletler halinde gelişmeye başladı. Bu durum hükümdarın gücünün azalmasına ve feodal devletler arasında savaşa sebep oldu. Batıdan gelenTürk ve Moğollar, ülkenin büyük bir kısmını fethettiler. Batı milletlerinin eline düşmüş olan topraklarından büyük bir kısmını Çin beyi Tsin, geri aldı. Böylelikle devleti önemli feodal devletlerden biri oldu.</p>
<p>M.Ö. 770-472 devri: Feodal beylerin kendi aralarında iç savaşlara giriştikleri bir devirdir. Bu savaşlar neticesinde yedi bey kalmış ve bunlar da kral şanını alarak Çov Sülalesinden ayrıldılar. M.Ö. 472-221 iç savaş sonunda M.Ö. 453 senelerinde Tsin&#8217;in feodal devleti üç devlete bölündü.</p>
<p>M.Ö. 221-206 aralarında Tsin&#8217;in Sülalesi memleketi mutlakiyetle idare etti. Tekerlek dingillerinin standartlaştırılması ve bazı ölçü birimlerinin kullanılmaya başlaması Çin tarihinin bu safhasına ait önemli hadiselerdir. Kuzeyden gelen saldırılardan (Hun saldırıları) korunmak için Çin Seddinin ilk şekli olan toprak tabyalar yapıldı. Doğu Çin bölgesinde başlayan bir ayaklanma, uzun süren savaşlara sebepiyet verdi ve bu savaşlar sonunda Han Sülalesi yönetimi ele geçirdi ise de, bir müddet sonra idare değişti.</p>
<p>M.Ö. 206 yılında yönetimi, küçük rütbeli bir asker olan Lui Ki ele geçirerek Han Sülalesini (asiller) kurdu. M.S. 168 senesinde meydana gelen bir hükumet darbesi üzerine 220 senesine kadar devam eden iç savaşlar devri başladı. Büyük bir halk ayaklanması bastırıldı. Bu iç savaş neticesinde ülke üçe bölündü, kuzeyde Vey (220-264), güneydoğuda Vu (229-280), güneybatı Şu (221-263) imparatorlukları kuruldu.</p>
<p>Göçlerin arttığı devirde, Tsin Sülalesinin (265-316) başa geçerek, parçalanan Çin&#8217;i birleştirmeleri de ülkeye huzur ve istikrar getirdi. Daha önceleri ücretle kullanılan milletler bu savaşlarda (asillerin savaşlarında) o derece kuvvetlendiler ki, bunlardan Hyung-nu&#8217;lar (Hunlar) 303&#8242;te yeni bir devlet (Han) kurdular. Bu sülale Çin İmparatorunu iki defa esir almış ve 317&#8242;den başlayarak bütün Kuzey Çin&#8217;de hakimiyet kurmayı başarmıştır. Bunun üzerine Tsin Âilesi kuzeye inerek burada Doğu Tsin Sülalesini (317-419) kurdu.</p>
<p>Güney Çin&#8217;de 580 senesine kadar çeşitli sülalelerin kurduğu muhtelif devletler görülür. Suy Sülalesi (581-618) Çin&#8217;i birleştirmeye muvaffak oldu. Bu kısa ömürlü hanedan zamanında Çin, Vietnam&#8217;ın kuzey ve güneyini ve Tibet&#8217;in kuzeyini ele geçirdi. Çin&#8217;in nüfuzunu tekrar Orta Asya&#8217;da hissettirdi. Bu devrede Kuzey ve Orta Çin Ovasındaki ticari münasebetleri kolaylaştırmak için kanallar açıldı.</p>
<p>Ancak bütün bu işlerin yapılması için yabancılardan yardım istenmesi Suy Sülalesinin sonu oldu. T&#8217;ang Sülalesi (618-907) işbaşına geldi. Bu hanedan devrinde (664) toprakların yeniden taksimi ve vergilendirilmesi yapılmıştır. Müslüman Arapların saldırıları üzerine Türkistan Çin&#8217;in elinden çıktı.</p>
<p>Bundan sonra Türkler devlet idaresinde önemli mevkilere yerleştiler ve sık sık vuku bulan ihtilallerde önemli rol oynadılar. T&#8217;ang Hanedanının düşüşünden sonra 960 tarihine kadar 5 küçük hanedan iş başına geçti. Bu devirde Kuzey ve Güney Çin&#8217;de küçük eyaletler şeklinde devletler meydana çıkmıştı. 960 tarihinde iş başına geçen Sung Hanedanı zamanında Çin İmparatorluğunun birliği yeniden tesis edilmeye çalışılmış, ancak bunda muvaffak olunamamıştır.</p>
<p>Bu hanedan devrinde birçok şehirler kuruldu ve barut kullanılmaya başlandı. Mimari, tarih, şiir, resim, porselen ve bahçecilikte çok yüksek bir seviyeye ulaştılar. Elde bulunan tarihi dokümanlar bu medeniyetin yüksekliğine delil teşkil etmektedir.</p>
<p>Cengiz Han, 1206-27 yılları arasında Çin&#8217;i işgal etti ve Moğollar, 1214 yılında Sarı Nehirin kuzey tarafındaki bölgede hakimiyeti ele geçirdiler. 1271 tarihinde Kubilay Han, imparatorluğunu ilan etti. Böylece Yüan Hanedanının (1260-1368) ve başşehir Yenching (Pekin)i kurdular. Moğollarla beraber Yüan Hanedanı bütün Çin&#8217;i fethederek hakimiyetleri altına aldılar. Bundan sonra Moğollar Çin kültürünün etkisi altına girerek, din, örf ve adetlerinde, giyim ve kuşamlarında Çin örf ve adetlerini benimsediler.</p>
<p>Chu Yüan Chang, Yüan Hanedanı yerine Ming Hanedanını (1368-1644) kurdu. Bu hanedan zamanında Moğollar, Baykal Gölünün kuzey tarafına sürüldü ve imparatorluk eski kuvvetine kavuştu. Yine bu devirde Avrupalılar Çin&#8217;e ulaştılar. Portekizliler ve İspanyollar 16. yüzyılda, Alman ve İngilizler 17. yüzyılda buraya geldiler. Ming Hanedanından sonra işbaşına geçen Ch&#8217;ing Hanedanı (1644-1912) zamanında, Avrupalı tüccarlar, Çin&#8217;in önemli kaynaklarını yıllarca batıya aktarıp, bundan istifade ettiler.</p>
<p>Çin, uzun yıllar batıya kapalı kaldı. Çin&#8217;in batıya açılması 19. yüzyıl ortalarında başladı. Bu yıllarda Portekiz, İngiltere, Fransa, ABD ile ticari, siyasi münasebetler başladı. Bunlardan İngilizler, Hint pamuklukları ve afyonunu, çay ve ipekle değiştiriyorlardı. Çin üst makamları bu ticareti engellemeye çalıştılar. Bununla ilgili olarak afyon ithalini yasaklayan kararlar aldılar. Bunun üzerine İngilizlerle anlaşmazlıklar çıktı ve savaşlar başladı. Ancak bu savaşlar İngilizlerin galibiyeti ile sona erdi (1842).</p>
<p>Yapılan anlaşma sonunda İngilizler daha geniş haklara sahip oldular. Bunun neticesi olarak beş Çin limanı İngilizlere açıldı ve Hong Kong Adası da İngilizlere bırakıldı. Bu savaşlara “Afyon Savaşı” adı verildi. Daha sonra yapılan anlaşmalarla ABDve Fransa&#8217;ya aynı haklar tanındı.</p>
<p>Zamanla anlaşmaların uygulanması aksadı. Çinliler yabancıları ülkelerinden atmak istiyorlardı. Fakat onlar elde ettikleri imtiyazları geri vermeye niyetli olmadıkları gibi, bunları az buldular. Böylece, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında ülkede ayaklanmalar oldu. Fakat bu ayaklanmalar yabancı güçler tarafından bastırıldı. 1858 yılında anlaşma uyarınca İngiliz ve Fransızlar yeni haklar kazandılar. Bir müddet sonra aynı menfaatler ABDve Rusya&#8217;ya da tanındı. Bu olaylardan sonra, Çin&#8217;de bir sükunet dönemi başladı.</p>
<p>Çin-Japon Savaşları: Çin&#8217;in Kore üzerinde hakimiyet kurmak istemesi üzerine 1894 yılında ilk savaş başladı. Kore&#8217;de çıkan ayaklanmayı bastırmak üzere her iki ülke de Kore&#8217;ye asker gönderdi. Ayaklanma bastırıldı. Fakat daha sonra her iki ülke birbirleriyle savaşa tutuştular. Bu savaşlar sonunda Çin büyük kayıplara uğradı. 1895 yılında savaş sona erdi ve Çin, Kore&#8217;nin bağımsızlığını tanıdı, ayrıca Formoza Adasını da Japonya&#8217;ya vermek mecburiyetinde kaldı.</p>
<p>1911&#8242;den sonra başa geçen Yuan Şi-K&#8217;ay monarşik bir idare kurmaya başlamışsa da muvaffak olmayarak 1916 ‘da öldü. Bu arada 1917&#8242;de sembolik olarak Birinci Dünya Savaşına girmiş ancak bir çok şehirleri bu arada Şanghay, Japonya tarafından işgal edilmiştir. 1925 yılında milliyetçilerin önderi olan Çiank Kayşek yönetimi ele geçirdi. Orduları ile Japonlara karşı savaşarak bir çok yerleri geri aldı. Bu arada Şanghay tekrar ele geçirildi.</p>
<p>Ülkede 1920 yılında komünist partisi kuruldu ve taraftar toplamaya başladı. Bu parti, ülkede bir çok karışıklıklar çıkardı. Çiank- Kay-Şek bir taraftan Japonlarla savaşırken, bir taraftan da bu ayaklanmaları bastırmaya uğraşıyordu. Nihayet 1927&#8242;de komünistlerin başına geçen Mao Çe-Tung, Çu Enlay ve Çu Di ile komünist partisi güçlenerek ülke çapında teşkilatlanmaya, hükumet kuvvetleri ile çarpışmaya başladı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sona erince, komünistlerle milliyetçiler başbaşa kaldılar. Mao Çe-Tung yönetimindeki komünist birlikleri ülkeye hakim oldular. ABD milliyetçilere yardım eder göründü. ABD&#8217;nin Çin&#8217;e gönderdiği diplomatlar hep milliyetçilerin aleyhine çalışmış, onların komünistlerin eline geçmesine sebep olmuşlardır. Yönetim tamamen komünistlerin eline geçince, Milliyetçi Çin hükumeti, Formoza (Tay-Van) Adasına çekilmek zorunda kaldı. Böylece Çin ikiye ayrıldı: Çin Halk Cumhuriyeti ve Milliyetçi Çin Cumhuriyeti.</p>
<p>1 Ekim 1949 yılında Mao Çe-Tung&#8217;un başkanlığında Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş oldu. Böylece Çin&#8217;in Asya kıtasındaki bütün toprakları Çin Halk Cumhuriyeti&#8217;nin eline geçti. Milliyetçi Çin Cumhuriyeti de Formoza Adasına çekildi ve orada hükumet kurdu. Mao, 1976&#8242;da öldü. Mao&#8217;nun ölümünden sonra, Maoizm açıktan tenkid edilmeye başlandı. Çin idarecileri ABD ve Japonya ile ekonomik iş birliği yaptı.</p>
<p>Mareşal Ye Cienying, Mao&#8217;nun yanlışlarını açıkladı. Eski katı durum kaldırılarak ekonomik ve siyasi yönde yumuşama başladı. Çin kapıları yabancı sermayeye açıldı. Son yıllarda demokratikleşme hareketleri kanlı bir şekilde bastırıldı.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/cin_4925.html' addthis:title='Çin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fcin_4925.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/cin_4925.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Danimarka</title>
		<link>http://www.webonur.net/danimarka_4923.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/danimarka_4923.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4923</guid>
		<description><![CDATA[Bilinen en eski tarihi M.S. 800 yıllarında Vikingler zamanıdır. Fakat günümüzde Avrupa müzelerinde bulunan en eski tarihi eşyalar burada yapılan kazılarda elde edilmiştir. 9-11. asırlarda burada bulunan Vikingler ilk Danimarka Krallığını kurmuşlardır. Danimarka tarihinde İngiltere&#8217;yle yapılan sürekli savaşlar önemli yer tutar. Danimarka Krallığı İngiltere&#8217;ye yaptığı devamlı akınlar neticesinde 1013 senesinde İngiltere&#8217;yi ele geçirdi. İngiltere ile [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/danimarka_4923.html' addthis:title='Danimarka ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilinen en eski tarihi M.S. 800 yıllarında Vikingler zamanıdır. Fakat günümüzde Avrupa müzelerinde bulunan en eski tarihi eşyalar burada yapılan kazılarda elde edilmiştir. 9-11. asırlarda burada bulunan Vikingler ilk Danimarka Krallığını kurmuşlardır. Danimarka tarihinde İngiltere&#8217;yle yapılan sürekli savaşlar önemli yer tutar. Danimarka Krallığı İngiltere&#8217;ye yaptığı devamlı akınlar neticesinde 1013 senesinde İngiltere&#8217;yi ele geçirdi.</p>
<p>İngiltere ile birlikte Norveç&#8217;i de Danimarka&#8217;yla birleştirerek büyük bir krallık kurdu. 1042 senesinde çıkan karışıklıklarda İngiltere bağımsızlığını kazandı. 1397&#8242;de iç karışıklıklarda Norveç&#8217;le birlikte İsveç de Danimarka&#8217;ya bağlandı. Yapılan savaşlar sonunda 1645&#8242;te Danimarka bugünkü durumunu aldı.</p>
<p>1848&#8242;de yapılan değişiklikle meşruti bir idare kabul edildi. Birinci Dünya Savaşında tarafsız kalan ülke, İkinci Dünya Savaşında de tarafsızlığını ilan etmesine rağmen, 9 Nisan 1940&#8242;da Alman orduları tarafından daha önce aralarında yapmış oldukları saldırmazlık paktı hiçe sayılarak işgale uğradı. Bu işgale karşı hiçbir mukavemette bulunmayan Danimarka ordusunu kaldırıp, donanmasını kendisi batırdı. Herhangi bir savaşın olmadığı bu işgal 1945 senesinde Almanların yenilmesiyle sona erdi. Birleşmiş milletlerin kurucu üyeleri arasında bulunan Danimarka, 1949&#8242;da NATO&#8217;ya katıldı.</p>
<p>Avrupa Konseyinin de kurucu üyelerinden olup, Grönland&#8217;ın savunması içinAmerika BirleşikDevletleri ile bir anlaşma yapmış, ayrıca 1951&#8242;de İskandinav ülkeleri arasında bir konsey kurarak işbirliğini arttırmıştır. 1960&#8242;da AET&#8217;ye dahil oldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/danimarka_4923.html' addthis:title='Danimarka ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fdanimarka_4923.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/danimarka_4923.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endonezya</title>
		<link>http://www.webonur.net/endonezya_4921.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/endonezya_4921.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:04:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4921</guid>
		<description><![CDATA[Endonezya&#8217;nın tarihi hakkında bilinen en eski bilgiler, 4-5 bin yıl kadar önce, Malaysia&#8217;dan halkın gelip yerleştikleri hakkındadır. Eski çağlardan beri ülkenin üzerinde bulunduğu adaların deniz ticaretinde ehemmiyeti çok büyük olmuştur. Bu sebepten, halk genellikle denizci veya tüccardı. Tarih çağlarında ülke, Çin, Hindistan, İran ve Bizans İmparatorluğunun deniz ticaret yolu idi. Halen bu özelliğini muhafaza etmektedir. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/endonezya_4921.html' addthis:title='Endonezya ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Endonezya&#8217;nın tarihi hakkında bilinen en eski bilgiler, 4-5 bin yıl kadar önce, Malaysia&#8217;dan halkın gelip yerleştikleri hakkındadır. Eski çağlardan beri ülkenin üzerinde bulunduğu adaların deniz ticaretinde ehemmiyeti çok büyük olmuştur. Bu sebepten, halk genellikle denizci veya tüccardı. Tarih çağlarında ülke, Çin, Hindistan, İran ve Bizans İmparatorluğunun deniz ticaret yolu idi. Halen bu özelliğini muhafaza etmektedir.</p>
<p>Eski çağlarda ticaret gemileri buraya uğrar, baharat, reçine ve değerli kereste alırlardı. Ticaretteki bu ehemmiyeti sebepiyle, dünyanın çeşitli yerlerinden Endonezya&#8217;ya gelip yerleşen insanlar ülkede yeni fikir ve geleneklerin yerleşmesine sebep olmuşlardı. Miladın ilk yıllarına kadar halk aşiretler halinde yaşıyorlardı. Bu zamanda artan Hint tesiri neticesinde halk arasında Allahü tealanın emrettiği hakiki yol olmayan, putperestlik, Budizm ve Hindu dinleri yayıldı.</p>
<p>Bu devirlerde ülkede aşiret idareleri krallık haline geldi. Öyle ki her ada ayrı bir krallıktı. Yedinci ve on üçüncü asırlara kadar bölgenin en güçlü krallıkları, Sumatra ve Java krallıkları idi. Güçlü olmalarının bir neticesi olarak da bölge ticaretine hakimdiler. On ikinci ve on beşinci asırlarda Hindistan ve Malaysia&#8217;dan ticaret için buraya gelen Müslüman tacirler hak din olan İslamiyetin yayılmasına vesile olmuşlardı. Halk İslamiyeti hiçbir zorlama olmaksızın kabul edip benimsemişti. Bundan dolayı daİslamiyet, Endonezya&#8217;da süratle yayıldı.</p>
<p>Avrupa&#8217;nın sömürgecilik zihniyeti, Endonezya&#8217;yı 1511 senesinde yakaladı. Bu sene Portekiz Malakka&#8217;yı işgal etti. Bundan sonra İspanya, Hollanda ve İngilizler ülkeyi istila ettiler. Bu devletler Endonezya&#8217;yı sömürmenin yanısıra Hindistan&#8217;ı da sömürgelerine katmak için üs olarak kullanmakta idiler. On altıncı asrın sonlarında Hollandalılar, Doğu Hindistan, Java ve Moluk&#8217;da kurdukları şirketlerle bölge ticaretini ele geçirdiler. Bunun yanısıra Cakarta&#8217;ya üs kurmalarıyla Hollanda&#8217;nın bölgedeki nüfusu arttı.</p>
<p>Diğer sömürgeci devletlerin anlaşmaları neticesinde 18. asrın sonlarında Hollandaülkeyi tam manasıyla tek başına ve insafsızca kendi menfaatine kullanmaya başladı. 1900&#8242;lü senelerin başlarından itibaren gün geçtikçe antiemperyalist fikirlerin kuvvetlenmesi sonucu Hollanda sömürgeciliğine karşı, milliyetçilik ve bağımsızlık mücadelesi fiilen başladı. Bu mücadelenin önde gelen liderlerinden Ahmed Sukarno 1927&#8242;de kurulan Milliyetçi Partinin başkanı oldu. Endonezya halkının başlattıkları ve her geçen gün kuvvet kazanan bağımsızlık mücadelesi karşısında Hollanda endişeye düştü.</p>
<p>Halk tamamen Hollandalı sömürgecilerin menfaatleri doğrultusunda yönetilmekteydi. Milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerini yatıştırmak ve sömürgeciliğini devam ettirmek için Hollanda siyasi bir oyun olarak yerli halka idarede kısmen iştirak hakkı tanıdı. Bu oyuna kanmayıp tam bir bağımsızlık isteyen halkın mücadelesi çok kanlı bir şekilde bastırılmaya çalışıldı.<br />
Mücadelenin liderlerinden Ahmed Sukarno ve arkadaşları yakalanarak sürgüne gönderildi. İkinci Dünya Savaşında Japonya, Endonezya&#8217;yı işgal etti. Siyasi olarak Japonlar ülke halkının Hollandalılara karşı yaptıkları bağımsızlık mücadelesini desteklediler. Japonlar, milliyetçilerin hükümet kurmalarına müsaade etti.</p>
<p>17 Ağustos 1945&#8242;te Japonların teslim olmalarıyla Endonezya&#8217;da Ahmed Sukarno başkanlığında bir hükümet kurularak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Hollanda, Endonezya&#8217;nın bağımsızlığını tanımadı. Endonezya ve Hollanda arasında bu sebepten başlayan mücadele, Endonezya&#8217;nın zaferiyle neticelendi. Hollanda, “Endonezya, Birleşik Devletleri”ni resmen tanımak zorunda kaldı.<br />
1950 senesinde devletin adı “Endonezya Cumhuriyeti” olarak değiştirildi. Ülkenin kurulu olduğu adalardan Yeni Gine Hollandalıların elinde kaldı. Endonezya ancak 1962 senesinde adanın batı kısmını Hollandalılardan kurtardı. Çin ve Rusya bütün antikomünist ülkelerde yaptıkları gibi, genç Endonezya Cumhuriyetini de yıkıcı ve bölücü faaliyetlerle kendi sömürgeleri, peykleri haline getirmeye çalıştılar. Ülke idaresini ellerine geçirmek için hükümet darbesi girişiminde bulundular.<br />
1965 senesinde vuku bulan bu ayaklanma kanlı bir iç savaşa sebep oldu. 1.000.000 civarında insanın öldüğü iç savaşta komünistler, milliyetçiler ve ordu tarafından bertaraf edildi. Devletin kuruluşundan itibaren meydana gelen hadiselerde oldukça yıpranan Ahmed Sukarno iktidarı, 1967&#8242;de General Suharto tarafından yapılan hükümet darbesi ile son buldu. Darbe sonunda başa geçen General Suharto daha sonra yapılan seçimleri de kazandı. 1982&#8242;de Sebker seçimleri kazandı. 1983&#8242;te Suharto dördüncü defa 10 Mart 1988&#8242;de beşinci defa başkan seçildi.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/endonezya_4921.html' addthis:title='Endonezya ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fendonezya_4921.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/endonezya_4921.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fas</title>
		<link>http://www.webonur.net/fas_4919.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/fas_4919.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4919</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan araştırmalar, çok eski çağlardan beri Fas&#8217;ta insanların yaşadığını göstermiştir. Mağaralarda ve arkeolojik kazılarda bulunan çeşitli eşya ve taşlar üzerine çizilmiş olan resimler, bu iddianın delilleridir. M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Berberiler ülkeye gelerek yerleşmişlerdir. Daha sonraları M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren de Akdeniz&#8217;in denizci ve deniz ticaretinin önde gelenlerinden Fenikeliler, Fas&#8217;a gelerek burada ticari koloniler kurmuşlardır. [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/fas_4919.html' addthis:title='Fas ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yapılan araştırmalar, çok eski çağlardan beri Fas&#8217;ta insanların yaşadığını göstermiştir. Mağaralarda ve arkeolojik kazılarda bulunan çeşitli eşya ve taşlar üzerine çizilmiş olan resimler, bu iddianın delilleridir. M.Ö. 2000 yıllarından itibaren Berberiler ülkeye gelerek yerleşmişlerdir.</p>
<p>Daha sonraları M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren de Akdeniz&#8217;in denizci ve deniz ticaretinin önde gelenlerinden Fenikeliler, Fas&#8217;a gelerek burada ticari koloniler kurmuşlardır. İlerleyen tarih çağlarında gelişen devletlerden Kartacalılar Fenikelileri, Romalılar ise Kartacalıları yapılan savaşlar sonucunda yenerek, ülkeye hakim olmuşlardır.</p>
<p>Miladın ilk yüzyılında İspanya&#8217;dan gelen Vandallar zayıflayan Romalıları yenerek ülke üzerinde yeni bir hakimiyet tesis etmişlerdi. Yedinci yüzyıldan itibaren İslamiyeti bütün dünyaya yaymaya çalışan Müslüman Araplar, o zamanın şartlarında sadece cihad, yani Allahü tealanın dinini yaymak için geldikleri bu ülkede İslamiyeti yaymışlar ve bu ülkeye yerleşmişlerdir. Müslümanlar burada da kalmayıp İspanya&#8217;ya geçmişlerdir.</p>
<p>Sekizinci yüzyılda Fas&#8217;ta ilk Müslüman hükümdar hanedanlığı Sultan Birinci İdris tarafından kuruldu. Daha sonra başa geçen Sultan İkinci İdris Fes şehrini kurdurarak, burasının önemli bir İslam kültür merkezi haline gelmesini temin etti. Burada ilk İslam üniversitesi olan Keyruvan Üniversitesi kuruldu. On birinci yüzyılda Büyük Fas devleti olan ülkenin toprakları, doğuda Tunus dahil olmak üzere, kuzeyde İspanya&#8217;yı da hükümdarlığı altında bulunduracak şekilde genişlemişti.</p>
<p>Bu zamanda ülke başşehri Merakeş oldu. Birkaç asır varlığını muhafaza eden devlet, daha sonraları zayıflayarak gücünü kaybetti. Bu zayıflamanın neticesinde sınırları her geçen gün daralmaya başladı ve nihayet Portekiz veİspanyol istilasına uğradı. Daha sonra yapılan savaşlarla on altıncı yüzyılda ülke Portekiz ve İspanyol işgalinden kurtulmuş, on dokuzuncu asra kadar varlığını devam ettirebilmiştir.</p>
<p>Fransa, sömürgeleri arasına katmak için 1830&#8242;da Cezayir&#8217;i işgal etti. Buradan Fas&#8217;ı da sömürge yapmak gayreti içerisine girdi. Bunun yanında İngiltere, İspanya ve Almanya da Fas&#8217;ı sömürge yapmak isteyen Avrupa ülkelerinin başında geliyordu. Bu gayret ve çabaları sonunda 1912 senesinde ülkenin kuzeyini İspanyollar, kalan büyük kısmını ise Fransızlar işgal etti.</p>
<p>Sömürge haline gelen Fas, İkinci Dünya Savaşında müttefik ordularının önemli bir askeri üssü olarak kullanıldı. Bu savaş yıllarında Amerika Atlas Okyanusu kıyılarında ülkeye çıkartma yaptı. İkinci Dünya Savaşı sonunda diğer sömürge ülkelerinde olduğu gibi Fas&#8217;ta da bağımsızlık için sömürgecilere karşı mücadele cephesi meydana getirildi. Bu mücadele, kurulan “İstiklal Partisi” ile hız kazandı. İstiklal partisinin ve dolayısiyle bağımsızlık mücadelesinin en ileri geleni olan Sultan Beşinci Muhammed 1953 senesinde Fransızlar tarafından sürgüne gönderildi.</p>
<p>Fransızların Fas&#8217;taki bağımsızlık mücadelesini kırmak için yaptıkları bu davranış, ülke halkı ile Fransızlar arasında iki sene devam eden kanlı bir iç savaşa sebep oldu. Savaş, Sultan Beşinci Muhammed&#8217;in serbest bırakılıp, tahta çıkması ile son buldu.</p>
<p>1956 senesinde Fas bağımsızlığını bütün dünyaya ilan etti. Bir sene sonra ise Fas&#8217;ın emirlik olduğu ve Sultan Beşinci Muhammed&#8217;in emir ünvanını aldığı duyuruldu. Yapılan çeşitli çalışmalar neticesinde İspanya ülkenin işgal altında tuttuğu kuzey bölgelerini terketmek zorunda kaldı. 1969 senesinde Atlas Okyanusu sahillerindeki İfni Üssünü de Fas&#8217;a bırakmasıyla ülke bugünkü sınırlarına sahip oldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/fas_4919.html' addthis:title='Fas ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Ffas_4919.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/fas_4919.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Filistin</title>
		<link>http://www.webonur.net/filistin_4917.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/filistin_4917.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:02:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4917</guid>
		<description><![CDATA[Kudüs merkezli Filistin, İ.Ö. 2000&#8242;de Arap, İ.Ö. 1800&#8242;de Hitit, İ.Ö. 1286&#8242;da Mısır hakimiyetine girdi ve takiben Hz. Musa öncülüğündeki İsrailoğulları buraya yerleştiler. Hz. Davud ve Hz. Süleyman&#8217;ın yönetimlerine sahne olan bölgede, sürgünler ve işgallerle dolu yıllardan sonra İ.Ö. 64&#8242;te Roma egemenliği başladı. Bu dönemde 30 yıllarına kadar Hz. İsa ortaya çıktı. 395&#8242;te Bizanslılara geçen Filistin, [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/filistin_4917.html' addthis:title='Filistin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kudüs merkezli Filistin, İ.Ö. 2000&#8242;de Arap, İ.Ö. 1800&#8242;de Hitit, İ.Ö. 1286&#8242;da Mısır hakimiyetine girdi ve takiben Hz. Musa öncülüğündeki İsrailoğulları buraya yerleştiler. Hz. Davud ve Hz. Süleyman&#8217;ın yönetimlerine sahne olan bölgede, sürgünler ve işgallerle dolu yıllardan sonra İ.Ö. 64&#8242;te Roma egemenliği başladı. Bu dönemde 30 yıllarına kadar Hz. İsa ortaya çıktı.</p>
<p>395&#8242;te Bizanslılara geçen Filistin, 637 yıllarını takiben tümüyle İslam hakimiyetine girdi. Sırayla Emeviler, Abbasiler, Fatımiler ve Selçuklular dönemlerini geçirdi ve 1516&#8242;da Osmanlı toprağı oldu. 400 yıllık Osmanlı hakimiyetinde bölge Kudüs, Gazze ve Nablus sancaklarına ayrıldı. Ancak, Yahudilerin Filistin hayali tarihin hiçbir döneminde sönmedi.</p>
<p>1896&#8242;dan sonra aslen gazeteci olan Theodor Herzl&#8217;in önderliği altında, dünyaya yayılan Yahudilerin tekrar Filistin&#8217;de toplanıp bir devlet kurması için çalışmalara başlandı. Herzl, 21-31 Ağustos 1897&#8242;de Basle&#8217;de topladığı I. Siyonist Kongre&#8217;de temel hedef ve yöntemleri tespit etti. Bu amaçla Avrupa&#8217;da örgütler kuruldu, fonlar oluşturuldu. Toplanan paralarla Filistin&#8217;de yaşayan Araplardan geniş topraklar satın alındı ancak; asıl amaç için bunlar yeterli olmadı.</p>
<p>Theodor Herzl, 19 Mayıs 1901 tarihinde II. Abdulhamid ile yaptığı bir görüşmede, &#8220;Avrupa borsasını ellerinde tutan Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun bütün borçlarını ödemesi karşılığında Filistin&#8217;de bir yurt verilmesini&#8221; (gizli kalmak şartıyla) teklif etti, ancak kabul edilmedi.</p>
<p>Meşrutiyet ile birlikte azınlıklara verilen haklar, Yahudilerin de işine yaradı ve özellikle 1914 yılından sonra Filistin&#8217;deki Araplardan geniş topraklar satın alıp yerleşmeye başladılar. 1916&#8242;da İngiltere temsilcisi Sir Mark Sykes ile Fransa temsilcisi M.F.George Picot arasında imzalanan Sykes-Picot Antlaşması, Osmanlı topraklarını İngiltere, Fransa ve Rusya arasında paylaştırırken Filistin için de uluslararası bir statü öngörüyordu.</p>
<p>1917&#8242;de İngiltere Dışişleri Bakanı James Balfour, Yahudilerin lideri Edmond De Rothshild&#8217;e gönderdiği bir mektupla; &#8220;Yahudilerin Filistin&#8217;de yurt kurmalarını desteklediğini&#8221; ifade ederek İsrail devleti yolunu açtı. 1918 yılında Osmanlı askerleri Filistin&#8217;den çekildi ve bölge İngiliz hakimiyetine girdi. 1880 ile 1918 arasında Filistin&#8217;deki Yahudilerin sayısı 24 binden 65 bine, nüfusun %10&#8242;una çıktı. Ardından Araplar ile Yahudiler arasında gerginlikler başladı.</p>
<p>1933 yılıyla birlikte Nazilerden kaçan Yahudi göçmenler de Filistin&#8217;e gelmeye başladılar. 3 yıl içinde Yahudi sayısı toplam nüfusun dörtte birine ulaştı ve 335 bin kişi oldu. 1938 yılına kadar Atatürk yönetimindeki Türkiye&#8217;den çekinen İngilizler bölgede bir Yahudi devleti kurulması yönünde açık bir girişimde bulunamadılar. Hatta 1937 yılındaki ünlü Peel Paylaşım Planı&#8217;na göre Yafa ve Tel Aviv, İngilizlerce Araplara terk edilirken, Yahudilere verilen önemli bir yerleşme merkezi bulunmuyordu. Ancak Faysal, bu planı reddetmekle Filistin Arap Devleti&#8217;nin kurulmasına daha o yıllarda engel olmuştu.</p>
<p>Filistinliler, bu şekilde bir yandan Araplar bir yandan Batı tarafından yalnız bırakılıyordu. İngilizlerin paylaşımda Araplara karşı bu kadar tavizkar davranmasında Atatürk&#8217;ün dış politikasının ve Kudüs Müftüsü Emin el-Hüseyni&#8217;nin büyük tesiri vardı. Emin Hüseyin Türk asıllıydı ve Filistin politikasında büyük bir ağırlığa sahipti. Atatürk&#8217;ün ölümünden sonradır ki İngilizler Peel paylaşma planından vazgeçtiler. Takiben de Filistin&#8217;de İsrail devletinin kurulması yolunda birbiri ardınca adımlar atıldı. Fakat, II. Dünya Savaşı&#8217;na rastlayan yıllarda Yahudiler daha çok Hitler zulmü ile uğraşmak durumunda kaldılar.</p>
<p>Araplar, İngilizler ve Yahudiler arasında yıllar süren mücadeleler, 1947 yılında Birleşmiş Milletler&#8217;e aksetti. Kurulan Filistin Özel Komisyonu, Filistin&#8217;in Yahudi ve Araplar arasında ikiye bölünmesini, Kudüs&#8217;ün ise uluslararası bir statüye kavuşturulmasını önerdi. Ancak öneri Arap ülkeleri tarafından kabul edilmeyince, Yahudiler 14 Mayıs 1948&#8242;de İsrail Devleti&#8217;nin kuruluşunu ilan ettiler. İsrail&#8217;in kuruluşu ile birlikte Arap-İsrail Savaşları başladı.</p>
<p>Savaş sonunda Batı Şeria Ürdün, Gazze Şeridi Mısır, kalan topraklar da İsrail tarafından işgal edildi. Tabiatıyla olan yine Filistin halkına oldu ve durumdan komşu Arap ülkeleri ve İsrail kazançlı çıktı. Takibeden yıllarda pek çok Filistin kurtuluş örgütleri kuruldu. Bunlardan en önemlisi gizli olarak 1950&#8242;de kurulan Yaser Arafat öncülüğündeki el-Fetih idi. Bu arada Arap ülkeleri, 1964&#8242;te Kudüs&#8217;te Filistin Kurtuluş Örgütü ve buna bağlı olarak Filistin Kurtuluş Ordusu&#8217;nun kuruluşuna yardımcı oldular. Ancak Ahmet Şukayri önderliğindeki FKÖ, 1967 yenilgisi ile etkinliğini yitirdi.</p>
<p>Gazze, Batı Şeria, Sina Yarımadası ve Suriye&#8217;ye ait Golan Tepeleri İsrail&#8217;in eline geçti. 1 milyondan fazla Filistinli komşu Arap ülkelerine ve özellikle de Ürdün&#8217;e kaçtı. 1967 Kasım&#8217;ında George Habbaş&#8217;ın Filistin Halk Cephesi kuruldu. 1968 Haziran&#8217;ında el-Fetih hareketi FKÖ&#8217;ye hakim oldu. El-Fetih, Müslüman, Yahudi ve Hıristiyanların eşit haklara sahip olduğu demokratik, laik bir Filistin devleti kurulmasını önerdi.</p>
<p>1973 Arap-İsrail Savaşı sonrasında İsrail&#8217;in Gazze ve Batı Şeria&#8217;dan çekilme eğilimine girmesi üzerine FKÖ, bu bölgelerde bir devlet kuracağını açıkladı. Ancak, İsrail&#8217;in bölgedeki varlığını da kabul eden bu tavır, Suriye desteğindeki örgütler ve Arap ülkeleri tarafından reddedildi ve Red Cephesi oluşturuldu, Filistin Kurtuluş Hareketi parçalandı.</p>
<p>Suriye&#8217;nin bölgeye müdahale etmeye başladığı bu dönemden sonra, çatışmalar daha da hızlandı. Lübnan&#8217;a da giren Suriye, barış yaparak bölgedeki etkinliğini yitirmek istemiyordu. Bu yüzden Yaser Arafat başkanlığındaki FKÖ, Suriye ve Libya karşıtı Arap ülkelerinin desteğini aldı ve aynı tavrını sürdürerek Filistin&#8217;in tek yasal temsilcisi olduğunu belgeledi.</p>
<p>1978 Eylül ayında Enver Sedat İsrail ile Camp David antlaşmasını imzaladı. 1985 Şubat ayında bu kez Ürdün Kralı Hüseyin ile Yaser Arafat ortak harekette anlaştılar. İsrail ile FKÖ arasındaki karşılıklı terör eylemlerinin ardından Arafat, aynı yılın Kasım ayında Filistin mücadelesinin sadece işgal edilen topraklarda süreceğini açıkladı. FKÖ, bir yandan Lübnan&#8217;da Suriye yanlısı örgütlerle, diğer yandan işgal altındaki topraklarda İsrail ile mücadeleye girişti.</p>
<p>1986&#8242;da Ürdün ile arası bozulsa da 1987 yılında Birleşmiş Milletler&#8217;in 242 sayılı kararından sonra 15 Kasım 1988&#8242;de bağımsız Filistin Devleti Cezayir&#8217;de ilan edildi. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi. 1988&#8242;de Filistinliler, işgal altındaki bölgelerde silah kullanmadan taşlarla yaptıkları meşhur İntifada hareketini başlattılar.</p>
<p>13 Eylül 1993 tarihinde İshak Rabin ve Yaser Arafat arasında Washington&#8217;da imzalanan &#8220;Filistin Özerklik İlkeleri Deklerasyonu&#8221; ile 5 yıllık bir süre içerisinde Gazze ve Eriha&#8217;da &#8220;Özerk Filistin Devleti&#8221; kurulması kararlaştırıldı. Bölgede başlayan normalleşme sürecinde, 26 Ekim 1994 tarihinde bu kez İsrail ile Ürdün arasında bir barış anlaşması imzalandı. 4 Kasım 1994 tarihinde barışa imza atan İshak Rabin, İsrail Gizli Servisi&#8217;nin bir şubesi tarafından öldürüldü.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/filistin_4917.html' addthis:title='Filistin ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Ffilistin_4917.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/filistin_4917.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güney Afrika Cumhuriyeti</title>
		<link>http://www.webonur.net/guney-afrika-cumhuriyeti_4915.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/guney-afrika-cumhuriyeti_4915.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:01:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4915</guid>
		<description><![CDATA[On beşinci asır öncesinde Avrupalılar için meçhul olan ülke, 1488&#8242;de Bartholomeu Dias&#8217;ın Ümit Burnunu geçmesi ile tanındı. Avrupalılar için yeni bir Hindistan yolu olan Ümit Burnu, stratejik bir önem kazandı. Güney Afrika hakkında tarihi bilgiler bu tarihten sonra başlar. Avrupa ile Hindistan arasında seferler yapan İspanyol, Hollandalı, Portekizli ve İngiliz gemiciler için Güney Afrika sahilleri [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/guney-afrika-cumhuriyeti_4915.html' addthis:title='Güney Afrika Cumhuriyeti ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>On beşinci asır öncesinde Avrupalılar için meçhul olan ülke, 1488&#8242;de Bartholomeu Dias&#8217;ın Ümit Burnunu geçmesi ile tanındı. Avrupalılar için yeni bir Hindistan yolu olan Ümit Burnu, stratejik bir önem kazandı. Güney Afrika hakkında tarihi bilgiler bu tarihten sonra başlar.</p>
<p>Avrupa ile Hindistan arasında seferler yapan İspanyol, Hollandalı, Portekizli ve İngiliz gemiciler için Güney Afrika sahilleri bir uğrak noktası olmuştur. Hollandalı, Jan Von Riebeek isimli bir doktor, 1652 senesinde çalışmakta olduğu Hollanda-Doğu Hindistan Şirketi adına Güney Afrika sahilerindeki şimdiki Cape Town şehrinin bulunduğu Tavola Körfezinde, ticaret gemileri için depo ve levazım istasyonu kurdu.</p>
<p>On yedinci yüzyılın ortasında kurulan bu ticari üs aynı yüzyılın sonlarında koloni (sömürge) haline getirildi. Bu ülke topraklarını sömürge yapmak isteyen İngilizler, Fransızların bölgeyi işgal etmelerini engellemek perdesi arkasında, bölgeyi işgal ettiler ve kendi sömürgeleri arasına kattılar. Bu işgal, sözkonusu Avrupa devletleri arasında 1815 senesinde yapılan bir anlaşma ile kabul edildi.</p>
<p>Avrupalıların buralarda ilk sömürge kurmaları esnasında yerli halka karşı yapılan ırk ayrımı politikası, 1807&#8242;de İngilizlerin çıkarttığı kanunla kaldırıldı. Fakat azınlıkta olan Boer adı verilen çiftçiler tarafından ırk ayrımı şiddetle tatbik edildi. Bu kanunun kalkmaması karşısında Boerler, 1836&#8242;da sömürge topraklarından ayrılarak iç kısımlara doğru göç ettiler ve ırkçılıklarını buralarda sürdürdüler.</p>
<p>İngiltere sömürgesinden sırasıyla 1852 ve 1854 senesinde Orange ve Transvaal adı ile iç işlerinde bağımsız yeni iki sömürge kuruldu. İç kesimlere yerleşen Boerlerle İngilizler arasında ilk zamanlar mevcut olan ılımlılık, gün geçtikçe soğuk harbe ve nihayet iki Boer Devletinin İngiltere&#8217;ye savaş ilanı ile sıcak harbe dönüştü.</p>
<p>Sömürgeci İngiltere ile ırkçı Boerler arasındaki kanlı savaşlar, 1902 senesinde İngilizlerin kesin galibiyeti ile nihayet buldu. İngiltere buraları iç işlerinde bağımsız birer sömürge olarak ilan ve savaş tazminatı ödemeğe mahkum etti. İki İngiliz sömürgesine (Orange ve Transvaal) iki de Boer devleti katılınca (bunlar iç işlerinde bağımsız), Güney Afrika dört devletten müteşekkil bir federasyon oldu.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşından sonra her geçen gün ağırlık kazanan ırkçılık, 1924&#8242;te başa geçen General Herzog&#8217;un zamanında çıkarılan kanunlarla meşru hale getirildi. General Herzog 1934 senesinde çıkarttığı kanunlarla zencilerin yurttaşlık ve siyasi haklarını ellerinden aldı. İkinci Dünya Savaşından sonra bu ırkçı politika şiddetini artırarak devam etmiştir.</p>
<p>1948&#8242;de Dr. Molan&#8217;ın iktidara gelmesi ile mevcut ırkçı politika had safhaya vardı. Çeşitli dünya ülkelerinden yapılan baskılara rağmen, Güney Afrika Cumhuriyeti iktidarları, ırkçı politikadan vazgeçmediler. Ülke bu politikalarını terk etmemek pahasına Milletlerarası bazı teşkilatlardan ayrıldı. 1961&#8242;de ayrıldığı Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu teşkilatı da bunlardandır.</p>
<p>1968&#8242;de öğrencilerin düzenledikleri ırk ayırımına karşı gösterileri din yetkililerince de desteklendi. Bunun üzerine hükumet, askerleri en yeni silahlarla donattı. Güvenlik kuvvetlerini ve istihbarat teşkilatını kuvvetlendirdi. Böylece Afrika&#8217;daki diğer devletlere karşı da üstünlük sağladı.</p>
<p>1969&#8242;da Birleşmiş Milletlerin Namibya&#8217;dan çekilmesi isteğini reddetti. Namibya, Güney Afrika Cumhuriyetinin fiilen bir eyaleti oldu. Irk ayrımını burada da uyguladı. Dünya devletleri arasında yalnız kalan Güney Afrika Cumhuriyeti, 1970&#8242;ten sonra Afrika Devletleri arasında taraftar kazanmak için bazıları ile ilişkiler kurmaya çalıştı.</p>
<p>1976&#8242;daki zenci hareketlerinde yüzlerce zenci öldürüldü. Devam eden baskı ve öldürmeler üzerine, BM Güvenlik Konseyi, Güney Afrika Cumhuriyetine silah satışını yasakladı (1977). Milletlerarası ilişkileri hemen hemen kopma noktasına gelen yönetim, sert ırkçı yönetiminden tavizler vermeye başladı. Zencilere sendika kurma hakkı tanındı (1979).</p>
<p>1982&#8242;de Namibya&#8217;nın sömürgelikten kurtulmak için başlattığı hareket, ülkeyi yeniden karıştırdı. Sorgusuz, yargısız öldürmeler başladı. Yeni anayasa yapılarak başkanlık sistemine geçildi. Buna rağmen ülkedeki çatışmalar durmadı. Cumhurbaşkanı P.W. Botha, ülkesini milletlerarası yalnızlıktan kurtarmak için çeşitli ülkeleri ziyaret etti ve bunda başarı sağladı. Zenci çoğunluğun sesi, baskı ve zulümle susturuldu. Komşu devletlere saldırılar başladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Botha, lideri bulunduğu Ulusal Parti içinde meydana gelen muhalefetin de tesiriyle 1989 Ağustosunda istifa etmek mecburiyetinde kaldı. Yerine Frederik W de Klerk geçti. Eylül 1989 seçimlerinde seçme hakkı bulunmayan zenciler ülke çapında büyük grev yaptılar. Zencilere karşı yumuşama politikası uygulayan Cumhurbaşkanı de Klerk Şubat 1990&#8242;da meclisi açarken yaptığı konuşmada Afrika Milli Konseyi, Afrika Komünist Partisi ve 33 muhalefet örgütü hakkında bulunan yasağın kaldırıldığını açıkladı.</p>
<p>Ayrıca 1962&#8242;den beri hapiste bulunan zenci lider Nelson Mandela serbest bırakıldı. Afrika Milli Konseyi 1991 senesi “İktidarın halka devredilmesi için doplu eylem yılı” ilan etti. Aynı sene yapılan Afrika Milli Konseyi toplantısında Nelson Mandela başkanlığa seçildi.</p>
<p>Irk ayrımı politikasındaki bu yumuşama sebepiyle birçok ülke Güney Afrika&#8217;ya uyguladığı ekonomik müeyyideleri kaldırdı. Komşularıyla arasındaki gerginlik de yumuşadı. Zenciler arasındaki şiddet olayları zaman zaman önemli boyutlara ulaşmaktadır.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/guney-afrika-cumhuriyeti_4915.html' addthis:title='Güney Afrika Cumhuriyeti ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fguney-afrika-cumhuriyeti_4915.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/guney-afrika-cumhuriyeti_4915.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güney Kore</title>
		<link>http://www.webonur.net/guney-kore_4913.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/guney-kore_4913.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 19:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4913</guid>
		<description><![CDATA[Kore tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanır. Çin&#8217;in eline geçtikten sonra, Budizm ve Çinlilerin etkisinde kaldı. Daha sonraları 7. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar değişik hanedanların idaresi altında bağımsız olarak yaşadı. 1910 yılında Japonlar Kore&#8217;yi işgal ederek koloni haline getirdiler. Bu durum, 1945 yılına kadar sürdü. İkinci Dünya Savaşında Japonya&#8217;nın yenilmesinden sonra Güney Kore&#8217;yi ABD, Kuzey [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/guney-kore_4913.html' addthis:title='Güney Kore ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kore tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanır. Çin&#8217;in eline geçtikten sonra, Budizm ve Çinlilerin etkisinde kaldı. Daha sonraları 7. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar değişik hanedanların idaresi altında bağımsız olarak yaşadı. 1910 yılında Japonlar Kore&#8217;yi işgal ederek koloni haline getirdiler. Bu durum, 1945 yılına kadar sürdü. İkinci Dünya Savaşında Japonya&#8217;nın yenilmesinden sonra Güney Kore&#8217;yi ABD, Kuzey Kore&#8217;yi de Rusya işgal etti. Böylelikle kuzeyde komünist rejim, güneyde demokratik rejim kurulmuş oldu.</p>
<p>25 Haziran 1950&#8242;de Rus subaylarının kumandasındaki Kuzey Kore birlikleri, yarımadanın tamamına komünizmi kabul ettirmek için Güney Kore&#8217;ye saldırıp istila etti. Bunun üzerine BM., Güney Kore&#8217;nin kurtarılmasına karar verdi. Bölgeye BM askerleri gönderildi. Bu orduya Türkiye, bir tugayla katıldı. İşgalci komünist birliklerin Güney Kore&#8217;den çıkarılması için Mehmetçik büyük başarı gösterdi.</p>
<p>Mehmetçiğin zaferi bütün dünyaya yayılarak takdir topladı. Yapılan görüşmeler neticesinde 27 Temmuz 1953&#8242;te ateşkes imzalandı. 38. Paralel Güney Kore ile Kuzey Kore arasında sınır kabul edildi. Savaş sonrası, Başkanlık sistemine dayalı demokratik rejime geçildi. Kuzey Kore ile birleşme devamlı gündemde olup, yakın bir zamanda tek devlet haline gelmeleri ümit edilmektedir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/guney-kore_4913.html' addthis:title='Güney Kore ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fguney-kore_4913.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/guney-kore_4913.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hindistan</title>
		<link>http://www.webonur.net/hindistan_4909.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/hindistan_4909.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4909</guid>
		<description><![CDATA[Hindistan&#8217;ın tarihi hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur. Dravitleri yenerek Hindistan&#8217;a yerleşen Aryalar, Yunan istilaları, İskender&#8217;in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülaleler Dönemi, Türk-Moğol Hakimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan&#8217;ın kurulması safhaları [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hindistan_4909.html' addthis:title='Hindistan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hindistan&#8217;ın tarihi hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur. Dravitleri yenerek Hindistan&#8217;a yerleşen Aryalar, Yunan istilaları, İskender&#8217;in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülaleler Dönemi, Türk-Moğol Hakimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan&#8217;ın kurulması safhaları takib eder.</p>
<p>M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan&#8217;da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan&#8217;a hakim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hakim olan Guptaların ülkedeki hakimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti.</p>
<p>Müslümanlar, Hindistan&#8217;a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım&#8217;ın ordusu Hindistan&#8217;a girdi. Bunu müteakiben ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. Gaznelilerin Sultan Mahmud zamanında başlattıkları seferleri, Muhammed Guri Han zamanında Hindistan&#8217;ın tamamının fethedilmesiyle sonuçlandı. Bundan sonra 1206-1290 yıllarında Memlukler, 1290-1320 yıllarında Halaciler, 1320-1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludiler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular.</p>
<p>On beşinci asır başlarında bir ara Timur Han ordusuyla Hindistan&#8217;ın büyük bir kısmını topraklarına kattı. Böylece Hindistan&#8217;da Türk-Hind İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan&#8217;ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu. Bu devlet, İngilizlerin Hindistan&#8217;ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü.</p>
<p>Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan&#8217;da yüzlerce büyük İslam alimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslam dinine sokulmak istenen bid&#8217;atleri yok ettiler. Bu büyük alimler arasında en meşhurlarından bazıları, İmam-ı Rabbani, Muhammed Ma&#8217;sum Faruki, Ubeydullah-ı Ahrar, Muhammed Zahid, Derviş Muhammed, Muhammed Baki-billah, Nur Muhammed Bedevani, Mazhar-ı Can-ı Canan, Senaullah-ı Dehlevi, Abdullah-ı Dehlevi, Abdülhak Dehlevi, Abdülaziz Dehlevi, Muinüddin Çeşti&#8217;dir.</p>
<p>Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan&#8217;a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan&#8217;ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu.</p>
<p>1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan&#8217;da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935&#8242;te ilk anayasa kabul edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947&#8242;de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı. 26 Ocak 1950&#8242;de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır.</p>
<p>Ülke yönetim yönünden eyaletlere bölündü. Ekonominin büyük ölçüde bozulduğu bir dönemde yapılan seçimleri İndra Gandhi&#8217;nin başkanlığındaki Kongre Partisi kazandı. Radikal tedbirleri başarıyla alan İndra Gandhi, 1971&#8242;de erken seçime giderek büyük bir zafer kazandı. Aynı sene Hindistan ile Pakistan arasında savaş çıktı. Bu savaş neticesinde Doğu Pakistan yani Bangladeş bağımsızlığını ilan etti. Baskı rejimi uygulayan İndra Gandhi, 1974&#8242;den itibaren halk desteğini kaybetti.</p>
<p>1977&#8242;de yapılan seçimleri Canata Partisi kazandı. Canata Partisi yönetimde başarılı olamayınca, 1980&#8242;de yapılan seçimleri tekrar Kongre Partisi kazandı. Aynı sene özerklik için mücadele eden Sihler, büyük bir mücadeleye başladılar.</p>
<p>1984 Ekimde iki Sih muhafızı İndra Gandhi&#8217;yi bir suikast neticesinde öldürdü. Bunun üzerine başbakanlığa Raciv Gandhi getirildi. İç çatışmalar hala devam etmekte olup, Hindularla-Müslümanlar arasında çatışmalar büyük hız kazandı. Başbakan Raciv Gandhi 22 Mayıs 1991&#8242;de uğradığı bombalı suikast sonucunda öldü.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hindistan_4909.html' addthis:title='Hindistan ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fhindistan_4909.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/hindistan_4909.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hollanda</title>
		<link>http://www.webonur.net/hollanda_4907.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/hollanda_4907.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4907</guid>
		<description><![CDATA[On birinci yüzyılda Low Countries&#8217;te (bugünkü Belçika, Hollanda ve Lüksemburg&#8217;un üzerinde bulunduğu bölgede) kontluklar ve dükalıklar kuruldu. On beşinci yüzyılın ortalarında Burgundy Dükalığı bölgeyi hakimiyeti altına aldı. 1555&#8242;te İmparator İkinci Charles&#8217;in yerine geçen oğlu İspanya Kralı İkinci Philip bölgenin yeni hakimi oldu. Bu olayların seyri esnasında Flemenkler ekonomilerini kurdular ve içte birliği sağladılar. 1568&#8242;den itibaren [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hollanda_4907.html' addthis:title='Hollanda ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>On birinci yüzyılda Low Countries&#8217;te (bugünkü Belçika, Hollanda ve Lüksemburg&#8217;un üzerinde bulunduğu bölgede) kontluklar ve dükalıklar kuruldu. On beşinci yüzyılın ortalarında Burgundy Dükalığı bölgeyi hakimiyeti altına aldı. 1555&#8242;te İmparator İkinci Charles&#8217;in yerine geçen oğlu İspanya Kralı İkinci Philip bölgenin yeni hakimi oldu. Bu olayların seyri esnasında Flemenkler ekonomilerini kurdular ve içte birliği sağladılar.</p>
<p>1568&#8242;den itibaren 80 sene süren bağımsızlık savaşına başladılar. 1568&#8242;de Hollanda ve Zeeland, 1579&#8242;da ise yine Hollanda ve Zeeland başta olmak üzere Utrecht, Groningen, Overissel, Gelderland ve Friesland dahil yedi bölge resmen isyan etti. Birleşip Utrecht birliğini kurdular. İki sene sonra da bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1648&#8242;de Westphalia Antlaşmasıyla Seksensene Savaşları sona erdi. Bağımsızlıklarına kavuştular.</p>
<p>On yedinci yüzyılda yeni yapılan keşiflerle zengin hammadde kaynakları bulundu. Bunun etkisiyle Hollanda ekonomik bakımdan güçlendi. Dünyanın sayılı bir ticaret merkezi ve deniz gücü haline geldi. Bundan sonra denizlerdeki hakimiyetini uzun süre korumayı başardı. On sekizinci asırda güneydeki toprakları İspanya ve Avusturya arasında birçok defa el değiştirdi. 1795&#8242;te Fransızlar bu bölgeyi hakimiyetleri altına aldılar.</p>
<p>1814&#8242;te Napolyon mağlub edilince Hollanda&#8217;nın yeni kurucuları tekrar faaliyete geçtiler. Bunlar monarşiye karşı idiler fakat daha önceki yönetimde bulunanları mühim mevkilere getirmeksizin demokrasinin kurulup gelişemiyeceğini biliyorlardı. Kral Birinci William devlet başkanlığına getirildi.</p>
<p>1814&#8242;te Hollanda ve Belçika arasında yapılan antlaşmayla Hollanda Birleşik Krallığı altında topraklar birleştirildi. 1830&#8242;da Belçika Krallığı kurulunca bu antlaşma sona erdi. 1849&#8242;da liberal bir anayasa ilan edildi. Üçüncü William demokratik bir düşünceyle 1863&#8242;te Batı Hindistan&#8217;daki sömürgelerinde köleliği kaldırdı.</p>
<p>1873&#8242;te başlayan savaşlara ilaveten 1894&#8242;te Lombok&#8217;da bir isyan çıktı. Bu yüzden Hollanda ordusu ciddi kayıplar verdi. Ordunun dağılmasını önleyen General William Vetter, devlet otoritesini yeniden kurdu. Bundan sonra ekonomik ve siyasi yönden zengin ve güçlü bir devlet oldu.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşında tarafsız kalan Hollanda, 1940&#8242;ta Nazi orduları tarafından muhtemel bir Fransız ve İngiliz işgalini önlemek maksadıyla işgal edildi. Hollanda, Almanlara karşı savunmaya elverişsiz kuzey kesimi terk edip, batıda savunmaya geçti. Fakat Almanlar bir hafta içinde bütün Hollanda topraklarını ele geçirdi. Bu arada Londra&#8217;da deniz aşırı bölgeleri yönetmek için bir hükümet kuruldu. Bu hükümet Japonların Endonezya&#8217;yı işgal etmesi üzerine Japonya&#8217;ya, bir gün sonra da İtalya&#8217;ya harp ilan etti.</p>
<p>1942 Haziranında hükümet, tonajları toplamı 2.750.000 tona ulaşan ticaret gemilerini savaşın sona ermesinden 6 ay sonrasına kadar kullanmak üzere ABD ve İngiltere emrine verdi. İşgal esnasında Almanlar bölgede birçok katliamlar yaptı. Bunun yanında 200.000 Hollandalıyı harp sanayiinde çalıştırmak üzere Almanya&#8217;ya götürdüler. 4 Mayıs 1945&#8242;te Hollanda&#8217;daki Alman birlikleri komutanı teslim oldu. Savaş sonunda yapılan istatistiklere ve 1938&#8242;deki para değerine göre Hollanda&#8217;da 15 milyar guldenlik maddi bir zarar vardı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşından önce güttüğü tarafsızlık politikasından vazgeçerek, Belçika ve Lüksemburgla beraber Fransa ve İngiltere&#8217;yle Brussel antlaşmasını yaptı ve sonra NATO&#8217;ya girdi. Ortak Pazara da üye oldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/hollanda_4907.html' addthis:title='Hollanda ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fhollanda_4907.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/hollanda_4907.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İngiltere</title>
		<link>http://www.webonur.net/ingiltere_4905.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/ingiltere_4905.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:58:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4905</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda&#8217;nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa&#8217;yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795&#8242;te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/ingiltere_4905.html' addthis:title='İngiltere ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere tarihi, 5. yüzyılda Britanya Adasına Anglosaksonların ayak basmasıyla başlar. Anglosaksonlar kendi adını verdikleri adaya yerleşip, 6 ve 7. yüzyıllarda birbirine rakip küçük krallıklar kurdular. Sekizinci yüzyılda Roma ve İrlanda&#8217;nın etkisiyle Hıristiyanlığı kabul eden Anglosaksonlar, Avrupa&#8217;yı da etkileyen bir medeniyet meydana getirdiler. 795&#8242;te başlayan İskandinav istilası 11. yüzyılın başına kadar birkaç defa tekrarlandı. Daha sonra Danimarkalı Büyük Knud, adayı tamamen fethetti.</p>
<p>Anglosakson Hanedanından Edward (1042-1066) birliği tekrar kurdu. Bunun ölümü üzerine tahta geçen Harold&#8217;u tanımayan NormandiyaDükü William, taht üzerinde hak iddia etti. Normandiya kralları ve özellikle ilk Anjou&#8217;lu hükümdarlar Fransa&#8217;da geniş ve zengin toprakları olduğundan, Fransa&#8217;daki Capet Sülalesine bağımlıydılar. Küçük İngiltere Krallığı bir süre Avrupa&#8217;da Somme Vadisinden Pirene Dağlarına kadar uzanan büyük bir mülkün bir uzantısı gibi yaşadı. Avrupa ile ilişkiler İngiltere Krallığı ile Fransa Krallığını sonu gelmez savaşlara sürükledi. Bunların başlıcası 1337-1453 seneleri arasında süren Yüzyıl Savaşlarıdır.</p>
<p>Üçüncü Henry, Galler ülkesinde uç beyliklerinin gelişmesini destekledi ve 1170 yılında İrlanda&#8217;da &#8220;Pale&#8221; sömürgeleri kuruldu. Birinci Edward, Galler ülkesini fethetti. Etkisini İskoçya&#8217;ya kabul ettirmeyi denedi. Daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda İngiltere Krallığı birtakım sosyal, dini, siyasi karışıklıklara sahne oldu. Monarşi otoritesini parlamento aracılığıyla millete kabul ettiren Yedinci Henry ve Sekizinci Henry (1458-1541) düzen ve birliği sağlamlaştırdılar.</p>
<p>Birinci Elizabeth&#8217;in uzun ve başarılı saltanatında İskoçya&#8217;da İngiliz etkisinde farklılık görülmeye başlandı. İngiltere Tudorlarıyla, İskoçya Stuartları arasındaki evlenmeler, iki geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı. Daha sonra İskoçya Kralı Birinci James İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu tarihten sonra Büyük Britanya tarihi başlar.</p>
<p>On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Britanya büyük bir sanayi devleti olarak ortaya çıktı. Bunun yanında çeşitli yerlerde kurdukları sömürge devletleri ülke ekonomisinin gelişmesinde çok faydalı oluyordu. On dokuzuncu yüzyılın başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan,Afrika&#8217;da bazı devletler, Karayib Adaları ve Hong Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına yayılan dev bir sömürge imparatorluğu vardı. Bu sömürgelerin bir kısmı 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında ayaklanmalarla yavaş yavaş bağımsızlığını ilan ettiler.</p>
<p>Yirminci yüzyılın başlarında çıkan Birinci Dünya Savaşına giren İngiltere, savaşın sonunda imparatorluğun en geniş sınırlarına ulaştı. 1929-1930 dünya ekonomik buhranı büyük ölçüde İngiltere&#8217;yi de etkisi altına aldı. 1922 yılında bir ayaklanmayla İrlanda, Birleşik Krallıktan ayrıldı ve 1949&#8242;da İrlanda Cumhuriyeti kuruldu. İrlanda Adasının kuzeydoğusunda kalan kısmı Birleşik Krallığa kaldı.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşına katılan İngiltere galip bir devlet olarak savaştan çıktıysa da, süper devlet olma niteliğini kaybetmeye başladı. İngiltere&#8217;de İkinci Dünya Savaşından sonra günümüze kadar pek çok hükümet değişikliği oldu. Muhafazakar ile işçi partileri arasında iktidar el değiştirmektedir. Britanya, Birleşmiş Milletlerin, NATO&#8217;nun ve AET&#8217;nin aktif bir üyesidir.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/ingiltere_4905.html' addthis:title='İngiltere ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Fingiltere_4905.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/ingiltere_4905.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İran</title>
		<link>http://www.webonur.net/iran_4903.html</link>
		<comments>http://www.webonur.net/iran_4903.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 18:57:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.webonur.net/?p=4903</guid>
		<description><![CDATA[M.Ö. 3000 yıllarından beri İran biliniyordu. Bilinen en eski imparatorluk Elamlıların M.Ö. 1100-600 yıllarında kurdukları imparatorluktur. Elamlıların yerine Medlerin kurmuş oldukları imparatorluğu Persli Keyhüsrev M.Ö. 550 yılında yıkmış ve Anadolu&#8217;nun büyük bir bölümü dahil olmak üzere egemenliği altına almıştır. İskender komutasındaki Yunanlılar M.Ö. 330 yıllarında bütün İran topraklarını ele geçirdiler. Bundan sonra İran topraklarında Parthların [...]<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/iran_4903.html' addthis:title='İran ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>M.Ö. 3000 yıllarından beri İran biliniyordu. Bilinen en eski imparatorluk Elamlıların M.Ö. 1100-600 yıllarında kurdukları imparatorluktur. Elamlıların yerine Medlerin kurmuş oldukları imparatorluğu Persli Keyhüsrev M.Ö. 550 yılında yıkmış ve Anadolu&#8217;nun büyük bir bölümü dahil olmak üzere egemenliği altına almıştır. İskender komutasındaki Yunanlılar M.Ö. 330 yıllarında bütün İran topraklarını ele geçirdiler. Bundan sonra İran topraklarında Parthların ve Sasanilerin egemenliği devam etmiştir.</p>
<p>Sasanilerin çöküşü İslam ordularının İran&#8217;ı ele geçirmeleriyle olmuştur. Hazret-i Ömer devrinde İran üzerine birçok seferler düzenlenmiştir. Akın akın İran içlerine giren İslam orduları, Âzerbaycan, Taberistan, Cürcan, Rey, Kumis, Karvin, Zencan, Hemedan, İsfahan ve Horasan&#8217;ı fethettiler. Hazret-i Ömer&#8217;in ölümünden sonra İran&#8217;da bazı karışıklıklar meydana geldi. Hazret-i Osman bunun üzerine askeri birlik göndererek isyanları bastırdı ve elebaşılarını cezalandırdı. Böylelikle İslam hakimiyeti, İran&#8217;da devamlı sağlanmış oldu.</p>
<p>Hicri sesekizinci asrın başında Safiyyüddin Erdebili hazretlerinin soyundan gelenler İran&#8217;da Sünni bir tarikat kurdular. Onun adına nisbetle bu tarikata Safeviyye adı verildi. Osmanlı sultanları, İslamiyete hizmet eden bu tarikat mensuplarına pek çok ihsanlarda bulundular. Ancak Hoca Ali&#8217;den itibaren bu yolun mensupları arasında Eshab-ı kiram düşmanlığı yayılmaya başladı.</p>
<p>Daha sonra tarikatın başına geçen Şeyh İbrahim, aşırı Şii görüşlerini benimsedi. Bundan sonra tarikatin başına Şeyh Haydar geçti. Şeyh Haydar&#8217;ın ölümünden sonra oğlu Şah İsmail taç giydi. Şah İsmail, velinimeti olan Akkoyunlular Devletini yıkarak, İran&#8217;da Safevi Hanedanını kurdu. Bunun zamanında Şiilik, devletin resmi dini oldu. Bu dönemde sülalenin en büyük meselelerini Osmanlılarla savaşmak teşkil etti.</p>
<p>1514 yılında Çaldıran&#8217;da Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail&#8217;i ağır bir hezimete uğrattı ve Tebrizi fethetti. Şah İsmail&#8217;in ölümünden sonra tahta geçen oğlu Tahmasb zamanında İran bütünüyle Osmanlıların eline geçti.</p>
<p>Safevi Sülalesinin çöküşü Şah İkinciAbbas&#8217;ın hükümdar olduğu döneme rastlar. Yıkılışın ilk belirtisi Kandehar&#8217;daki Afganlı Mir Veys&#8217;in 1709 yılında isyan ederek başarı sağlaması oldu. Bundan sonra Afganlılar sık sık İran üzerine askeri seferler düzenlediler. Fakat hiçbir zaman İran&#8217;a tamamen sahip olamadılar. 1729&#8242;da Safeviler yeniden yönetimi ele geçirdiler. Fakat bu sefer de Rus Çarı Deli Petro öteden beri gerekli ticaret yollarını açabilmek için İran&#8217;a göz dikmiş durumdaydı.</p>
<p>Osmanlılar da İran&#8217;ın Rusların eline geçmemesi için İran üzerine bir sefer düzenledi. Osmanlılarla Ruslar arasında bir savaş tehlikesi belirdi, ama sanıldığı gibi olmayarak iki devlet anlaşarak, İran&#8217;ı aralarında pay ettiler. Bu anlaşma uzun sürmedi. Tahmasb kuzeydoğu İran&#8217;da bir ordu toplamaya çalışıyordu. Çar Petro, tahtın Safevi Sülalesine geçmesini uygun karşılayacağını açıklamıştı. Ama bütün bunlar Safevi Sülalesinin tahtı ele geçirmesine yetmedi.</p>
<p>Nadir Şah ile birlikte İran üzerinde Afşar soyunun egemenliği başlamaktadır. Ancak bu da uzun sürmedi. Nadir Şah&#8217;ın öldürülmesinden sonra bir iktidar boşluğu meydana gelmiş ve bundan sonra üç ayrı rakip taht için ortaya çıkmıştır. Bunlar: Zendler, Afganlılar ve Kaçarlardır. Bunlardan Zendlerin yönetimi 40 seneye varmayacak derecede kısa bir zaman diliminde oldu. Bundan sonra ülke yönetimi 1925 yılına kadar Kaçarların elinde kaldı.</p>
<p>1925-1979 yılları arasındaki dönem ise Pehlevi sülalesinin İran tahtında bulunduğu dönemdir. Pehlevi sülalesinin İran tahtında bulunduğu süre içinde geçen en buhranlı dönem İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır. 1938 yıllarından sonra İran&#8217;da Alman tesiri şiddetli bir şekilde kendisini hissettirmeye başlamış, bunun neticesinde İran&#8217;da pek çok Nazi-Almanyasının teknisyenlerinin bulunması, başta İngiltere olmak üzere müttefik devletleri tedirgin etmiştir.</p>
<p>Bununla başlayan gerginlik, 1952 senesinde İran&#8217;ın İngiltere ile diplomatik ilişkilerini kesmesine kadar ilerledi. İran başbakanlarından Musaddık&#8217;ın yönetimin başında bulunduğu dönemlerde İran Komünist Partisi olan Tudeh&#8217;e büyük tavizler vermesi ve bunları batıya karşı koz olarak kullanmaya çalışması, memlekette huzursuzluklar meydana gelmesine sebep oldu. Bunun üzerine Şah, Musaddık&#8217;ı başbakanlıktan azlederek yerine General Zahid&#8217;i tayin etti.</p>
<p>1963 yılında Şah “Beyaz Devrim” adı altında ülkede büyük çapta ekonomik ve sosyal reformlar yapmıştır. Her geçen gün artan petrol gelirleri ve özellikle ülke savunması için yapılan büyük harcamalar, İran&#8217;ı Ortadoğu&#8217;da özellikle askeri bakımdan söz sahibi ülkeler arasına getirmeye başlamıştı. Bu zamanda Fransa&#8217;da sürgünde bulunan İranlı Şii lider Humeyni, ülkede Şii inancının hakimiyetinden istifade ederek, çoğunlukta olan Şiileri etrafında topladı.</p>
<p>İçten ve dıştan yapılan pek çok mücadeleler neticesinde Humeyni İran&#8217;a hakim oldu. Şah ailesi İran&#8217;ı terketti ve memleket Şii inancı ile idare edilmeye başlandı. 1979 yılında İran İslam Cumhuriyeti adını alan ülkede binlerce Şii inancında olmayan İranlı, devlet aleyhtarlığı ile suçlanarak sorgusuz sualsiz kurşuna dizildi.</p>
<p>Humeyni idaresindeki İran, Irak ile 22 Eylül 1980&#8242;de harbe başlamış ve bu harpte yüzbinlerce İranlı ölmüştür. 20 Ağustos 1988&#8242;de Ateşkes ilanı ile savaş durdu. Âyetullah Humeyni&#8217;nin 1989&#8242;da ölmesi üzerine aynı yılın Ağustos ayında yerine cumhurbaşkanı Ali Hameney, Hameney&#8217;in yerine de meclis başkanı Haşimi Rafsancani Cumhurbaşkanı seçildi.</p>
<p>Saddam Hüseyin&#8217;in Kuveyt&#8217;i işgal etmesi üzerine, İran&#8217;ın barış şartlarını eksiksiz kabul ettiğini açıkladı. Böylece l980&#8242;da başlayan savaş 1990&#8242;da barış anlaşması ile neticelendi ve iki ülke arasında diplomatik ilişki yeniden kuruldu.</p>
<div class="addthis_toolbox addthis_default_style addthis_32x32_style" addthis:url='http://www.webonur.net/iran_4903.html' addthis:title='İran ' ><a class="addthis_button_preferred_1"></a><a class="addthis_button_preferred_2"></a><a class="addthis_button_preferred_3"></a><a class="addthis_button_preferred_4"></a><a class="addthis_button_compact"></a></div><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.webonur.net%2Firan_4903.html&amp;layout=standard&amp;show_faces=true&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px;height:30px;margin-top:5px;"></iframe>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.webonur.net/iran_4903.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

