Ads

Türkiyenin İklimi Nedir ?

Türkiyenin İklimi Nedir
Türkiye’de çok çeşitli iklimler görülür. İklim çeşitliliğine sebep olan faktörler şunlardır:

- Üç tarafının denizlerle çevrili olması
- Yükseltisinin fazla olması
- Ilıman iklim kuşağında bulunması
- Yer şekillerinin çeşitlilik göstermesi
- Kuzeyinde ve güneyinde dağların denize paralel uzanması

Türkiye, genelde Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Çünkü, ülkemiz genelinde yazlar kurak, kışlar yağışlı geçer. Ancak bununla beraber, birbirlerinden belirgin farklarla ayrılabilen karasal ve Karadeniz iklimleri de etkili olmaktadır.

TÜRKİYE’DE İKLİM ELEMANLARI

A. SICAKLIK
Türkiye’de sıcaklık, kıyılarda enlem farkına, iç kesimlerde ise denizden uzaklık, yükselti, yer şekilleri gibi faktörlere bağlı olarak değişir.

1. Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı
- En düşük ortalama sıcaklıklar, Kuzeydoğu Anadolu’da görülür.
- En yüksek ortalama sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güneyi ile Akdeniz kıyılarında görülür.
- En düşük sıcaklık ile en yüksek sıcaklık arasındaki fark 8°C den fazladır.
- Sıcaklık genelde güneyden kuzeye gidildikçe azalmaktadır.

2. Temmuz Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı
- Temmuz ayında en düşük sıcaklık, Kuzeydoğu Anadolu, Karadeniz kıyıları ve Marmara’nın kuzeyinde görülür.
- Bu ayda en yüksek sıcaklıklar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görülür.
- Temmuz ayında bugüne kadar ölçülmüş en yüksek sıcaklık değeri 46,5°C ile Ş. Urfa iline aittir.

3. Ocak Ayı Ortalama Sıcaklık Dağılışı
- Ocak ayında, bölgeler arasındaki sıcaklık farkı, Temmuz ayına oranla daha fazladır.
- En düşük sıcaklıklar, Kuzeydoğu Anadolu’da görülür.
- En yüksek sıcaklıklar Akdeniz kıyı kesiminde görülür.
- Ocak ayında bugüne kadar ölçülmüş en düşük sıcaklık değeri -43,2 °C ile Ağrı iline aittir.

Türkiye’de günlük ve yıllık sıcaklık farkları kıyı bölgelerimizde az, iç bölgelerimizde fazladır. En az yıllık fark Doğu Karadeniz kıyılarında görülür. (15 – 16°C). En çok yıllık fark ise, Kuzeydoğu Anadolu’dadır. (Erzurum’da 27°C, Kars’ta 29°C, Ağrı’da 31 °C)

B. BASINÇ VE RÜZGARLAR BASINÇ
Türkiye’de mevsimlere, deniz ve karalara ve yerel ısınma farklarına bağlı olarak oluşan basınç merkezlerinin yanı sıra, Türkiye’nin dışında oluşan ve Türkiye’yi etkisine alan gezici basınç merkezleri de bulunmaktadır.

Türkiye’yi en çok etkileyen basınç merkezleri şunlardır:
a. Sibirya Antisiklonu: Sibirya üzerinde oluşur. Türkiye’yi kışın etkiler. Soğuk ve kar getirir. 60° enlemleri çevresinde oluşmasına rağmen, soğumadan dolayı termik kökenlidir.

b. Asor Antisiklonu: Atlas Okyanusu üzerindeki Asor Adaları çevresinde, 30° DYB alanına bağlı olarak oluşur. Kış mevsiminde Sibirya antisiklonu ile birleşerek Türkiye üzerinde etkili olduğunda İzlanda siklonu Türkiye’ye sokulamaz. Bunun sonucunda da ülkemizde kışlar soğuk, sert ve kar yassı, geçer.

c. Basra Siklonu: Basra Körfezi çevresinin aşırı ısınmasıyla oluşur. Samyeli rüzgarları vasıtasıyla Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde etkili olur. Havadaki nemi kurutarak sıcaklık ve buharlaşmayı arttırır 30° Kuzey enlemi çevresinde oluşmasına rağmen, ısınmadan dolayı termik kökenlidir. Türkiye’de yaz mevsiminde etkilidir.

d. İzlanda Siklonu: İzlanda üzerinde oluşur. Türkiye’de kışın ve ilkbaharda etkili olur. Etkili olduğunda Türkiye’de kışlar ılık, kısa ve yağmurlu geçer. 60° enlemleri çevresinde oluştuğu için dinamik kökenlidir.

RÜZGARLAR

Türkiye’ye, kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğudan esen rüzgarlar enlemin etkisiyle, hava sıcaklığını düşürürler. Güneybatı, güney ve güneydoğudan esen rüzgarlar ise hava sıcaklığını yükseltirler.

a. Soğuk Yerel Rüzgarlar:

Karayel: Balkanlar’daki yüksek basınç ve Basra Körfezi’ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Kuzeybatıdan soğuk ve kuru olarak eser. Kış mevsiminde Marmara Bölgesi ile Batı Karadeniz’de sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur.

Yıldız: Kuzeyden eser. Karadeniz üzerinden geldiği için soğuk ve nemlidir. Karadeniz Dağları’nda yağış bırakır.

Poyraz: Marmara, Karadeniz ve İç bölgelerimize kuzeydoğudan esen soğuk, kuru bir rüzgardır. Doğu Avrupa’daki yüksek basıncın etkisi sonucunda oluşur. Kışın sıcaklıkları azaltarak kar yağışına neden olur. Yaz poyrazı ise serin ve kuru olarak eser.

Ege Denizi’nde, yazın poyraz benzeri rüzgarlar tam kuzeyden eserler. Eski Yunanlılar bu rüzgarlara, ticaret rüzgarı anlamında Etesia demişlerdir. Bugün de, Dünya literatüründe Ege Denizi’nde yazın kuzeyden esen rüzgarlara etezyen denilmektedir.

b. Sıcak Yerel Rüzgarlar

Lodos: Kuzey Afrika’daki yüksek basınç ve Hazar Denizi’ndeki alçak basınç sonucu oluşur. Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde etkilidir. Akdeniz’den geldiği için nemli ve sıcaktır. İç kesimlere sokulurken yükseltinin etkisiyle soğuyarak yağışa neden olur. Kış mevsiminde etkili olduğu bölgelerde, sıcaklığı arttırarak kar erimelerine neden olur.
Kıble: Güneyden eser. İç kesimlerimizde etkili olur. Akdeniz Bölgesi’nde nemli ve sıcak, iç kesimlerde ise, kuru ve sıcak olarak eser.

Keşişleme (Samyeli): 30° enlemi çevresindeki dinamik yüksek basıncın etkisi sonucu oluşur. Suriye Çölü’nden Güneydoğu Anadolu’ya doğru eser. Sıcak ve kurudur. Bitkiler üzerinde kurutucu etkisi vardır.

C. NEM VE YAĞIŞLAR
Türkiye’de, yıllık ortalama yağış bakımından, bölgeler arasında büyük farklılıklar vardır. Bazı bölgelerde ortalama yağış 2500 mm’yi bulurken, bazı bölgelerde 250 mm’nin altına inmektedir.

Türkiye’de yağışın dağılışını incelediğimizde şu özellikler görülür:
- Türkiye’de yağış dağılışı haritası ile yer şekilleri haritası karşılaştırıldığında, aralarında yakın ilgi bulunduğu tespit edilmektedir.
- Türkiye’de fazla yağış alan yerler (1000 mm. den fazla), Doğu ve Batı Karadeniz bölümleri ile bazı Batı ve Doğu Anadolu dağlarıdır. En fazla yağış alan yer Rize çevresidir. (2400 mm. den fazla)
- Türkiye’de orta derecede yağış alan yerler (500 mm -1000 mm arası), Akdeniz, Ege, Marmara, Orta Karadeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu’nun kuzey kesimleridir.
- Türkiye’de az yağış alan yerler (500 mm’nin altında), İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve yer yer Doğu Anadolu’nun çukur yerleridir. En az yağış alan yer, Tuz Gölü çevresi ile Iğdır Ovası civarıdır. (250 mm nin altında)
- Yağışın mevsimlere dağılımı (yağış rejimi) bakımından bölgeler arasında önemli farklılıklar görülür. Karadeniz Bölgesi her mevsim yağışlıdır. Bunun dışında kalan bölgelerde kurak ve yağışlı dönemlere rastlanır. Kurak dönem genellikle yaza rastlarken, yağışlı dönem kışa rastlar.

TÜRKİYE’DE İKLİM ÇEŞİTLERİ
Türkiye’de genel olarak üç ana iklim tipi görülür. Bunlar, Karadeniz ve Akdeniz iklimleri ile karasal iklimdir.

1. Karadeniz İklimi: Bu iklim, asıl olarak Kuzey Anadolu Dağları’nın Karadeniz’e bakan yamaçlarında görülür. Genel özellikleri şöyledir:

- Her mevsim yağışlıdır.
- Doğu Karadeniz Bölümü’nde maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 2000 – 2500 mm dir.

- Batı Karadeniz Bölümü’nde de maksimum yağış sonbaharda, minimum yağış ilkbaharda düşer. Yıllık yağış miktarı 1000 -1500 mm dir.

- Orta Karadeniz Bölümü’nde ise maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın olmaktadır. Yıllık yağış miktarı 700 -1000 mm dir.

- Karadeniz ikliminin görüldüğü alanlarda kar yağışlı günlerin ortalaması 18 gündür.
- Yıllık ortalama sıcaklık 13-15°C’dir.
- Ocak ayı ortalama sıcaklığı 6 – 7°C’dir.
- Temmuz ayı ortalama sıcaklığı 21 – 23°C’dir.
- Yıllık sıcaklık farkı 13 -15°C’dir.
- Tabii bitki örtüsü ormandır. Yüksek yerlerde Alpin çayır görülür.
- Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan kesimle-rinde, deniz etkisinin azalması nedeni ile yağışlar azalır ve sıcaklıklar düşer. Karasal etki görülmeye başlar. (Kastamonu, Bayburt, Gümüşhane gibi)

2. Akdeniz İklimi: Bu iklim tipi, ülkemizde en belirgin olarak Akdeniz kıyılarında görülmekle birlikte, Ege ve Marmara bölgelerinde de etkili olmaktadır. Genel özellikleri şöyledir:

- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
- Maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşer.
- Yaz ve kış yağışları arasındaki fark oldukça fazladır.
- Yıllık yağış ortalaması 600 – 1000 mm arasında değişir.
- Yıllık sıcaklık ortalaması 18 – 20°C’dir.
- Ocak ayı ortalaması 8 – 10°C, Temmuz ayı ortalaması ise 28 – 30°C’dir.
- Yıllık sıcaklık farkı 15 – 18°C arasında değişir.
- Ege Bölgesi’nde dağların kıyıya dik uzanması, Akdeniz ikliminin iç kesimlere sokulmasını sağlamıştır.
- Marmara’da görülen Akdeniz ikliminde, yazlar Akdeniz kıyılarına göre daha serindir. Kışlar ise soğuk ve karlı geçer.
- Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsü zeytin, zakkum, mersin, kocayemiş, defne, kekik, vb. bitkilerden oluşan makilerdir.

3. Karasal İklim: Ülkemizde karasal iklim, İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile İçbatı Anadolu Bölümü’nde görülür. Ancak karasal iklim, bu bölgelerde bazı farklılıklar gösterir. Ülkemiz-deki orasal iklimin özellikleri hakkında şunları söyleyebiliriz:

- Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır.
- İç Anadolu Bölgesi’nde maksimum yağış İlkbaharda, minimum yağış yazın düşer.
- İç Anadolu’da ortalama yağış 300 – 400 mm’dir. (Yüksek yerlerde 500 – 600 mm’yi bulur)
- İç Anadolu’nun kış sıcaklık ortalaması 1 – 2°C, yaz sıcaklık ortalaması 22 – 23°C, yıllık sıcaklık ortalaması ise 10 – 12°C’dir.
- Ege Bölgesi’nin İçbatı Anadolu Bölümü’nde yağışlar kıyıya nazaran çok azdır.
- Doğu Anadolu’nun kuzeydoğu kesiminde yıllık sıcaklık ortalaması 4 – 6°C’dir.
- Kuzeydoğu Anadolu’da kış sıcaklık ortalaması -7, -10°C, yaz sıcaklık ortalaması 17 – 19°C’dir.
- Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm’dir.
- Kuzeydoğu Anadolu’da maksimum yağış ilkbaharda ve yazın, minimum yağış kışın görülür.
- Güneydoğu Anadolu’da ise ortalama yağış 400 – 700 mm’dir.
-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde kış mevsimi pek donlu geçmemekle beraber, yaz mevsiminde şiddetli kuru sıcaklar egemendir.
- Güneydoğu Anadolu’da yıllık ortalama sıcaklık 15 – 16°C, kış sıcaklığı 3 – 4°C, yaz sıcaklığı ise 30 – 35°C dir.
- Güneydoğu Anadolu’da maksimum yağış kışın, minimum yağış yazın düşmektedir.

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Türkiyede Erezyonun Nedenleri ?

1) Doğal Yapıdan Kaynaklanan Nedenler :

A) İklim
İklimin erozyon üzerine etkisi; yağış, sıcaklık ve rüzgarla olmaktadır. Bunların içerisinde en önemlisi yağış olup, yağışın da şekli, şiddeti, süresi ve rejimi erozyona farklı etkiler yapmaktadır. Diğer taraftan sıcaklık, yağışların çeşidini, toprağın donmasını ve nem içeriğini etkilemek suretiyle detaylı olarak erozyonun şiddetine tesir etmektedir. Bu açıdan Doğu Anadolu Bölgemizde toprağın 50 cm. derinliğe kadar donması ve sıcak havalarda gevşemesi olayı, diğer bölgelerimizde yağmur ve rüzgar, erozyon olayları açısından önemlidir.Ülkemizin dünyadaki konumu nedeniyle özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde yaz kuraklığı ve yağış azlığı/yetersizliği diğer bölgelere göre daha fazladır. Bu nedenden dolayı, bitki örtüsünün zayıf olduğu bu bölgeler ülkemizin erozyondan en fazla etkilenen bölgeleridir. Çünkü, kurak ve yarı kurak sahaların mevcut ekosistemlerinin bozulması kolay ve hızlı olmakta ve bozulan ekosistemlerinin tekrar eski haline getirilmesi de zor ve pahalı olmaktadır.

B) Topografya
Yamacın eğim ve uzunluğu erozyonda etkili topografık etkenlerdir. Erozyonun şiddeti ve toprağın yüzeysel akışla taşınmasına neden olan faktörlerin başında eğim gelmektedir.

Dünyada kara kütlesinin ortalama yüksekliği 700 m., Avrupa’nın 330 m., Afrika’nın 600 m., Asya’nın 1010 m. olmasına rağmen Türkiye’nin ortalama yüksekliği 1132 m. ‘ye ulaşmaktadır. Yükselti basamakları dikkate alınarak yapılan değerlendirme de 0-500 metre arasındaki alanlar ülkemizin % 17,5′u, 500-1000 metre arasındaki sahalar % 26,6’sını kaplamakta,1000-2000 metre arasındaki alanlar ise % 45,9′ a ulaşmaktadır.

Ülkemiz arazisinin eğimli ve engebeli olması, orman ve ot örtüsünün tahrip edildiği alanlarda doğal dengenin hızla bozulması sonucunu doğurmaktadır. Doğal dengenin bozulması sonucu hızla toprakların aşınması süreci başlamaktadır. Erozyonun şiddetli olarak devam ettiği alanlarda altta bulunan jeolojik yapı yer yer taşlı ve kayalık araziler halinde ortaya çıkmaktadır.

C) Jeolojik ve Toprak Yapısı
Ülkemizin jeolojik ve toprak yapısı; genelde pekişme durumu zayıf, ayrışmaya ve değişmeye karşı fazla direnç göstermeyen taneli, tortul ve volkaniktir. Toprak ile jeolojik yapı arasında sıkı bir ilişki vardır. En fazla aşınmaya uğrayan zeminler Eosen ve Neojen zamanlara ait araziler ile volkanik kül ve tüflerdir. Genelde pekişme durumu zayıf, ayrışmaya ve erozyona karşı fazla direnç göstermeyen gevşek yapılardan oluşan topraklarımız erozyona hassas bir yapıdadır. Bu nedenle, en fazla aşınan ve sellere en fazla malzeme veren kaynaklar kumlu, siltli, çakıllı olan pekişmemiş araziler ile bünyesine su aldığında kısa sürede eriyebilen tuzlu ve alkali maddeler bakımından zengin, milli ve killi depolar olmaktadır.

Ülkemizde, toprak örtüsünün tamamen yok olduğu eğimli alanlarda erozyonun şeklini, şiddet ve seyrini; jeolojik yapıyı oluşturan ana materyalin yapısı, bünye özelliği, yağış sularını tutma ve geçirme kapasitesi gibi fiziksel ve kimyasal özellikleri belirler. Öte yandan, kurak ve sıcak iklim şartları altında Anadolu’nun kapalı havzalarında çökelmiş olan tuzlu, alkali maddeler bakımından zengin killi, marnlı ve jipsli depolarda kimyasal erozyon ön plana geçmiştir.

Ülkemizde, bazı ana kayalar üzerinde oluşan toprak aşınması; kayalık-taşlık alanların ortaya çıkmasına ve dolayısıyla buraların VIII. sınıfa giren araziler haline gelmesine yol açmıştır.

D) Bitki Örtüsü ve Ölü Örtü

Çıplak arazilere oranla bitki örtüsü ile kaplı arazilerde erozyon daha az meydana gelmektedir; çünkü, bitki örtüsü intersepsiyonla toprağa ulaşan yağışın miktarını, şiddetini ve mekanik etkisini azaltır,kökleriyle toprağı sarar ve taşınmasını önler. Orman toprakları ise, suyun akış hızını azaltır ve suyun toprağa sızmasını artırarak erozyonun şiddetini düşürür. Ayrıca; bitki örtüsü, toprak yüzeyinde biriktirdiği ölü örtü ile toprağı yağmura karşı korumaktadır. Özellikle, orman ölü örtüsü, en şiddetli yağışları yüzeysel akıma geçmeden toprak içerisine kolaylıkla geçirebilecek bir infıltrasyon kapasitesine sahiptir.

2) Sosyal ve Ekonomik Nedenler :

A) Ormanların Tahribi
Ülkemiz ormanları, bilinçsiz ve usulsüz faydalanmalar, otlatma, tarla açma ve bilinçsiz endüstrileşme gibi çok değişik kullanım amaçları ile tahrip edilmekte ve antropojen step alanına dönüştürülmektedir. Diğer taraftan bu alanlarımız orman niteliğini kaybettiği gerekçesiyle 1744/2 madde ve 2896/3302-2B gibi yasal düzenlemelerle orman tahdit alanı dışarısına çıkarılmakta ve böylece ormansızlaşma yaratılmaktadır. Mesela 1974-1994 yılları arasında 412:000 hektar alan orman tahdit alanı dışına çıkartılmıştır . Son yıllarda sık sık sel afetlerine uğrayan Bolu ilinin Düzce, Yığılca ve Kaynaşlı yerleşim birimlerinde 1968-1986 yılları arasında bu yasalarla ortaya çıkan orman azalmasının sırasıyla, 3876 ha., 2382 ha. ve 83,9 ha.olduğu saptanmıştır.

Ayrıca, Anadolu köylüsü, orman alanlarının tümünü adeta bir mera alanı gibi görmekte ve herhangi bir izin almaya gerek görmeksizin bu alanlarda gelişigüzel hayvan otlatmacılığını sürdürmektedir. Ancak, orman idaresince gençleştirmeye tefrik edilen sahaların dikenli tel ile koruma altına alınması halinde bu otlatmaya zorda olsa engel olunabilmektedir.

Bu şekilde; devlete ait orman alanlarının ve mera niteliği taşımayan hazine arazilerinin düzensiz ve aşırı otlatma amaçlı kullanılması da Türkiye’deki erozyonun artmasının ana etkenlerinden birini oluşturmaktadır.
Her yıl meydana gelen yüzlerce orman yangını ile de binlerce hektar orman yok olmaktadır. Yüksek eğimli orman alanlarında, ormanın ortadan kalkması sonucunda erozyon hareketleri hızla artmaktadır: Yeşil örtünün bir anda yangınlarla yok olması, sağnak şeklinde yağan ilk yağışlarla birlikte toprak kaybına ve bir çok yerin bir daha yeşil örtü ile kaplanamayacak şekilde elden çıkmasına, sahanın taş ve kayalığa dönüşmesine neden olmaktadır.

B) Tarım Alanlarında Yanlış Arazi Kullanımı
Ülkemizde yetenek sınıflarına göre tarıma uygun olmadığı halde tarım yapılan ve bu şekilde yanlış kullanılan arazinin alanı 6.1 milyon hektarı bulmaktadır.

Yanlış arazi kullanımı, değişik amaçlara yönelik uygulamalarla giderek artmaktadır. I. II.III. ve IV. sınıf arazilerdeki yaklaşık 172 000 hektar arazi yerleşme alanı ve sanayi alanı olarak kullanılmaktadır. Özellikle son 20 yıldan bu yana tarım alanları yerleşim ve ticari tesislerle işgal edilmesi büyük bir ivme kazanmıştır. Bu durum tarımda verimi azaltırken aynı zamanda sel ve taşkınları da artırmıştır.

Diğer taraftan 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’na 3711 Sayılı Kanun’la eklenen 18. Madde, 6831 Sayılı Orrrıan Kanununun 17. ve 115. Maddeleri, 2924 Sayılı Orman Köylerinin Kalkındırılması Hakkındaki Kanun ve değişiklikleri ( 3763 ve 4127 Sayılı kanunlar), 3213 Sayılı Maden Kanunu önemli ölçüde orman tahribatına yol açmaktadır .

C) Meralarda Aşırı Otlatma

Verim kapasitesinin çok üzerinde ve düzensiz otlatılan meralarda ot örtüsünün tahrip olması yüzey erozyonunu arttırmaktadır. Mera kapasitesi aşıldığı andan itibaren, meradaki bitki örtüsü ve toprağın yapısı bozularak erozyona elverişli hale gelir. Meralarda, doğru otlatma mevsiminin seçilememesi ve aksine ağır otlatma yapılması, meraların aşırı derecede tahrip edilmesine neden olur. Dolayısıyla erozyonun kaynağı olarak vasfını kaybetmiş meralar büyük önem taşır.

D) Dağınık ve Düzensiz Kırsal Yerleşme
Tabiatı en çok kullanan, en çok bozan ve en çok düzelten insandır. İnsan müdahalesi olmadan meydana gelen erozyona normal erozyon denilmektedir. İnsan; tarımsal, sosyal ve ekonomik ihtiyaçları için bitki örtüsünü kaldırarak, toprağı diğer kullanım şekillerine dönüştürmektedir.
1997 nüfus sayımına göre, yurdumuzda orman içi ve civarı köylerde 7.050 milyon insan yaşamaktadır. Bu köylerin çoğu özellikle dağlık alanlarda birden fazla mahallenin birleşmesinden meydana gelmektedir.Bu köylerin önemli bir bölümünde yeterli ekonomik gelire sahip olmayan fakir insanlar yaşamaktadır. Bu durum, rakımı yüksek dağlık alanlarda ekosistemin bozulmasına ve böylece erozyonun hızlanmasına neden olmaktadır.

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Toplam 57 sayfa, 56. sayfa gösteriliyor.« İlk...10...555657
Sponsorlar: ZAYIFLAMA HAPI.ZAYIFLAMA.estetik.flash oyun.evden eve nakliye.evden eve nakliyat

Evden Eve Nakliyat- Chat - Mynet - Dini Sohbet - Sohbet - Masal dinle - Netcim