Ads

Mp3 Hakkında Bilmek İstediğiniz Herşey

Mp3 Nedir?

Mp3 kelimesi, MPEG Layer 3′ün kısaltmasından oluşmuştur. (MPEG=Motion Pictures Experts Group). Yepyeni bir müzik formatıdır. Sıkıştırma algoritmaları geliştirilmeden önce bilgisayarlarda ses örnekleri wav, pcm, voc, au, snd gibi formatlarda saklanırdı. Bu formatlar sesi depolarken insan kulağının duyamayacağı ses frekanslarını da depolayarak dosyanın şişmesine yol açarlar. Bu formatlarda CD kalitesinde 3-5 dakikalık bir ses kaydının saklanabilmesi için 50 ila 70 megabyte arasında bir sabit disk alanı gerekmektedir.

Mp3 sıkıştırma formatı tüm basitliğiyle Internet’te yaygınlaşmaya başladığında kimse sonradan olacaklardan haberdar değildi. Başlangıçta CD kalitesinde müzik dosyalarının sabit disklerde eskiye nazaran 16′da 1 oranında sıkıştırılarak daha az yer kaplar hale getirmesiyle yaygınlaştı. Tüm Internet kullanıcıları kendi evlerinde ve ofislerinde bu sıkıştırma algoritmasını kullanan sıkıştırıcı yazılımlar kullanarak CD’lerini, kasetlerini Mp3 formatına dönüştürdü.
Mp3 Yasal mıdır ?

İlk önceleri oldukça masumane görülen Mp3′e dönüştürme işlemi, kullanıcıların kendi yaptıkları mp3 dosyalarını arkadaşlarına ve dostlarına da göndermesiyle farklı bir boyuta ulaştı.

Bu formatı kullanan player ve sıkıştırıcı yazılımların çoğalmasıyla artık “Mp3 mania” adı verilen çılgınlıktan bahsedilmeye başlandı. Bu çılgınlığı körükleyen yazılımlar tüm internet üzerinde çoğu zaman shareware olarak yayılırken, mp3 formatında sıkıştırılmış olan müzik dosyaları gizli kapaklı olarak internet üzerinden dağıtıldı.

Bugün Mp3 dosyalarının CD ve kaset satışlarını olumsuz yönde etkilemeye başlaması dolayısıyla, Mp3 dosyaları ilk zamanki gibi yaygın olarak dağıtılamıyorlar. Ama Internet’in sınırlanılamayan bir ortam olmasından dolayı bu dosyaların dağıtımı çok belirgin olmasa da, halen bazı internet siteleri üzerinden yapılabiliyor.
Mp3 Sektörü

Internet’in bu işte pazarlama unsuru olarak kullanılabilmesi amacıyla da artık müzik üreticileri yeni çıkacak albümlerinden bazı parçaları süreleri kısaltılmış olsa da yayınlayarak tıpkı radyolarda olduğu gibi albümlerin tanıtımlarında kullanıyorlar.

İnsanlar her ne kadar yasal olmasa da kendi evlerinde gigabyte’lar boyutlarına ulaşacak miktarlarda mp3 dosyaları bulunduruyorlar (mesela ben ;)

Bilgisayarlara ikinci bir sabit disk alımında geçerli sebepler arasında artık mp3 en üst sıralarda yer alıyor. Çoğu internet kullanıcısı saatlerini Internet’ten güncel ve hit parçaların mp3 dosyalarını aramak ve indirmekle geçiriyor. Başta player’lar olmak üzere arka arkaya mp3 programları yazılıyor. Bu programlar için “plugin” adı verilen eklentiler geliştiriliyor.
Mp3 Nasıl Yapılır?

Mp3′ü diğer ses formatlarından ayıran en önemli özelliği hem yüksek kalitede olması, hem de oldukça az yer (bir şarkı için yaklaşık 4 mb) kaplamasıdır. Bu iki özelliği sağlayabilmek için özel bir sıkıştırma algoritması kullanılmıştır. Bu algoritma kayıplı sıkıştırma yaparak insan kulağının duyamayacağı ses frekansındaki sesleri atarak sesi sıkıştırır. Mp3 yapabilmek için her türlü ses formatı kullanılabilir. Mp3′ler kaliteli ses dosyalarını çok az bir kayıpla sıkıştırıp az yer kaplar hale getirebildikleri için genellikle CD kalitesindeki seslerin sıkıştırılmasında kullanılır.

Bir şarkıyı mp3 formata dönüştürebilmek için izlenmesi gereken yol şarkıyı önce normal ses formatında saklamaktır. Bu format olarak genellikle Wav formatı kullanılır. Bu formatla kaydedilen şarkı diskte yaklaşık 50 mb yer kaplar. İkinci adım olarak ise bu wav formatında kaydedilmiş şarkı, çeşitli encoder (sıkıştırıcı) programlar yardımı ile mp3 haline getirilir.

Eğer şarkı kasetten çekilecek ise iki ucu erkek (stereo jacklı) bir “Line-In” kablosuna ihtiyaç vardır. Bu kablonun bir ucu şarkıyı çekeceğiniz teybin “Çıkış” birimine takılır. Bu çıkış birimi “Line-Out”, “Kulaklık Çıkışı” gibi çıkışlardan biri olabilir. En kalitelisi “Line-Out” çıkışıdır. “Kulaklık Çıkışı” genelde tatmin edici sonuçlar vermez.

Kablonun diğer ucu ise bilgisayarınızdaki ses kartınızın arkasında bulunan “Line-In” girişine takılır. Şimdi yapacağımız işlem bir ses kayıt aracı kullanarak şarkıyı bilgisayarda wav formatında saklamaktır. Ses kayıt aracı olarak Windows’un kendi ses kayıt aracı kullanışsızdır. Çünkü sınırlı süre kayıt yapabilmektedir. Bu işlem için “Goldwave” gibi kaliteli ve yetenekli programlar kullanılabilir. Ses kaydı yapabilmek için Windows’ta “Ses Özellikleri” kısmında “Kayıt” bölümünde yer alan “Line-In” seçeneği işaretlenmiş olmalıdır. Bu işlem sesi “Line-In” ile dışarıdan almak istediğimizi Windows’a bildirir. En iyi kalite için ses, (44 khz-16 bit-Stereo) olarak kaydedilmelidir. Kasetten yapılan kayıt işlemlerinin genelde pek kaliteli olduğu söylenemez. Genelde seslerde “çısssss” gibi bir parazit sözkonusudur. Bu parazit sesler “Normalizer” programları ile bir miktar kaldırılabilir. Sesin kaliteli olması için, kaliteli bir line-in kablosu ve ses kartına sahip olunması gereklidir. Ayrıca ses kayıt ayarlarının doğru yapılması gerekir.

Yaklaşık 50 mb’lik wav dosyası oluşturulduktan sonra, yapılacak işlem bu dosyayı sıkıştırıp mp3 haline getirmektir. Bu işlem için encoder (sıkıştırıcı) programlar kullanılır. Yeni başlayanlar için “Mp3 Compressor” adlı program uygundur. Bu programın fazla ayarı yoktur. Sadece wav dosyası verilip, sıkıştırma kalitesi belirlenir.

En kaliteli ve en çok kullanılan yöntem ise Cd’den bir parçayı dijital olarak okuyup, onu hemen mp3′e çevirmektir. Bu programlara “Cd-Ripper” adı verilir. Bu programlar sesi dijital okumayı destekleyebilen CD-ROM sürücülerden parçayı track olarak okur ve kendi içinde bulunan mp3 encoder ile hemen mp3′e çevirir.

Bu yöntem en basit, en hızlı ve en kaliteli yöntemdir. Bu işlemi sağlayan ve en çok kullanılan programlardan ikisi “Xing Audio Catalyst 1.5″ ve “WinDac 1.46″ programlarıdır.

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Uçağın icadı ve Wright Kardeşler

İnsanoğlunun uçma hevesi, insanlık tarihi kadar eskidir. Buna rağmen uçaklar ve çeşitli hava araçları 2 yüzyıldır havada…
Modern teknolojinin gelişmesinden önce insan bu eski isteğini yerine getirebilmek için kuşları taklit ederek sonuca varmaya çalışıyordu. Kanatlı araçlar, kanat takan insanlar vs.. tarihte sık rastlanılan olaylardan bazılarıdır.

Yapılan ilk kanatlı alete “Ornithopter” adı verilmiştir. Basit bir ornithopter ağır, hantal, tekerlekli ve kanatları olan bir araçtı. Zarif değildi. Estetik bakımından birçok problemi vardı. Ağır olması yerden kalkmasını zorlaştırıyordu.

Bu problemlerle sağlıklı bir şekilde uçmak imkansızdı. Uçmak için daha değişik yolları düşünmeyen başlayan insanlar daha “hafif” bir çözüm buldular. Balon… Teoride herşey tamamdı. Balonun içindeki gaz, havadan daha hafif olacağı için uçuş gerçekleşebilecekti. Ancak çıkacak bir rüzgarın bu “hafif” balonu nereye götüreceği belli değildi. Aynı şekilde nasıl ineceği de ayrı bir tartışma konusuydu. İnsanoğlu her seferinde olduğu gibi yine hayalkırıklığı içindeydi. Bu işle uğraşan insanlar sadece kuşları seyrederek yetineceklerdi anlaşılan….

Wright Kardeşler Sahneye çıkıyor…..

Ohio, Daytonlu iki bisiklet ustası olan Wilbur ve Orville Wright, 1899′da kuşların nasıl uçtukları hakkında kendilerine ipucu verebilecek herşeyi sistemli bir şekilde incelemeye başladılar. Bilimsel eserlerde ve eski insanların deneyimleri arasında kendi işlerine yarayacak hiçbirşey olmadığını kısa sürede anlayan Wright kardeşler sadece Berlin yakınlarındaki bir tepe üstünden planörle uçuş denemeleri yapan ve bu konuda çok dikkatli notlar tutan Alman mühendisi Otto Lilienthal’in çalışmaları vardı.

Lilienthal kuşların uçmalarını çok yakından incelediği için planörünün bir kuşu andırmasına fazla şaşmamak gerekir. Fakat o içlerinde ünlü ressam ve geçtiğimiz aylarda CircumSpice’ta hayatını okuduğunuz Leonardo Da Vinci’nin de olduğu birçoklarını cezbeden tuzağa, yani kuş uçuşunu temsil eden kanat çırpma olayının cazibesine kapılmadı. Lilienthal uçabilecek bir uçağın havayla temas halinde olan sabit bir kanadı olması gerektiğini gösterdi. Kararlı bir uçuşu gerçekleştirebilmek için gerekli kontrol sadece onun söylediği böyle bir kanat tarafından sağlanabilirdi ve bu konuda Wright kardeşler de onunla uyuşuyordu.

Wilgur ve Orville Wright bilimsel öğrenim görmemişler liseden daha yüksek bir okuldan da ayrı gitmemişlerdi. Fakat uçma alanındaki çalışmalarını ilerlettirken kendi bilimsel yönlerini de model uçaklar, uçurtmalar, insan taşıyan planörler ile yaptıkları yüzlerce deney sayesinde bu konuda bilimsel bir eser hazırlayacak kadar ilerlettiler. Hatta hazırladıkları 200′den çok farklı tipteki kanatları denemek için bir rüzgar tüneli dahi yaptılar. Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903′te Orville’in kontrolünde havalanan ilk uçağı aerodinamik ses teorisine bağlı kalınarak yapılmıştı. Otto Lillienthal ve Wright Kardeşler uçak dizaynı kurumunu kurdular. Bundan sonraki her şey hava içinden geçişi ile uçapğın havalanmasını sağlayan sabit kanat doktrininin bir devamıydı. Fakat kanat kontrol edilemiyordu. Wright kardeşler, iyi bir uçak dizaynınnda kanadın ani esen şiddetli rüzgarların zararlı etkisiyle sert havanın aşağı ve yukarı çekici etkisine karşın pilotun düzeltmesiyle kanadın daha uygun bir vaziyet almasını sağlayan bir mekanizma bulunması gerektiğini anladılar. Kuşları gözleyerek sert havalarda uçuş düzeylerini korumak için kanat uçlarını nasıl büktüklerini not aldılar. Kanat bükmeyi planörlerinin kanatlarının uçaklarını bir mekanizma yardımıyla eğerek taklit ettiler. Deneylerinden bunun işe yarayacağını tahmin etmişlerdir. Gerçekten de işe yaramıştır. Kanat eğmenin uçuş aerodinamiğini nasıl etkilediğini doğru bir şekilde tahmin ettiler ve anladılar. Wright Kardeşler artık uçabilen bir uçak yaratmışlardı. Yeni görevleri ise onu nasıl uçuracaklarını öğrenmekti. Bunu onlara gösterebilecek ne bir kitap ne de bir öğretmen vardı. Fakat nasıl dizayn yapılacağını öğrendikleri gibi bunu da öğrendiler.Yavaş yavaş ve metotlu bir şekilde uçakla dönüş yapabileceklerinden çok zaman önce emin olmuşlardı. Daha ilk denemelerinde uçak tam bir daire dönüşünü kolaylıkla tamamlayarak havalandıkları noktanın yanına indi. Uçak dizaynını diğerleri Wright kardeşlerinin seviyesine gelinceye kadar bir süre olduğu yerde saydı. Pilotun kanadın üzerine yatık bir şekilde yatık bir şekilde durmaktan kurtarıp oturmasını sağlayacak bir yer yapılması gibi zorunlu bir takım şeyler gerekiyordu. Wright kardeşler pilotun oturabildiği bir uçak dizaynı hazırladılar. Ayrıca bir de iniş takımı yaparak kendilerini ilk uçuşlarında yanlarında taşıdıkları tekerlekli kriko ve monoraydan kurtardılar

Bu arada 1909′de Manş Denizini ilk defa uçarak geçen Fransız Louis Bleriot, 1. Dünya savaşının en başarılı avcı uçağını ve savaş sonrasını ulaştırma işlerinde büyük üstünlük sağlayan 3 motorlu uçağını yapan Hollandalı Anthony Fokler ,Glenn Curtiss ve Glenn Martin gibi diğer tasarımcılar olarak belirmeye başladılar. Bu kişilerin düşüncelerinin yeni ve çekici endüstri dalına girmesiyle uçak dizaynı değişmeye ve yerine oturmaya başladı.

Dünya giderek küçülüyor, ve bu küçülmeyi sağlayan büyük etmenlerden biri uçağın icadı. Artık lüks olmaktan çıkan uçaklar, ulaşımın demirbaşlarından olmaya başladılar. Gelişen teknoloji ve sosyal imkanlar sayesinde, gelecekte bir gün her şehrimizde bir hava alanı olduğunu düşünmek hayal gücümüzün değil gerçeğin eseri olacağa benziyor. Teşekkürler.WrightKardeşler!…

Gönderiliyor, Lütfen Bekleyin....

Bu yazıda telif haklarına ve yasalara aykırı bir bilgi veya link bulunuyorsa lütfen buradan iletişime geçiniz.

Toplam 37 sayfa, 34. sayfa gösteriliyor.« İlk...10...333435...Son »
Sponsorlar: ZAYIFLAMA HAPI.ZAYIFLAMA.estetik.flash oyun.evden eve nakliye.evden eve nakliyat

Evden Eve Nakliyat- Chat - Mynet - Dini Sohbet - Sohbet - Masal dinle - Netcim